KAPAK

Sivas'a dikkat!

Özellikle ağustos ayı içinde yaşanan eylemler; gözleri, Anadolu'nun 'göbeği' sayılan Sivas'a yöneltti. Alevi ve Sünni vatandaşlarımızın asırlardır kardeşçe yaşadığı bu şehirde yabancı bazı ajanların ellerinde bol sifırlı çeklerle dolaşması, hayra yorulmuyor. Kırsal alanda cirit atan DHKflG, PKK ve TİKKO'luları temizlemek için bölgeye çok sayıda güvenlik görevlisi gönderildi

1996'nın bahar aylarında Ankara'daki yetkili makamlara bir bilgi ulaşır. Buna göre, dış mihraklara mensup birkaç ajan, yanlarında Sivas'ı temsil edenlerden birisi olduğu halde, Divriği'nin Alevi vatandaşlarımızın yaşadığı bir köyüne giderler. Köyün önde gelenleri ile görüşen ajanlar, "Suriye'de Nusayriler nasıl iktidardaysa, sizi de Türkiye'de iktidar ve tam hakim yapacağız. Ancak bu uğurda, sizin üçte biriniz yok olabilir. Eğer biz bu işte varız diyorsanız, size destek vereceğiz" diyerek Türkiye'de de faaliyet gösteren yabancı bir bankanın yüklü miktarda çeklerini verirler. Ardından bölgedeki başka köyleri de gezerler. Olaydan Sivas'ın bir ilçesinin belediye başkanının da haberi vardır. Bu bilgileri Emniyet'ten üst düzey bir yetkili de doğruluyor. Bazı güçlerin PKK'dan sonra Türkiye için en önemli huzursuzluk malzemesi olarak Alevi vatandaşları mızı gördüğünü anlatan emniyetçi, yabancı istihbarat örgütünün, toplu eylem için yöre halkını istim üstünde tutmaya çalıştığını hatırlatıyor.

Son zamanlarda Sivas'ta bir hareketliliğin yaşandığı gerçek. PKK'nın yanısıra diğer sol örgütlerin gerçekleştirdikleri eylemler, gözlerin bu şehre dönmesine yetti. 9 kişinin katledildiği son tren istasyonu eylemi, devletin de Sivas üzerinde yoğunlaşmasını sağladı. İçişleri Bakanı Mehmet Ağar başkanlığında toplanan güvenlik zirvesi, terörün bölgeye yerleşmemesi için alınacak tedbirleri konuştu. Tehlikenin ve tehditlerin artması üzerine zaten kırsal kesimdeki insanlar silahlanmaya başlamıştı.

PKK, son iki yıldır Sivas'a büyük önem veriyor. Geçen yıl Malatya, Maraş, Adıyaman, Hatay, Adana, Çorum, Yozgat Akdağmadeni ve Kayseri'nin bir bölümünden müteşekkil Koçgiri adlı bir eyalet ilan etti ve Sivas'ı eyaletin merkezi yaptı. Hatta örgüt, sırf Sivas'taki Alevi vatandaşları yanına çekmek için, Devrimci Halk Partisi (DHP) adlı bir birim oluiQr turdu ve bu amaçla oluşan 50 kişilik tinl! Bekaa'da eğitti. Bugünlerde (eylül içinde) bu grup, Sivas'a gelerek faaliyetlerine başlayacak.

Peki, bölgede bir çok insanın bildiği bu bilgileri güvenlik birimleri bilmiyor mu? Biliyor. Öyleyse neden tedbirini almıyor? Konunun esas önemli noktası da buradan kaynaklanıyor. Güvenlik kuwetleri gerekli tedbirleri almak için elinden geleni yapıyor. Kaldırıldığı için aylardır izin kullanılamıyor. Gerek askeriye, gerekse polis, arama-tarama ve operasyonlarıara vermeden sürdürüyor. Ancak Türkiye'nin hemen hemen en geniş toprak parçasına sahip olan Sivas için bu yapılanlar yetmiyor. Çünkü Sivas; başta PKK olmak üzere terör örgütlerinin en rahat at oynattığı Tunceli ile sınır. Teröristler, engebeli dağ yollarını kullanarak adeta ellerini kollarını sallayarak Sivas'a ulaşabiliyor. K. Irak ve İran'dan Hakkari'ye ge len bölücü örgüt grupları, sıradağ zirveIeani izleyerek doğrudan Divriği ilçesi üzene geliyor. PKK, Tunceli yönünden gelirken de Ovacık veya Mazgirt'ten çıkıp Keban Barajı'nı botla geçiyor ve Divriği'ye geliyor. Daha kuzeyde ise Mercan Dağları üzerinden İliç, Ovacık, Kemaliye güzergahından Sivas'a ulaşılıyor. Güneyde de Malatya, Arapgir, Dutluca, Kemaliye, Divriği güzergahı izleniyor. 1980 öncesinde olduğu gibi, çok az da olsa yöreden bazı insanların gönüııü ya da gönülsüz destek vermesiyle, terör bu şehrin ayrılmaz parçası oluveriyor.

SIVAS, PKK'NIN NEFES BORUSU

Bunda, girişte de anlatıldığı gibi, yabancı istihbarat örgütlerinin karıştığı ve bölge insanını Alevi-Sünni diyerek birbirine düşürme planlarının rolünün büyüklüğünü de unutmamak gerekiyor.

PKK başta olmak üzere terör örgütlerinin son zamanlarda Sivas'ı merkez edin meleri kimsenin dikkatinden kaçmadı. Silahlı teröristlerin kendilerine rahatlıkla kaynak bulabileceği bu kozmopolit coğrafyanın arazi yapısı her türlü eyleme müsait. Tarih boyunca çeşitli emeııer için suiistimal edilegelmiş Alevi vatandaşlarımızın Sivas'taki konumu diğer illerimizdekinden çok farklı. 1200 köy ile Türkiye'nin en çok köyüne sahip olan Sivasıta, nüfus olarak yaklaşık üçte bir'i teşkil eden Aleviler, coğrafi yayılım bakımından Sivas topraklarının yüzde 60'ında mevcut. Güney'deki yoııarının kapanacağını çok önceden anlayan PKK, ters istikamette bir ÇıkıŞ yolu olarak Sivasıtan daha müsait yapıda bir mekan bulamayacağını düşündü. Telsiz konuşmalarında kaydedilen Apo'nun şu sözü aslında herşeyin özeti: "Sivas bizim nefes borumuzdur. Sivas'ı açtık mı bu işi bitirdik demektir."

Sivas, 1995 sonlarında bölücü örgüt tarafından, isyancı aşiret Koçgiri'ye izafeten "Koçgiri Eyaleti" olarak ilan edildi. Güneydoğu haricindeki hemen bütün faaliyetlerin ve eylemlerin merkezinin yavaşyavaş Sivas olması öngörüldü.

Bölgenin kuzeyindeki Alevi köyleri, özellikle '80 öncesinde Dev-Sol'un kırsaldaki faaliyetlerinde Mahir çayan, Deniz Gezmiş gibi isimleri n muhatabı olmuştu. PKK'nın Sivas sorumlusu bu yılın bahar aylarına kadar, CHP Sivas eski Milletvekili Ziya Halis'in "Al iş ar" kod adlı yeğeni Yücel Halis'ti. Bölgede "canlılık" isteyen Apo, Suriye'den yeni kadro ve yeni bir eyalet sorumlusu gönderdi. "Ruhat" kod adlı Sezai Doğan, şehir kırsalında onlarca masum insanın kanına girerek "terör havası" estirdi.

Son aylarda yaşanan gelişmeler içinde en çok korkutan gelişme, terör örgütlerinden ziyade, Alevilerle Sünniler arasında"çok koldan" çabalarla oluşturulmaya çalışılan husumet. İlçe ve köylerde büyük bir ülkenin ajanlarının cirit attığı haberi tek kanaldan gitmiyor gerekli yerlere. Hafik'te, Divriği'de, İmranh'da zaman zaman ilginç "turistlere" rastlanıyor. Bu turistler, özeııikle Alevilerin yoğun olduğu kuş uçmaz kervan geçmez köyleri gezip "turistik heyecan" yaşıyorlar! İşin bir başka ilginç yanı ise, turistlerin çok büyük kısmının Ermeni olması..

PKK'nın, Aleviler arasında taban bulmak için oluşturduğu Devrimci Halk Partisi (DHP) adlı birimi önümüzdeki günlerde bölgeye göndereceği tahmin ediliyor. Bu birimin asıl görevi Kürt ve özellikle de Türkmen Alevi köylerinde" d amara girip" propaganda yapmak ve örgüte sempatizan kazandırmak.

KARADENIZ'E AÇILMA DÖNÜM NOKTASI

Apo'nun Karadeniz'e açılma gayretini değerlendiren bir yetkili şunları söylüyor: "Sivas'ı, Karadeniz'e açılma yolunun bir parçası olarak görüyorlar. Karadeniz'e açılırlarsa birçok yerden lojistik destek bulma imkanları doğacak. Bu, Rusya olabilir, Ermenistan, Gürcistan olabilir. Çizginin doğusunu Pontus Krallığı olarak görüyorlar. PKK ve DHKP-C ile TİKKO bu hattı ellerine geçirirlerse hem kendileri, hem de minnet duydukları Yunanistan fayda sağlamış olacak. Karadeniz'e açılmak PKK için her türlü faaliyetinin yeni yolu demek."

Karadeniz'e açılma isteğinin bir başka boyutu ise şöyle değerlendiriliyor: "Bölgedeki Lazlar'ı ve Gürcüler'i zaman içinde milliyetçilik yoluyla kış kır tm ak. Güneyde sıkışan PKK, eğer Karadeniz'e yol açarsa, böylece hem nefes alacak, hem de uyuşturucu yolu, eleman sokma gibi avantajlar elde edecek. "

"Karadeniz' e açılma" stratejisi, PKK'nın uzun süredir üzerinde durduğu bir konu. Bölücü örgütün geçtiğimiz günlerde Moskova'da büyük bir kamp kurması, gelecek desteğin de adresini veriyor gibi.

Teröristıerin Karadeniz'e açılmasını engellemeye çalışan ordu birlikleri ile teröristler arasında şu sıralar adeta köşe kapmaca oynanıyor bölgede. Kilit noktayı teşkil eden Suşehri ormanıarı ile Koyulhisar civarına ordu birlikleri, tümen ler şeklinde yığılmış durumda. Suşehri ormanıarı; PKK, DHKP-C ve TİKKO arasında yapılan "paylaşım "a göre, TİKKO'nun kontrolünde.

ÖRGÜTLERiN DURUMU

PKK, Sivas'ın kuzey kesimleri hariç bölgenin hemen her yerinde mevcut. Halkın kendisine soğuk baktığı bölgelerde ise DHKP-C ve TİKKO'yu "taş ero n " olarak kullanıyor. Bu üç ögrütün bölgede işbirliği yapmaları konusunda aralarında "protokoller" imzaladıkları biliniyor. Fakat diğer iki örgütün, Kürt milliyetçiliği yaptığı gerekçesiyle PKK'yı zaman zaman eleştirdikleri, hatta aralarında küçük çaplı da olsa çatışmalar olduğu da, bölgeyi yakından tanıyanların ifadesi. Sivas'ın kuzeyinde Türkmen Alevileri daha yoğun. Bu nedenle örgütler arası yapılan paylaşımda, kuzey bölgeleri, tabanını daha çok Alevi kesimden oluşturmaya çalışan DHKPC ile TİKKO'nun ilgi alanına giriyor.

PKK'nın, Sivas kırsalında, merkezde "Koçgiri grubu" dediği 90 kişilik ana grubunun yanında iki grubu daha var. Malatya taraflarındaki "Karasu" grubunda 25, kuzeydeki "Karadeniz" grubunda ise 20 militan bulunuyor. Bölgede halen Dev-Sol'un (DHKP-C) 45, TİKKO'nun ise 25 militanı var. Fakat bu sayılar hiçbir zaman sabit kalmıyor. Bölge dışına gidiş-gelişlerle artıp azalabiliyor.

PKK'nın Sivas'taki faaliyetleri 1991 yılına kadar uzanıyor. Fakat 1993 sonlarına kadar, bölgeye gelen gruplar sürekli kalmaz, bahaıf"da Sivas kırsalına gelen militanlar, geceleri araziyi tanıma-tarama yapar, arazide saklanır, kasım ayı başlarında da bögeyi terkederdi. 1994 başlarında ilk defa, kışı da Sivas kırsalında geçirdi bölücü örgüt.Ve artık sürekli kalıyor. Kamp yerlerinin" olduğu da biliniyor. Örgütün 1996 başlarında Hafik'te büyük bir sığınağı imha edildi. Belki bu yüzden, belki taktik icabı olarak bu olaydan sonra PKK'lı teröristler, sayıları lO'u geçmeyen gruplara bölünmüş şekilde dolaşıyor.

PKK'nın eleman yoğunluğu özellikle Tunceli bölgesinde bulunuyor. Tunceli ağırlıklı Sivas-Erzincan- Tunceli- Bingöl dörtgeninde binin üstünde teröristin bulunduğu tahmin ediliyor. Güvenlik birimleri bu dörtgene layık bir isim bulmuşlar bile: "Kırmızı Bölge."

Sivas'ın kuzeyinde genellikle DHKP-C ve TİKKO var. Hafik ilçesinin "zellikle Asarcık, Adamlı, Tokat Alus' un Saray, Mescid gibi köyleri 'tl .. HKP-C'nin faaliyet sahalarının içinde.

Şu sıralarda Hafik ilçesi kırsalında IS civarında Dev-Sol ve TİKKO elemanı kalıyor. TİKKO ise Koyulhisar, Suşehri, Ordu' nun Mesudiye ve Tokat'ın Reşadiye kırsalında faaliyet gösteriyor. Bununla birlikte, terör örgütleri zaman zaman faaliyet sahalarını takas edebiliyor ya da aynı bölgede ortak faaliyet gösterebiliyor.

Örgütlerin militanlarının dışında "köy kuryeleri" ve "eleman kuryeleri" bulunuyor. Köy kuryeleri yiyecek ve istihbarat taşırken, eleman kuryeleri ise ihtiyaçolduğunda Tunceli tarafına geçip takviye eleman getirme görevini yürütüyor.

Örgütlerin eylemleri genellikle köy basma ve yol kesme şeklinde oluyor. Yapılan her eylem bölge insanları arasında büyük yankı uyandırıyor. İnsanlar hayatlarını "ikindi sonrası" ve "sabahtan ikindiye kadar" şeklinde iki keskin çizgiyle böl müş durumdalar. Tarlalarda çalışan köylüler, güneş batmadan evlerine dönüyorlar ve bunu birkaç yıldır şiar edindiklerini belirtiyorlar.

HALK NASIL BAKıYOR?

Aleviler ve Sünniler arasında şu ana kadar herhangi bir tatsız olay yaşanmamış. Görüştüğümüz Alevi ve Sünni vatandaşların ifadelerine bakılırsa, öyle bir niyetleri de yok. Fakat örgütlerin propagandaları her iki kesimi de olumsuz etkiliyor. Bunun yanında bazı milletvekili, dernek ve partilerin, bölgede özellikle Alevileri mazlum olarak gösterip, Sünnilere cephe alınması için çalışmaları, huzuru ister istemez bozuyor. Sivas Emniyet Üst Düzey Yetkilisi, Sünni köylüler arasında köy basan kişilerin teröristler değil, komşu köylüler oldukları şeklindeki dedikoduların çıkarıldığını, bunun da yanlış anlamalara sebep olabildiğini söylüyor: "Yaygın olmasa da karşılıklı silahlanma var. Bazı köylüler pompalı otomatik silahlar alırken, diğerleri ise ruhsatslZ silahlar ediniyarlar. Bir Alevi-Sünni çatışmasına dair sezgilerimiz var. PKK'nın da istediği, köylülerin artık,dayanamayacak noktaya gelip ayaklanması. "

AKSİYON olarak gezdiğimiz İmranlı, Zara, Hafik, Divriği ilçeleri ve bazıköylerde elle tutulur gerginlik olmasa da hafif bir huzursuzluk sözkonusu. Havanın soğumasının baş sebebi, ter öris tl erin Alevi köylerinde yaptıkları propagandalar ile Sünni köylere yaptıkları baskınlar. PKK'nın 1994'te Selimiye köyünü basıp, muhtar dahil 10 kişiyi öldürmesi,bütün köyleri endişelendirmiş. Fakat gerek Alevi, gerekse Sünni kesim, ellerinde olmayan bu gelişmeleri esefle takip ediyorlar. Görüştüğümüz hemen tüm Alevi ve Sünni vatandaşlar, "Bizim Alevilerle/Sünnilerle hiçbir sorunumuz yok, olmaz da" diyorlar. Imranlı'da kahvehane işleten 40 yaşındaki Sünni İsmet Dilek, yıllardır Alevilerle hiçbir sorununun olmadığını söylüyor ve, "Kahvehaneme Sünniler kadar Aleviler de gelir. İşte bakın, şu masadaki arkadaş, şu ötedeki Alevi, onunla çay içen ise Sünni. Bizim bu birlikteliğimizden rahatsız olan birtakım mihraklar var. Temenni ediyoruz ki kimse onların oyunlarına gelmesin. "

İsmet Dilek, Alevilerin Sünnilere karşı bir tavrını da çok iyi yakalamış: "Alevilerde bize karşı bir eziklik görüyorum Haberleri izlerken, falan yerde şu kadar va. tanda§ı PKK öldürdü denince, sanki biz,olanların sorumlusu olarak kendilerini görü. yormuşuz gibi eziliyorlar, muzdarip oluyar. lar. Ben inanıyorum ve yakinen biliyorum ki, Alevi kardeşlerimiz teröre isteyerek hiı destek vermiyor. Ama destek çıkanlar yol mu? Var, ama sayıları az. Aleviler gelip mertçe söylüyor, itiraf ediyor; gelip silahı da. yıyor, her istediklerini yapıyoruz diyorlar. Ben de aynı şeyi yaparım mecburen."

Alevi vatandaşların bölgedeki teröre nasıl baktıkları, İmranlı'nın Doğançaylı köyünden Haydar Aslan'ın sözlerinde şeklini buluyor. Yeğeni PKK'ya katıl. mış, şimdi dağda. "Sünnilerle aramızdiı hiçbir husumet olmadı, olmaz da" diyen 61 yaşındaki Haydar Amca, "PKK mıdır nt zıkkımdır, halkın huzurunu bozan odur burada. Köylüleri rahatsız ediyor, köylüler gö çü yar. DevlEtten isteğim, bunlan temizlesin. Geliyor Alevi köyüne, yağını, şekerini alıp gidiyor. Ne yapsın Alevi? Halk yılmış onlardan, söylEdiklEri hiçbir şeye inanmıyor insammız. Halk onlardan kaçıyar, kapısını kilitleyip gidiyor İstanbul'a."

"ALEVI VATANDAŞLAR ZOR DURUMDA"

Zara'da görüştüğümüz bir Emniyet mensubu, halkın sobasını, televizyonunu bile bırakıp kaçarcasına terkettiği evlere teröristlerin yerleşip kışı geçirdiklerini anlatıyor: "Alevi halk aslında çok zor durumda. Teröristler Alevi köylerine gelip, gençlerini kendilerine militan yapmak için istiyorlar. Bazı köylerde ise zorla evlerde saklanan teröristlEr, haddi çok aşıyor. Bazı tecavüz olaylan duyduk. "

Terör örgütlerinin bu iğrenç yüzünü köYlüler de dile getiriyor. Zara'nın ni Şehmerzuvan köyü muhtarı ŞükrüMehmet Oba, "Benim birçok Alevi arkadaşlanm var, nelEr yaşadıklannı bana anlatırlar" diyor ve ekliyor: "Önce ekmeğini istiyorlar. Sonra kızlannı istemişler. Adam kızlannı çuvala koyup Zara'ya göndermiş. AlevilEr bu yönden çok ZQr durumdalar. Ben kardeşim kadar onlara da güvenirim. Onlar çok zor durumda olduklannı söylüyorlar."

Halk kesimlerinin birbirlerine karşı iyiniyetli yaklaşımlarına rağmen, adeta görünmez bir el, Alevi ve Sünniyi birbirine arkasını dönmemesi konusunda uyarıyor ve yönlendiriyor. Devlet, terör tehdidinin bulunduğu bazı köylere 900 civarında "keleş" dağıtmış. Köylerin, yaşadıkları "terörist, baskın, ölüm" stresine dayanamayıp diğer köye saldırması, en çok korkulan ihtimaL. Hatta bazı Sünni köylerin, civarlarındaki Alevi köylerine gidip, "Bize bir zarar gelirse sizden biliriz" diye uyardıkları söyleniyor.

Alevi köylerinin özellikle Türkmen olanlarının tamamına yakını teröre karşı. Sivas'ın güneyinde PKK'nın daha fazla tutunmasının sebebinin, orada Dersim isyanı sürgünü Alevi köylerin bulunması. Türkmen Alevilerinin yaşadığı Sivas'ın kuzeyi ile Ordu ve Tokat'ın güneyinde '80 öncesinde Mahir çayan ve Deniz Gezmiş, Dev-Sol adına faaliyet göstermiş. Bu konuda "Bu bölgelerdeki bazı köyler Deniz Gezmiş'i, Çayan'ı hala kurtancı olarak bekler" deniliyor. Bölgede yaşanan ilginç gerçeklerden birisi de şu: "DHKP-C ve TİKKO'nun faaliyetinin Mescid, Adamlı, Kızılcaören, Tokat Almus gibi yerlerde yoğunlaşmasının tarihi bir önemi var. 80 öncesinin Mahir Çayan dönemine atıfta bulunmak için aradalar. Bu iki örgütün elEmanlannın önemli bir kısmı zaten Sivas kökenli. İstanbul'a, Ankara'ya Sivas'ın Alevi köylerinden göçmüşinsanlann çocuklan bölgeye terörist olarak dönüyor. Geliyorlar bir köye, "Ben falancanın oğluyum, filancanın yeğeniyim" diyorlar, kabul görmeleri zor olmuyor. "

DEVLET SiVAS'A HUZUR

Şu anda bölgede S tümen mevcut. Bunun yanında jandarma ve özel harekat birlikleri var. Özel harekat birlikleri, geçen yıl bazı kişi ve kuruluşların medya destekli yaptığı, "Sivas"ta özel tim köy boşaltıyor" propagandasından sonra ikinci plana çekilmiş. Aktif olarak operasyonlara katılmayan ve askeriyenin emrine verilen özel tim, sadece yol devriyesi yapıyor. Özel harekat timleri hakkında koparılan yaygaranın, geçtiğimiz kış, Dev-yol'un Türkiye Sorumlusu M. Nezihi Altınay ve örgütün üst düzey 7 elemanının, özel tim tarafından pusuya düşürülüp öldürüldüğü günlerin hemen ertesine rastlaması ise ilginç. O zamana kadar Sivas konusunda en ufak bir çalışması olmamış kişi ve dernekler, tek haber yayınlamamış tv kanalları, harekete geçtiler. Teröristlerin erzak istemeleri, ve namuslarına el uzatmaları nedeniyle köylerini boşaltıp canlarını İstanbul'a atanların geride bıraktıkları boş köyler, özel timin baskısıyla boşaltılmış gibi gösterildi ve özel harekat timleri ''geri çekildi. "

Bölgedeki durumun hassasiyetine binaen, İçişleri Bakanı Mehmet Ağar 2i Agustos'ta Sivas'ta bir "terör toplantısı" yaptı. Ağar, "Burada yeterli gücümüz var. Gerekirse takviye ederiz" dedi ve dediğini de yaptı. Ağar'ın toplantısından sonra Zara'ya asker ve özel tim takviyesi yapıldı. Bölgede gözlerden ırak fakat bütün hızıyla süren "Huzur Operasyonu" devam ediyor.

..:26 Ağustos arasında yapılan eylemler

-13 Ağustos 1996: Kangal'ın Demiriz köyü tren istasyonu basıldı, 8 kişi öldürüldü.

-14 Ağustos: Malatya-Sivas karayolunda otobüse yolcu gibi binen 6 terörist, yolcuların paralarını topladıktan sonra iki kişiyi öldürdü. Otobüsü ateşe verdi.

-15 Ağustos: Ulaş sınırlarındaki Tecer Dağı'nda bulunan şantiyeyi basan teröristler 4 kamyem., 1 greyder, lotomobil ile şantiyeyi yaktı.

-19 Ağustos: Koyuihisar yakınlarında, dört araç durdurulup yolcuları tarandı. Biri iki yaşında çocuk, ikisi kadın üç kişi öldü, 8 Jsişi yaralandı.

-24 Ağustos: Zara'da teröristlerin kullandığı iki depo bulundu.

-26 Ağustos: Sivas-Refahiye yolunu kesen teröristler, 4 yolcu otobüsünü ateşe verdi, bir kişiyi öldürdü, 4 kişiyi de yanlarına alarak kaçtı.

Sivas'ta 1993'ten bu yana PKK'nın 53, Dev-Sol'un (DHKP-C) 7, TİKKO'nun 3 eylemi oldu.

Sivas hı ar ne diyor?

Haydar ASlAN (62 y~ında, Alevi, yeğeni PKK militanı, dağda): Bizim Sünnilerle aramızda bir husumet olmadı, olmaz da. Hepimiz kardeş gibi geçiniyoruz. PKK mıdır ne zıkkımdır, halkın huzurunu bozan odur burada. Aslında Alevilerin düşmanıdır bu PKK Çünkü hep Alevi köylerine gelip baskı yapıyorlar. Belki iki tane kafasız adam, okulda şurda burda kandırılmış, destek veriyor olabilir.

Hüseyin ERDOGAN(Alevi, yeğeni PKK militanı, dağda): Sünnilerle ilişkilerirniz çok iyi. Birbirimizle takışmamızı örgütler istiyor. Bunun farkına Alevi de Sünni de vardı. Tahriklerine gelmernek lazım. Her kesimde yüzde bir, iki fire olur, onlara kanarlar. Ben Aleviyim ama müşterilerimin çoğu Sünni. Şuanda benim bir akrabam var PKK'da. Biz geri dön diyoruz ama bizi dinlemediğine göre kendisi bilir. Anası ağlar durur.

İsmet DİLEK (40 y~nda, Sünni): Kesinlikle oyunlara gelmeyeceğiz. Hani 40 gün kar yağar da bir gün ava çıkılır ya, onlar 40 gün kar yağdırsalar da biz birgün ava çıkmayacağız.

Bu genel görüştür. Tabii medya kendisine malzeme aramak için olaylara farklı açılardan yaklaşıyor.

Talip TUNA (38 y~nda, Türkkeşlik köyünden): Dönüşümlü olarak nöbet tutuyoruz. 4-5 günde bir sıra geliyor. Aleviköyleri ile bir alıp veremediğimiz yok. Aramız çok iyi.

Humyar DEMİR (Türkkeşlik köyü imamı): 80 öncesi Dev-Sol'un kullandığı güzergahı şimdi PKK kullanıyor. Dev--Sol'a yataklık edenler bugün PKK'ya yataklık ediyor. Bu güzergah ormanıık bir alanda bulunuyor, dolayısıyla askeriyenin operasyon yapması zor bir alan.

Şükrü Mehmet OBA (Şeyh Merzuvan muhtarı, 60 y~nda): Bizim alevi köyleri ile ilişkilerimiz iyi. Terör olayları yüzünden aslında onlarda zor durumdalar. Bazi alevi arkadaşlarımız diyorlar ki; "bizim evimize geliyorlar, ekmek vermesek çoluk çocuğumuzu öldürecekler, onun için kor" kumuzdan veriyoruz." Eğer teröristlere destek verenler varsa bile gençlerdir. YaşIılar kesinlikle yardımcıolmaz onlara.