DOSYALAR

Tüketicinin köşesi var, ya kanunu?..

Tüketicinin köşesi var, ya kanunu?..
İster yaşamak için tüketelim, ister tüketmek için yaşayalım, sonuçta beşikten mezara kadar hepimiz binlerce çeşit mal ve hizmetin tüketicisi durumundayız.Hayatın olmazsa olmaz kaidelerinden biri olan tüketim, Allah'ın (cc) bizlere bahşettiği güzellikler dışında, daima bir değer karşılığında gerçekleşiyor. Yaşayan her insanın, hayatın her safhasında mecbur olduğu tüketici sıfatı ise bazen sömürülüyor, bazen unutuluyor, bazen de gasp ediliveriyor... Dünyanın en büyük topluluğunu oluşturan tüketicilerin birtakım haklarının olduğu ve bu hakların korunması gerektiği görüşü dünyada son yıllarda büyük önem kazandı. Türkiye'de ise tüketicilerin hakkını tam manada koruyan kanunlar henüz 1.5 yıl önce çıktı. Ancak ısrarla Avrupa Birliği'ne girmek istediğimiz bu günlerde; 60 milyonun üzerindeki dev tüketici kitlesine ne hakları anlatılabilmiş durumda, ne de haklarını nasıl elde edebileceği. Türk— İş'in 5 bin tüketici aile üzerinde yaptığı ankete göre toplumumuzun yaklaşık yüzde 80'i tüketici haklarının ihlal edildiği görüşünde.

Satın aldığınız ayakkabıdan, seyahat ettiğiniz araçtan, TV'de izlediğiniz reklamlara kadar çok geniş bir yelpazesi olan tüketici haklarından kanunlarımızda 1995'e kadar mücerret kavramlarla bahsediliyordu. Gümrük Birliği telaşıyla çıkartılan yasalar ise tüketicileri ancak teoride koruyabiliyor. Şikayeti olan bir tüketici illerde sanayi ve ticaret müdürlüğüne, ilçelerde ise kaymakamlıklara bağlı olarak çalışan hakem heyetlerine dilekçeyle başvurabiliyor. Tüketici haklarını tam olarak bilmeyen ve ayda sadece 250 bin lira gibi komik bir ücret alan bu heyet üyelerinin tam olarak verimli çalıştığı söylenemez. Çünkü en geç 1 ay içinde karar verilmesi gereken şikayetlerin sonucu bazen aylar alabiliyor. Şikayet eden tüketici heyet tarafından haklı bulunsa bile heyetin yaptırım gücü olmadığı için somut bir sonuç alınamıyor. Bu durumda tüketici sadece buruk bir tebessüm ile 'İyi de ben zaten biliyordum haklı olduğumu, değişen ne oldu?' diyebiliyor...

Kanunun 28. maddesinde belirtilen ve bilinçli tüketiciler için başlarda bir umut olan ücretsiz laboratuvarlar, kurulmadığı; tüketici mahkemeleri de işlemediği için sadece iyimser bir hayal olarak kaldılar. Labaratuarlarında en ucuz tahlilleri yapan belediyelerin bile ücretleri 1.5 milyon liradan başlıyor. Tüketici mahkemeleri ise kanunda harç parası ödenmeyecek maddesiyle birlikte anılsa da mahkemeye başvuran kişi en az 10 milyon liradan başlayan bilirkişi ücreti ve avukat ücreti ödemek zorunda kalıyor. Bazen birkaç milyon liralık bir 'hak' için 50—70 milyon liralık fatura çıkabiliyor. Karşılaşılan yoğun bürokratik engeller ve davaların sonuçlanma süreleri de işin cabası...

Tüketicinin en büyük yardımcısı gazeteler

Türk— İş'in tüketici anketi, gazete okurlarının yüzde 94'ünün tüketici köşelerini okuduğunu ve bu köşelerin faydasına inandığını ortaya koyuyor. Tüketici köşelerinin duayeni Meral Tamer 13 yıl önce Cumhuriyet gazetesinde idealist bir ekonomi muhabiri olarak çalışıyor, ev ekonomisi ismiyle hazırladığı köşesinde zaman zaman tüketicilerin de birtakım hakları olduğunu yazıyordu. Ve bir gün, öğretim üyesi bir bayanın ünlü bir mağazadan aldığı ayakkabının 2 gün içinde delindiğini mağaza sahibine ilettiği zaman aldığı "Hanımefendi, insanlar gibi ayakkabılar da ölür. Ayakkabı ani şoka uğramış. İnsanlar da aniden kalp krizinden ölmüyor mu?" cevabı Meral Tamer'in meslek şeklini bir anda değiştirdiği gibi milyonlarca tüketicinin en büyük yardımcısı olacak tüketici köşelerinin de doğuşunu hazırlamış. Meral Tamer öğretim üyesi hanımın mağduriyetini giderir ve köşesini dünyada eşine zor rastlanır bir değişiklik yaparak tamamıyla tüketici haklarına ve tüketici mağduriyetlerine ayırır. Türkiye'de henüz tüketici hakkından söz edilmediği bir dönemde köşesini bu konuya ayıran Meral Tamer bugün "1983'te böyle bir köşe hazırlarken, tüketici haklarının bugünkü seviyeye gelebileceğini tahmin bile edemiyorduk. Ancak hâlâ birtakım eksiklikler olduğu kesin. Gönül ister ki bize gelen şikayetler, önce üretici firmaya gitsin, hakem heyetlerine gitsin, sonuç alınamaz ise, şikayetle biz ilgilenelim" diyor.

Meral Tamer'in açtığı yolda, yılda binlerce tüketici mağduriyetini gidererek ilerleyen Sabah Gazetesi Tüketici Köşesi Sorumlusu Filiz Çiçek Bil, kanunların tam olarak işlememesinin Türk tüketicilerinin en büyük meselesi olduğuna inanıyor. Filiz Çiçek Bil "Hakem heyetlerinin yaptırımı olması gerekiyor. Tüketici mahkemelerinin de tam olarak çalışabilmesi gerekiyor. Memnun kalmadığı tencereyi cumhurbaşkanının eliyle değiştirten tüketicileri görsem de, Türkiye'de tüketici hakkının alınmasının zor olduğuna inanıyorum" diyor.

Tüketiciler sadece satın aldıkları mal ve hizmetlerde kandırılmak istenmiyor. Bazen yayınlanan reklamlarda da tüketiciyi kandırmaya yönelik unsurlar bulunabiliyor. Hürriyet gazetesinde Tüketicinin Erkan Abisi köşesini hazırlayan Erkan Çelebi de reklamlar yoluyla birçok tüketicinin kandırıldığını ve bunun sadece reklamları yayınlayan medya kuruluşlarının hassasiyetiyle çözülemeyeceğini belirtiyor. Çelebi "Reklam Kurulu şu an ayda bir kez toplanıyor. Her 3 günde bir toplanan Reklam Kurulu, tüketiciyi aldatan onlarca reklamın yayınını durdurabilir. Tüketici haklarının iyice yerleşmesi için önce hakem heyetleri eğitilmeli ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı daha aktif çalışmalı" diyor. Zaman gazetesinin Tüketici Köşesi'ni hazırlayan Hüseyin Sümer ise yayınlarda sadece tüketiciye yardımın amaçlanmaması gerektiğini, tüketiciyi hakkını kendisinin arayabileği seviyeye ulaştırmak için eğitim ağırlıklı yayınların yapılmasından yana olduğunu belirterek "Bu köşeler bir yere kadar yardımcı olabilir. Önemli olan halkımızı hakkını kendisinin alabileceği seviyeye getirmek" diyor.

Tüketici sorunlarına eğilen gazeteler de aslında bir açmazın içinde. Çünkü gazetelerin vermeyi vaadettikleri promosyonlar yoluyla mağdur ettiği milyonlarca tüketicinin hakkı ise yine bu köşelerde unutulmuş durumda.

Tüketici derneklerini açtık, ya sonrası?...

Batılı devletlerde tüketicinin hakkını, pratikte işleyen yasalardan sonra kendilerinin kurduğu dernekler arıyor. Ancak Türkiye'deki yasalar bu tür derneklere destek vermediği gibi, kurulmalarını ve işleyişlerini kısıtlayarak köstek de oluyor. Örneğin kamu kurumlarında çalışanların dernek kurması yasak, üyeliği ise bağlı olduğu kurumun iznine bağlı. Tüm dernekler için geçerli olan siyasi faaliyetlerde bulunma yasağının tüketici derneği için özel bir önemi var. Çünkü bu yasakla tüketiciler iktidarların kendi aleyhlerine yaptığı haksız zamlara, sivil toplum örgütü olarak 'siyaset' olur gerekçesiyle tepki gösteremiyorlar. Halkın sözcüsü olarak konuşmak isteyen bir dernek yöneticisi mülki amirlikten izin almak zorunda. Konuşulanlar ancak 24 saat sonra basına yansıtılabiliyor. Yine tüketici derneklerinin konfederasyon kurmaları, diğer derneklerle bağlantıya geçmeleri bir hayli güç. Derneklere bunca zorluğu çıkartan anlayışın ise onlara herhangi bir kaynak aktarmaması da normal olsa gerek. Gümrük Birliği görüşmelerinin yapıldığı günlerde tüketici derneklerine yapılması düşünülen yardımların duyulmasından sonra uğraşılıp da açılamayan dernekler bir anda açılmaya başladı. Anadolu'da tek bir şubesi olmadığı halde tanıdıklarının ticarethane telefonlarını dernek şubesi olarak gösterenler, tek bir telesekreter alarak dernek kurduğunu iddia edenler ne yazık ki (!) umdukları para yardımını bulamadılar.

Türkiye'nin ilk tüketici derneğini 11 yıl önce kuran Tüm Tüketicileri Koruma Derneği Başkanı Mehmet Barak bu tür dernekler için "Biz derneğimizin daima büyümesi için uğraştık. Bugün, her türlü şikayeti çözümlemek için çalışabiliyor, her türlü tahlili yapabiliyor ve sesisimizi var gücümüzle duyurmaya çalışıyoruz. Peki bu fason dernekler niçin büyümek için çalışmıyor, yardım etmek için çalışmıyor?" diyor.

Tüketiciye hizmet amacıyla kurulan tüketici dernekler kendilerine gelen şikayetleri önce üretici ve satıcı firmaya bildiriyorlar. Eğer satışta fatura verilmemişse vergi ihbarı yapılıyor, hakem heyetine bildiriliyor ve yine sonuç alınmaz ise mahkemeye başvuruluyor. Uzun süren davalar, dava konusu olan mal ve hizmetin onlarca katı kadar masraf... Sonrası Allah Kerim.

ÖNERİLEN YAZILAR