SAĞLIK

Karaciğer, yüzde 80’i bozulmadan alarm vermiyor

Karaciğer, yüzde 80’i bozulmadan alarm vermiyor
Karaciğer, vücudun en hayati organlarından. Ancak iflas ettiğinde, doktora koşuyoruz. Günümüzde nakiller başarıyla yapılıyor ama bekleme süresi çok az. Saatlerin bile önemi var. Böbrekteki gibi diyaliz imkânı yok. Organ bulmak zor.

Arkadaş sohbetlerinde ‘karaciğer’ denildiğinde şüphesiz akla ilk önce sakatat manasındaki gelir. Ardından lezzetin hangi pişirimle yakalandığı tartışılır. Büyüme çağındaki çocuklara bilhassa önerilen, zengin bir besindir. Genel kültür seviyesinde sağlıklı yaşamdan söz açıldığında, sirozun öldürücülüğüne hemen herkes vâkıftır. Hepatit virüsünün tehlikesine de… Ama organ manasındaki karaciğerin; protein, şeker, vitamin, yağ, mineral, enzim ve daha pek çok hayati maddenin trafiğini bir orkestra şefi hassasiyetiyle yönettiğinden; vücudun bağışıklık, dayanıklılık ve yenilenme sistemindeki en ağır yükü çektiğinden kaçımız haberdarız? Oysa bu organda yetmezlik oluştuğunda, böbrekteki gibi nakle kadar bekleyecek çok vaktimiz yoktur. Çünkü herhangi bir makineye bağlanarak onun fonksiyonu sağlanamamakta henüz. Şöyle demek daha doğru belki, artık ölümle tanışmaya kısa bir süre kalmıştır aslında. Umarız frekansları ‘lezzet’ dalga boyundan ‘sağlığa’ çevirmede gecikmemişizdir hiçbirimiz.

Dünyaca tanınan karaciğer nakli uzmanı Prof. Dr. Münci Kalayoğlu, hastaların, organ yüzde 80 bittikten sonra doktor kapısını çaldığından yakınıyor. Yakınmanın sebebi, birkaç cümledir vurgulamaya çabaladığımız, o evrede yapılabileceklerin sınırlılığı. Çoğunda tek yol, nakildir o saatten sonra. Ancak her yıl 5 bin son radde hastasından 500’ü bu fırsata erişebiliyor Türkiye’de. Karaciğer; fedakârlığı ve hamaratlığı yanı sıra, nankörlük ve eziyete de aldırmıyor öte yandan. Zaten bu yüzden, geç belirti veriyor yetmezlik. Organı tanımak ve korumak mecburiyetindeyiz.

Nakildeki başarı oranı, 1967–1981 arasında yüzde 15’lerde seyrediyor. Sürekli yeni ameliyat teknikleri deneniyor. Prof. Kalayoğlu, bu işin piri ve inceliklerini öğrendiği hocası Dr. Thomas Starzl’la 1981’den 1983’e 178 nakil operasyonuna imza atar. Yüzdeyi, 15’ten 80’lere çıkarırlar. Başarıdaki sıçramada Borrell’in bulduğu “cyclosporin” adlı ilacın payı büyüktür. Kalayoğlu, 2006’dan bu yana İstanbul’da. “140 ameliyatta başarı oranımız yüzde 90.” diyor. Nakli kolaylaştıran ve organın yeni bünyeye tutunmasına yardım eden onlarca maddeye rağmen hâlâ ret olaylarıyla karşılaşılması ister istemez moralleri bozuyor. 4 Eylül’de Winsconsin Üniversitesi’nden Karaciğer Nakli Medikal Direktörü Prof. Dr. Alexandru Musat, Kalayoğlu’nun Organ Nakli Genel Cerrahi ve Çocuk Cerrahisi Bölüm Başkanlığı’nı yürüttüğü Memorial Hastanesi’nce düzenlenen konferansta, 46 hastadaki tecrübelerini hekimlerle paylaştı. Sebebi belirlenemeyen özel ret olaylarının izahını ortaya koyan sonuçları itibariyle sevindirici bir çalışmaydı bu.

-Prof. Musat’ın anlattıklarından hastalara müjde var mı?

Kan grubu tutsa bile bazen üç aydan sonra da karaciğeri vücut reddedebilir. Sebebi, tam uyum yoktur.. Veya özel uyumsuzluk maddeleri vardır. Bunları artık tespit edip çare bulabiliyoruz. Tedavi ettiğimiz hastalar var. Bana göre karaciğer naklindeki başarı oranını artıracak son yıllardaki en önemli olay.

-Bir nakilde ortalama ömür ne kadardır?

Ağustosun 12’sinde tören vardı, gidemedim. 1984’te ABD’de ameliyat ettiğim hemşire hastam 17 yaşındaydı. İki oğluyla yaşıyor. Ama Dr. Starzl’ın ameliyat ettiği 40 seneyi aşan hastalar var.

-Genel oran…

Hasta kendine iyi bakarsa, normal hayat süresini bitirmemesi için hiçbir sebep yok.

-Karaciğer sağlığında beslenme kültürü ve alkol çok önemli. Sigarada da toplum ciddi bilince ulaştı.  Ama alkol tehdidi biraz geçiştiriliyor sanki. Ne dersiniz?

Anlatacağım, önce nasıl bir organdır karaciğer; ne iş yapar, yapmaz. Vücudun en büyük organıdır bir defa. Sağ tarafta akciğerin hemen altındadır. Sirozlu ciğerde kanser riski, olmayana oranla çok yüksektir. İhtiyaç duyduğunuz demiri, vitamini ve diğer mineralleri bu organımız toplar.

-Bir nevi vücudun kileri yani…

Evet, kileri; hepsini içine alıyor, depoluyor. ‘Ben olmazsam ayakta duracak hâlin kalmaz’ diyor. Gıdalarınızın sindirimini sağlayan safrayı o yapar. Yemek alındığı gibi vücuduna gitmiyor ki. Mide parçalıyor. Karaciğer safra kesesine safrayı gönderiyor. Kese de depoluyor. Ne zaman ki mide doydu, safra onikiparmak bağırsağına boşaltılıyor. Pankreasın iki önemli fonksiyonu var. Biri insülin, diğeri de gıdaların parçalanmasını sağlayacak enzimleri üretiyor. Pankreas enzimleri onikiparmak bağırsağına boşaltıyor. Gıdaları bağırsaklardan emilecek hâle getiriyor. Bağırsaklar emiyor ve karaciğere yolluyor. Karaciğer kötü olanını atıyor, iyi olanını tutuyor. Karaciğer olmazsa yenilenler boşa gidiyor. Alkol, bira, şarap ve ilaç dâhil her türlü kimyasalı vücuttan temizler. O olmazsa kötü alışkanlıklarımız bizi öldürebilir. Kötü maddelerde ısrar ona savaşı kaybettirebilir. Çok dayanıklı bir organ. Bir, iki, on senede olmuyor. Seneler zor yıpratabiliyor. Enerjileri vücutta depoluyor. Enerji şart. Karaciğer olmazsa, kan şekeri kontrol dışı düşer ve komaya gireriz. Enerji gelmezse soğuktan donarız. Karbonhidrat, şeker ve yağları depo eder. Proteinleri depolanabilir hâlde kaslara yollar.

-Kanla ilişkisi söz konu mu acaba?

Kemik iliği henüz gelişmemişken, anne karnındayken kan yapmaya başlıyor. Bazı durumlarda karaciğer hâlâ kan üretir. Aldığımız gıda her zaman protein değil. Şeker alıyorsun, onu proteine, yağa dönüştürüyor. Yağları şekere, şekerleri yağa, proteinleri şekere. Ne ihtiyaç varsa ona göre. Protein lazım adalenin büyümesi için, hemen kasa gönderiyor. Havadaki zehirleri, dumanı, kimyasalları vücuda girdiğinde temizliyor. Karaciğer olmazsa zehirlenip ölürsünüz. Yaralandığında kanamayı durduracak pıhtılaşma faktörlerini yapar. Bu çok önemlidir. Çalışmazsa öldürücü kanamalar gelişebilir. Bir sünnet yaparsın, kan durmaz. Sünnetten öleni çok gördüm. Mikroplarla savaşta yardımcıdır. Bazı karaciğer hücreleri mikropları öldürücü güce sahip. Karaciğer çalışmazsa insanlar enfeksiyonlara dayanamaz. Alkole, bira veya şaraba boğulmamalı. Bazen bir içki bile karaciğerde kalıcı zarara yol açabiliyor. Şurası muhakkak ki dinî yönü bir tarafa, alkol, şarap ve bira fazla alındığında toksit etkisi, zararı var.

-Zarar nasıl oluşuyor?

Siroza, hepatite yol açıyor uzun süreli zehirli madde alınması. Karaciğere gelen alkol, nötralize sırasında dört beş hücreyi öldürüyor. Karaciğer kendini feda ediyor. Milyarlarca hücre var ama bugün bir hasta geldi, 10 sene çok fazla içmiş, sonra kanamaları başlamış, siroz olmuş. Olunca içinden kan doğru dürüst geçmiyor karaciğerin. Yemek borusunun etrafına geçiyor ve kanamalar oluyor.

-Sirozlu bir karaciğer fonksiyonlarını ne kadar kaybediyor?

Doktor önerisi dışında kesinlikle kullanmayın. Kolaylıkla hasarlanabilir karaciğer. Hasarlar kalıcı olarak siroza dönüşebilir. Siroz kalıcıdır, başlayınca bir daha normale dönmez.

-İlerlemesi durdurulabilir mi?

Evet. Sebep ortadan kaldırılırsa hasta normal hayatını yaşar. İlaçlar bazen zorunlu olabilir; ama gereksinim dışı ilaç kullanmak kötü bir alışkanlıktır. Başım ağrıyor, her gün bir tane şu ilacı alayım demeyin…

-Bir ilacı hastalığım sebebiyle sürekli kullanmak zorundaysam… Etki birike birike siroza dönüşebilir mi?

Mesela, kolesterol düşürücü ilaç kullanıyorsunuz. Karaciğer fonksiyonlarını muhakkak takip etmelisiniz. Birçok ilaç var karaciğere toksit etki yapan. Prospektüste yazar bunlar.

-Birkaç örnek daha verir misiniz?

Bazı mantar ilaçları, bazı antibiyotikler… Her türlü ilaç, her türlü kimyasal oradan geçip temizlendiği için dikkatli olmak gerekiyor. Oda ve saç spreyi gibi maddeleri bile. Mutfak temizlik maddelerini kullanırken muhakkak eldiven giyilmeli. Böcek ilaçları, boya spreyleri vs… Sebze ve meyve muhakkak yıkanmalı. Ayrıca yağlı gıda fazla yemeyin. Vücutta yeterli kolesterolü karaciğer yapıyor zaten. Çok yağlı yer ve kilo alırsanız karaciğer de yağlanıyor. Ama karaciğerin yağlanması da siroza yol açıyor.

-Başka neler etkili siroz oluşumunda?

Bazı doğumsal hastalıklar var. Örneğin, çocuk doğarken safra yolları yoktur. Safra kesesi de… Ebeveynden geçen hastalıklar da söz konusu. Bazılarını kromozom analizleriyle biliyoruz.

Hemen hepsi ileride karaciğer nakline ihtiyaç gösteriyor. Akmayan safra ciğeri siroz yapıyor. Gene enzim eksikliğine bağlı bazı kalıtsal hastalıklar var. Karaciğer vücuda giren bakırı arıtır ve atar. Büyük abdestle çıkar. Vinson hastalığında bir enzimin eksikliğiyle vücutta bakır birikir. İleride siroz yapar. Bakır beyne geçer. Beyinde fonksiyon, konuşma ve hareket bozukluğu da olur. Hemen karaciğeri değiştiriyoruz.

-Türkiye’de sirozun en sık rastlanan sebebi nedir?

Hepatitlerdir. Ama bunları doğumsal sebeplerin aksine kontrol altında tutabiliyoruz. Yüzde 8 ila 10 oranında Türkiye’de hepatit B var. Bunun için aşı yapılıyor artık. Hepatit C oranı ise yüzde 3. Aşısı kısa zamanda inşallah bulunacak. Ama tedavi edici ilaçlarımız çok.

-Karaciğerde işlerin ters gittiğini nasıl ve ne zaman anlayabiliriz?

Karaciğer, “Kolesterolü yeterince ben yapıyorum. Dengeli beslenirsen, ben de senin için doğru şeyler yaparım. Aksi hâlde siroz olurum. Yüzde 80’im bozulmadan belirti vermem, şikâyet etmem” diyor.

-Yüzde 80’i bozulduğunda ne oluyor?

Sararmaya başlarsın. Karnında su toplanır.

-İlaçlarla hayatıma devam edebilir miyim?

Vücudunda su birikmeye başlar. Çünkü albümin yapamaz artık karaciğer. Ayaklarında su birikir, sonra, dalağın büyür. Yemek borusunun etrafındaki damarlar çatlar, kanamaya başlar. Ve kan kusarsın. Ardından karaciğer amonyağı temizleyemez vücuttan. Çünkü gıdalar bağırsaklara girdiğinde amonyak oluşur. Bu karaciğerce emiliyor. Nötralize edilerek kana veriliyor. Temizleyemediğinde amonyak her yere gidip zehirleyecek. Örneğin beyne... Komaya girersin, nefesin kesilir, ölürsün. Karaciğer hastalığının son raddesi, hepatit komadır. Öncesi kanamalar, bağırsaktan şar diye gelir. Karnında su birikmiştir. Hasta bize yüzde 20 aşamasında geliyor.

-Yüzde 20’ye düşmeden ne yapmalıyız?

Doktora gidilmeli. Kan testleri bazı şeyleri öngörebilir. Karaciğerin bozuk mu anlarım.

-Hangi hekim grupları bakabiliyor?

Hepatologlar, cerrahlar, gastroenteroloji uzmanları… Her doktorun bunu bilmesi lazım aslında. Karaciğer yumuşak ve düzgün ise sorun yok. Sert ve yumru ise sorun var. Doktorunuz şüphelenirse ültrasonografi ve tomografi gerekebilir. Ültrasonografi ses dalgalarıyla yapılıyor. Vücuda hiçbir zararı yok.

-Hasta makinelerle ne kadar yaşatılabiliyor?

Trafik kazası geçiren bir kişinin parçalanan karaciğerini tamamen çıkardık. Bağırsaktan gelen kanı da kestik. 38 saat öyle tuttum. Karaciğer bulundu. Nakil yapıldı, iyi oldu gitti.

-Yapay karaciğer çalışmaları umut verici mi?

Bazı yerler uyguluyor. Bilimsel olarak iyidir, kötüdür diyemiyoruz. Öte yandan pahalı işlemler. Uluslararası belirgin hasta gruplarında yapılmış, mukayeseli klinik çalışmaları yok.  Bu kadar değişik fonksiyonları olan bir organın yerine geçecek bir makine geliştirilmedi. Onun için zaten nakil yapıyoruz.

-Karaciğer naklinde hangi uyumlara bakılıyor?

Dört doktor beyin ölümü var diyecek. Hasta yoğun bakımda olacak. Aile de bağışı onaylayacak. Hastanın kanına bakılır sonra. Karaciğer fonksiyonları normal mi, herhangi bir enfeksiyon var mı, kanser, beyin tümörü vs. Hasta neden öldü? Veriler olumluysa karaciğeri alıp hastaneme getiriyorum. Patalojide inceleniyor. Yağlıysa takmıyorum. Her değer iyiyse, yaş önemli değil, 80 yaşındaki hastanın da karaciğerini kullanabiliriz, 3 günlük çocuğunkini de. Çocuk büyüdükçe büyüyor. 4 yaşındaki bir çocuğun karaciğerini kullandık. İlk ayda karaciğer normal büyüdü. 15 gün önce 6 yaşındaki çocuğun karaciğerini 9 aylık bir çocuğa taktık.

-Kan grubu uyumu…

Karaciğer naklini kan grubu uymayanlara da yapabiliyoruz ilaç desteğiyle. Takmak artık problem değil. Kan grubu uyumu olursa çok iyi.

-Canlıdan canlıya nakilde oran ne?

Ameliyatların yüzde 50-60’ını böyle yapıyoruz. Canlıdan canlıya. Türkiye, canlıdan yapılan ciğer naklinde Avrupa’da bir numara.

-Bağışlayanın hayatı nasıl etkileniyor nakilden?

Bağışlayana çıkartılan bölümün hiçbir zarar vermeyeceğine inanırsak, nakli yapıyoruz. Kişi misal, ağabeyine verecek. Bakarız, karaciğeri ne kadar büyük? Kalan, çıkartılana, alınan hastaya yetecek mi? Aksi hâlde yapmayız ameliyatı.

 

‘10-15 yılda

kişiye özel karaciğer üretileceğinden eminim’

 

-Karaciğeri kök hücreyle tedavi edici araştırmalarda, kongrelerde en son neler anlatılmakta?

Dünya karaciğer toplantısı vardı New York’ta, Manhattan’daki Hilton’da. Minnesota’dan bir bayan araştırmacı anlattı. Domuz karaciğerini alıyorlar. Bütün hücrelerini yıkıyorlar, Ciğerin sadece çatısı kalıyor. Sonra ona insan kök hücreleri veriyorlar. O hücreler karaciğeri yapıyor, damarlar damar oluyor, sinirler sinir, safra yolu safra yolu oluyor. Hayret ettik. 1,5 saat anlattı, inanamadık hatta ilk önce. Kalp alıyorlar, kalbin maskesini çıkartıyorlar. Domuzdan gene domuza kök hücre veriyorlar. Üç hafta sonra kalbin hareket ettiğini görüyorsun. Esasında daha deneysel olarak bir insan tecrübesi yapılmamış ama bu bir başlangıç. Ben belki göremem, 10–15 yıl içinde sana özel bir karaciğer, böbrek üretileceğinden eminim. Kök hücrenin büyük geleceği var.

-Erken teşhis diyebileceğimiz aşama nedir karaciğerde?

Türkiye’de o kadar kötü durumdayız ki, senede 5–6 bin kişiye karaciğer takmak zorundayız. Ama yapabildiğimiz 500. Yapacak gücümüz var, hasta yok. Hastalar erken gelmiyorlar. Kanser çıkmış; değil mi falan böyle de zaman geçiyor, son evre oluyor. Kanser, yetmezlik, kanamalar vs. Bize hasta komada geliyor. 100 hastadan 93’ü ölüp gidiyor.

-Erken gelirse...

Bunları hazırlayabiliyoruz nakle, listeye koyabiliyorum. Beklerse çıkma ihtimali artıyor. Bekleme süresi çok az. Böbrekteki gibi değil. Karaciğer hastalığın varsa gel beni gör kardeşim. Türkiye’deki arkadaşlar çok iyi. Her yerde yapılıyor artık. Amerika’da ameliyat ettiklerimin yüzde 40’ı alkole bağlıydı, Türkiye’dekilerin ise yüzde 40’ında hepatit B kaynaklı.

ÖNERİLEN YAZILAR