|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
EKONOMI

Türkiye dünyanın neresinde?

12 Ekim 1996 / MURAT AYDIN
Kıyasıya bir rekabet almış başını gidiyor. Birçok ülke dünya ticaretinden daha fazla pay alarak refah düzeyini yükseltmenin peşinde.
Bazı ülkeler coğrafi konumundan kaynaklanan avantajlarını değerlendirmeye çalışırken bir kısmı insan kaynaklarını değerlendirerek kalkınmaya çalışıyor. Türkiye bu yarışta şimdilik pek iddialı gözükmüyor ancak enflasyon gibi birkaç gösterge hariç istatistikler sessiz bir tırmanışın işaretlerini veriyor. Türkiye dünya haritasında olduğu gibi ekonomik bakımdan da dünyanın ortasında bir yerlerde. Dünya Bankası'nın hazırladığı 1996 Dünya Gelişme Raporu'nda Kişi Başına Düşen Milli Gelir sıralamasına göre Türkiye 2500 dolarla ikinci elli ülkenin birinci sırasında yer alıyor. Diğer bir deyişle dünya zenginlik sıralamasında 51'inciyiz. 1992'de 52'nci sırada yer aldığımız gözönüne alınırsa iyi bir gelişme. Ancak dünya ortalaması 4.470 dolar olan Kişi Başına Düşen Milli Gelir rakamına göre bir hayli geride sayılırız.

EN ZENGİN KİM?


Raporda ülkeler düşük gelirli, orta gelirli, üst orta gelirli ve yüksek gelirli olarak dört gruba ayrılmış. 39 ülkenin yer aldığı orta gelirli ülkeler grubunda ülkemiz 9'uncu. Kişi Başına Düşen Milli Gelir'in 720 doların altında olduğu düşük gelir grubunda 51 ülke yer alıyor. 17 ülkenin bulunduğu üst orta gelir grubunun lideri son yıllardaki hızlı kalkınmasıyla göz dolduran Kore. Hırçın komşumuz Yunanistan da 7.700 dolar gelirle bu grupta yer alıyor. Zengin ülkeler grubunda 25 ülke var. Petrol geliriyle dünyanın en zengin ülkesi olan Birleşik Arap Emirlikleri 'nde Kişi Başına Düşen Milli Gelir raporda yer almıyor ancak 37.930 dolarla ikinci durumda olan İsviçre'den daha zengin. Japonya ve Singapur gibi birkaç ülke dışında zengin ülkelerin çoğu Avrupalı.

Türkiye, nüfus ve yüzölçüm bakımından zenginlik sıralamasına göre bir hayli önde. 60.8 milyonla dünyanının en çok nüfüslu 15'inci ülkesiyiz. Yaklaşık 1 milyar 200 milyon nüfusla dünyanın en kalabalık ülkesi Çin. Nüfusu bir milyon kadar olan Gine—Bissau gibi devletler bile var. 779 bin kilometrekare yüzölçümüyle Türkiye dünyanın 30'uncu büyük ülkesi. Dünyanın en büyük topraklarına sahip ülkesi, dağılmasına rağmen 17 milyon 75 bin kilometrekare ile yine Rusya. Singapur ve Hon Kong yaklaşık biner kilometrekarelik küçük yüzölçümleriyle dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alıyorlar.

NORMAL YAŞIYORUZ

Gelişmişlik göstergelerinde önemli bir yeri olan ortalama yaşam süresinde dünya ortalamasını tam olarak tutturmuşuz. Türkiyeliler'in ortalama ömrü aynı zamanda dünya ortalaması olan 67 yıl. İnsanların en az yaşadığı ülke Gine—Bissau. Bu ülkede yaşayan insanların hayat ortalamaları 38. Ortalama 79 yılla Japonya en uzun ömürlü insanların ülkesi.

Yine gelişmişliğin diğer bir göstergesi olan okur yazarlıkta 48'inci durumdayız. Yetişkinlerde okuma yazma bilmeyenlerimizin oranı yüzde 18. Gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 5'in altında. En cahil ülke ise okuma yazma bilmeyenlerin nüfusun yüzde 86'sını teşkil ettiği Nijer. Ülkemizde çocuk ölümleri her yıl azalmasına rağmen binde 62. Bu sıralamada da 38'inciyiz.

Türkiye iklim, coğrafi imkanlar ve doğal kaynaklar bakımından oldukça avantajlı bir ülke. Topraklarımızın yüzde 36'sı ekilebilir arazi niteliğinde. Verimli araziler bakımından dünyanın 18'inci sırasındayız. Ancak bu potansiyelimizi bir türlü değerlendiremiyoruz. 202 bin kilometrekare ormanımız var. En çok ormana sahip 21'inci ülkeyiz.

İthalatımız ihracatımızdan fazla ama dünya sıralamasında ithalatta 33'üncü sırada, ihracatta 28'inci sıradayız. Dış borçta ise 72 milyar dolarla 25'inciyiz. Doğal kaynaklarımızın zenginliği gibi altın rezervimiz de oldukça iyi. 15 milyar dolarlık altın rezerviyle 19'uncu sıradayız. Büyüme hızımız ise 10 yıllık ortalamaya göre yüzde 1.4. Diğer ülkelerle kıyaslandığında 36'ıncı sırada istikrarlı büyüyen ülkeler arasında sayılabiliriz.

ENFLASYONDA BAŞLARDAYIZ

Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri enflasyon. Uluslararası rakamlarla karşılaştırıldığında bu daha iyi gözüküyor. Eylül 1996 aylık enflasyon yüzde 6.1 olarak belirlendi. Bizim bir aylık enflasyonumuz Batı'daki ülkelerin birkaç yıllık enflasyonundan daha çok. Mesela yıllık olarak enflasyon Almanya'da yüzde1.6, Fransa'da yüzde 2.2, Kanada'da yüzde 1.4, Japonya'da ise yok denecek kadar az: Yüzde 0.4. Enflasyonda 1984—1994 yılları ortalaması olan yüzde 65.8 rakamıyla dünyanın en yüksek enflasyonlu 24'üncü ülkesiyiz. Ancak bizden yüksek enflasyonu olan ülkelerin çoğunun iç karışıklık, savaş, rejim değişikliği gibi nedenlerle ekonomileri altüst olmuş durumda. 1992'ye kadar enflasyon oranı bizden yüksek olan Arjantin, Brezilya, Meksika gibi ülkeler şu anda oldukça başarılı durumdalar. Yani Türkiye kendi kategorisinde enflasyon şampiyonu. Enflasyon yüksek olunca haliyle faizler de yüksek oluyor. Bankalarımız verdikleri yüzde 95 faizle dünyanın en çok faiz veren bankaları arasında üçüncü sırada yer alıyorlar. Böyle olunca faizin enflasyonu, enflasyonun faizi beslediği kısırdöngüden bir türlü kurtulamıyoruz.

YERİMİZ BURASI DEĞİL

Rakamlar yalan söylemez diye bir söz var. Bazıları tarafından rakamlar yanıltma amacıyla kullanılsa da genel olarak doğru bir söz bu. İşte rakamlar Türkiye'nin dünyadaki yerini böyle gösteriyor. Ülkemizin coğrafi konumunu, doğal kaynaklarını, iklimini, tarihi arkaplanını birer avantaj olarak hesaba kattığımızda Türkiye bugün her haliyle orta boylu, dünya ekonomi ve siyasetine etki edemeyen bir devlet olmaması gerekirdi. Yani Türkiye'nin bulunması gereken yer burası değil. Bizim yerimiz şampiyonlar ligi.