DOSYALAR

Gecekondu gündüzkaldı

Refahyol hükümetinin kaynak paketi çerçevesinde gecekondularla ilgili olarak çıkarmayı düşündüğü "bedelli af' kanununun tartışması sürüyor. Her geçen gün daha da yükselen eleştiriler bir çok bakımdan iktidarı zorlayacak gibi. Muhalefet bir yana, iktidara mensup belediye başkanları bile konuya tepkilerini dile getiriyor. Hatta yerel yönetimlerden gelen ve bakanlar kurulu içinde bulunan isimler bile çıkarılması düşünülen kanuna karşı sessiz protesto içinde. Başbakan Necmettin Erbakan'ın basın toplantısında yaptığı açıklamadan başka resmi bir açıklama ve somut bir metin olmamasına rağmen eleştirilerin ardı arkasıkesilmiyor. Sonuçta elbette konunun uzmanlarının da görüşleri alınarak varılacak ortak karar kanunlaştmlacak ve uygulamaya sokulacak. Gecekondu gibi hayati ve o kadar da spekülatifbir konudaki düzenlemelerin tartışılmadan uygulamaya konulması pek mümkün görülmüyor. Şu ana kadarki eleştirilerin odak noktasını böylesine önemli ve Türkiye'nin son elli yılında her alanda kendini gösteren çarpıklıklara damgasını vurmuş bir konunun "kaynak paketi" çerçevesinde ele alınması teşkil ediyor.

Gecekonduların satışından hükümet yaklaşık 120 trilyon lira gelir bekliyor. Bedelli af kanunu, 227 milyon metrekarelik hazine arazisi üzerinde kaçak bina yapanları içine alıyor. Hükümetin açıkladığı rakamlara göre gecekonduların metrekare fiyatı ortalama 511 bin TL'ye geliyor, bu da özellikle emlakçılar arasında eleştirilere sebep oluyor.

Mimarlar Odası Başkanı Prof. Dr. Cengiz Eruzun, işgal altındaki hazine arazilerine tapu verilemeyeceğini, bunun ülkede zaten bir türlü sağlanamayan "sosyal dengeyi" ve "moraliteyi" yerle bir edeceğini belirtiyor: "Türkiye 'deki konutlann yüzde 65'i kaçak. Yapılan gecekondu affı değil, arazi majjJasına primdir. Hükümet hangi hakla hazine, vakıf ve özel mülkiyete ait araziler üzerindeki kaçak binalara resmiyet kazandırmayı düşünüyor!"

Prof. Eruzun, arazi mafYasına trilyonlar kazandıracağını belirttiği kanunun ka muoyuna yansıyan şekliyle çıkması halinde mahkemeye başvuracaklarını belirtiyor. Prof. Dr. Cengiz Eruzun, hakkaniyet unsurunu ortadan kaldıracağını ifade ettiği kanunu çıkarmayı düşünenleri ikaz ediyor: ''Hükümet bu kanunu çıkanrken aca ba çarpık kentleşme nedeniyle meydana gıj cek tabii felaketler ve hava kirliliği gibi ha)'!, konular karşısında bütün sorumluluğu üsd nebilecek mi?"

Ortada henüz "resmi" bir metin Q mamasına rağmen af konusunda en se tepki hükümetin DYP kanadından geld İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Blli han Özfatura, yaptığı açıklamalarla hi kümete adeta kazan kaldırdı. Afkanum nu bir cinayet olarak değerlendirdikle, n~ ve direneceklerini söyleyen Özfatun "Istifa bile ederim" dedi. Ozfatura, baı kanı olduğu Ege Belediyeler Birliği'n bağlı tüm belediyelerle birlikte gecekon dulara bedelli affa karşı direniyor.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Burhan Özfatura, yapılacak affı her ne ~ kilde olursa olsun ihanet olarak değerleG diriyor ve koalisyon hükümetine açıktar rest çekiyor: "Hükümet, gecekondu mafyası na söz geçiremiyor da bana mı söz geçirecek Başbakanı millet seçmedi ama beni vatamk seçti. Gecekondu bölgelerine ruhsat da Verml yeceğim, hizmet de götürmeyeceğim. "

Hükümetin aldığı bu kararın kendilerini hiçbir şekilde bağlamayacağını savunan Özfatura, "Namuslu insanlar aptal m ı? " diyor ve ilave ediyor: "Elektriği kaçak, suyu kaçak. Hükümet alacağı bu af kararıyla üçkağıtçıları lwrumuş olacaktır. Böylece gecekonduculuk teşvik edilecek. Türkiye 'de artık kentleri disiplin altına almanın zamanı gelmiştir. Politik tavizlerden artık vazgeçilmesi gerekir. "

260 belediyenin bağlı olduğu Marmara ve Boğazlar Belediyeler Birliği Başkanı Sefa Sirmen de yaptığı açıklamalarla çıkarılacak af kanununa karşı tepkilerini dile getiriyor.

ERDOGAN NE DİYECEK?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan, Atalanta'da olduğu için ilk günlerde hükümetin bu uygulamasıyla ilgili bir açıklama yapamadı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin üst düzey yetkilileri de tüm ısrarlara rağmen bu konuda bir yorum yapmaktan kaçınıyor. Gecekonduyla mücadelede başarılı sonuçlar alan ve İstanbul'a "vize" uygulanmasını bile teklif eden Başkan Erdoğan'ın "gecekondu affı" iiıgili açıklaması merakla bekleniyor. yyip Erdoğan, daha göreve başlar başlamaz gecekondulaşma konusunda başlattığı ciddi çalışmalarla gündeme geldi. Özellikle baraj havzalarında yer alan ve şehir sağlığını ciddi bir şekilde tehdit eden yapılaşmalar süratle ortadan kaldırıldı. Hatta bu arada ilginç bir iddialaşma da yaşandı ve aksi görüşü savunarak iddiaya giren armatör Kahraman Sadıkoğlu'nun özel helikopteri de büyükşehir belediyesine kazandırıldı

DURAK'TAN İLGİNÇ TEKLİF

Güney'in en çok göç alan illerinden olan Adana'nın Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, özeleştiri yaparak, gecekonduları zamanında yıkamayan belediye başkanlarını suçluyor. Durak, gecekonduya göz yuman başkanların görevden alınmasını teklif ediYor.

İstanbul Büyükşehir belediye başkanlığı görevinden ayrıldıktan sonra mesleğiolan hekimliğe dönen ancak gelişmeleri yakından takip eden Prof. Dr. Nurettin Sözen, af kanununun samimi olmadığını söylüyor. Sözen, "Hükümet üyelerinin yapmak istediği şey, konuyu gecelwndu affı gibi gösterip bu arada kendi meselelerini çözmek. Boğaz'da, Kilyos'ta yıkım kararı alınmış trilyonluk villalarını kurtarınak. Basın, Kuşadası 'yla meşgul ancak Kilyos'taki yüzlerce kaçak villayı nedense görınüyor" diyor.

Gecekondular oy deposu olarak görüldüğü ve her seçim dönemi üzerinde politik yatırım yapıldığı için, partiler gecekondu konusunda çok fazla radikal teklifler öne süremiyor. Ancak bir istisna var, o da "asabı bozukların partisi" olduğunu ilan eden Liberal Demokrat Parti. Genel Başkan Besim Tibuk, her konuda olduğu gibi gecekondulaşma konusunda da yeteri kadar "n et". Tibuk, gecekondulara tapu dağıtmakla kamu bankasısoyana törenle banka cüzdanı vermenin eşdeğerde olduğunu söylüyor. Bugüne kadar verilen tapuların da iptalini isteyen Besim Tibuk, gecekondulara yol, su, ve elektrik götürülmemesi, hatta gecekonduda oturanların oy hakkının geçici süreyle ellerinden alınması gerektiği görüşünü savunuyor.

SAGIM SOLUM VAROŞ

Çarpık şehirleşme ve plansızlığın kaçınılmaz sonucu olan gecekondu meselesi 50'li yıllardan bu yana Türkiye'nin önde gelen problemleri arasında yer alıyor. Türkiye gündemine Gazi Mahallesi, Sarıgazi ve Küçükarmutlu gibi "özerk" bölgeler de hediye eden gecekondu sorunu, köyden kente göç olgusunun kaçınılmaz sonucu. Bu mahallelerde meydana gelen kitleselolaylar "varoşların öfkesi" gibi spotlarla kamuoyuna aktarılıyor. Varoşlarla birlikte belirgin bir memnuniyetsizlik halkası da şehirleri içinden ve dışından kuşatıyor.

Bugüne kadar 12 af kanunu çıkarıldı ve kaça k statüdeki binalara resmiyet kazandırıldı. 1949 yılında çıkarılan ilk af kanunundan bu yana her genel seçim dönemi af vaadleriyle geldi geçti. Tek parti döneminin donuk sosyo-ekonomik hayat şartlarının Demokrat Parti iktidarıyla bir anda geride kalması, Anadolu insanını büyük umutlarla büyükşehirlere itti. İstanbul'un tarih boyunca hep altın olan taşı toprağı, geride kalan yarım yüzyıllık dönemde de aynı değerdeydi.

Türk köylüsü; artan sanayileşme, tarımda yaşanan modernizasyon, ithalatın getirdiği olumsuzluklar, besicilik konusundaki yanlışlıklar ve terör olayları yüzünden kendi topraklarında barınamıyor. Bozulan sosyo-ekonomik denge, çaresiz durumda kalan insanları "boğulacaksan büyük denizde boğul" felsefesiyle büyükşehirlere yönlendiriyor. Son bir-iki yılda sadece boşaltılan köyler nedeniyle yaklaşık 2 milyon kişi yerinden yurdundan oldu. Önemli kısmı Doğu ve Güneydoğu'nun büyük illerinde kalsa da küçümsenemeyecek bir bölümü Adana, Antalya, Mersin, İzmir ve İstanbul'a akın etti.

Kentleri "makasa alan" ve bir ur gibi sorumsuzca büyüyen gecekondu vadileri şehrin her türlü maddi ve manevi varlığını tehdit ediyor. Köylülük ve şehirlilik arasında duygular yaşayan ve mevcut şartlardan memnuniyetsizliğini bir dönem yoğun bir şekilde "arabesk" olarak ifade eden kitleler, boşlukta kalma duygusuyla ilk zamanlar gerçekten "bir gecede kondurulan" barakalar yaptı. Ancak son senelerde işin seyri büyük ölçüde değişti. Dört duvar briket, uyduruk bir eternit çatı ve üstüne uçmasın diye konulan bir araba lastiği dönemi artık karikatürlerde bile kendine yer bulamıyor. Günün "konduları" çokça yazılıpçizildiği gibi 4-5 katlı, ya da "villa kondu" şeklinde Boğaz'a nazır.

İstanbul'da 200 bini kamu, 100 bini özel arazi, 50 bini de SİT alanında olmak üzere yaklaşık 400 bin gecekondu bulunuyor. İstanbul Ticaret Odası'nın 1993 yılında hazırladığı gecekondu sorunuyla ilgili raporda ilginç bir değerlendirme yer alıyor: "İstanbul yirmi yıldır 'anarşist sistemin' tüm özelliklerine cevap verınektedir: İstenilen alan halk adına işgal edilmekte, istenilen iş hiçbir kayıta dahilolmadan ifa edilebilmekte, mülkiyet hakkı şiddet ve etnik güce dayalı kalmaktadır. "

Tansu Çiller, hükümetin kamuoyuna açıkladığı af kararıyla ilgili sinyalleri bundan tam iki yıl önce 27 Mart mahalli seçimleri arefesinde dönemin başbakanı olarak vermişti. Buna göre kaçak yapılar taksitle sahiplerine satılacaktı. Çiller'in sözleriyle iyice körüklenen imar affı beklentileri her seçim döneminde olduğu gibi 27 Mart mahalli seçimlerinde de gecekondu furyasına sebep oldu.

DALAN: EV YIKAN ŞEYTANDIR!

27 Mart 1994 mahalli seçimlerinde DYP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Bedrettin Dalan "Gecekonduları yıkmak gibi bir düşüncemiz yok" diye açıklamalarda bulunuyordu. Bir dönem İstanbul'un şehreminliği görevini üstlenen Dalan, kendilerinin 215 bin gecekonduya tapu verdiklerini, buna daha sonra 150 bin gecekondunun ilave edildiğini belirtiyor ve ekliyordu: "Bunları yıkmaya kimin gücü yeter! Ev yıkan şeytandır!"

Dönemin başbakanı Tansu Çiller'in gecekondulara tapu vereceğini açıklaması o sırada "Çillerkondu" adını alan müthiş bir furya yaşanmasına neden oldu. İstanbul'un su kaynakları olan baraj havzaları tam anlamıyla saldırıya uğradı. O dönemde Çiller'in bu politikasına en ilginç tepki büyükşehir belediye başkanlığı için bağımsız olarak adaylığını koyan Nazif Ülgen'den geldi. Ulgen, Tansu Çiller'in Sarıyer'deki arazisi üzerine basın mensuplarının huzurunda törenle kaçak inşaat temeli atıyordu. Ramazan bayramının ilk günü Küçükarmutlu'da vatandaşların bayramını kutlayan dönemin başbakanı Tansu Çiller, "Gecekonduları yıkmaya benim ana yüreğim müsaade etmez" diyerek vatandaşların ilk etapta gönüllerini, daha sonra oylarını almayı hedefliyordu. Bu sözler özellikle Küçükartmutlu'da işin çığırından çıkmasına..neden oldu. Yıkım anında yaşanan dehşet'görüntüleri, üzerine benzin döküp kendini yakmaya çalışmalar, 6 ay lık bebeğiyle atlama tehditleri, inşaatlara asılan Türk bayrakları, Atatürk büst ve posterleri, "laikliği yıktırmayız" gibi günün anlam ve önemini çokça ifade eden pankartlar yeralıyordu.

RAKAMLAR ÜRKÜTÜYOR

Maliye Bakanlığı Arsa Ofisi Genel Müdür Yardımcısı Ömer Ağaçlı'nın, konuyla ilgili olarak yaptığı ve basında da yer alan araştırmasına göre Türkiye'de 2 milyonu aşkın kaçak konutta 15 milyona yakın bir nüfus yaşıyor. 1990 rakamlarıyla 1.9 trilyon TL harcanarak 60 bin gecekondu üretilirken, 1991'de 125 bin gecekonduya 4 trilyon, 1992 yılında ise 250 bin gecekonduya 5.6 trilyon harcandı.

Türkiye'de yapılan konutların inşaat ve iskan ruhsatlarına göre ayırılma güçlüğü bu konudaki araştırmalarda kesin neticelere ulaşmayı engelliyor. Şehirlerde, kanuni parselasyonu yapılmış arsalar üzerinde inşaat ruhsatı alınarak inşa edildikten sonra iskan ruhsatı alınabilen veya bu ruhsatın olmamasına rağmen,jmar mevzuatına aykırıolmayan konutların oranlarını tesbit etmek pek kolay değiL. Resmi rakamlara göre mevcut mesken toplamının yarısı ruhsatsız durumda. Bu da konunun çözümünün ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Gecekondu alanlarının ıslahı "af ve meşruiyet" sarmalından çıkıp kalite ve "kentsel" hizmetler konusunda da çözümler getirmekle mümkün. Aksi takdirde Türkiye, her dönem artan gecekondulaşma ve ardından gelen aflarla bir hibe-taviz kısırdöngüsünü uzun yıllar yaşamak durumunda kalacak.

Habitat-II Kent Zirvesi'ne ev sahipliği yapan Toplu Konut İdaresi BaşkanıYiğit Gülöksüz, gecekondulara tapu vermenin çözüm olarak sunulamayacağınıve afların gecekondulaşmayı teşvik ettiği görüşünü savunuyor. Gülöksüz'e göre dar gelirli ailelerin barınması gecekonduya göz yumarak sağlanamaz.

Geçmiş zaman olur ki

Hiçbir altyapı düzenlemesi yapılmadan sağlıksız konutlar "yasallaşırsa", yüzyılın son büyük zirvesi olan Habitat-II İnsan Yerleşimleri Konferansı acaba boşuna mı yapılmış sayılacak? Daha Habitat'ın kaldırımları bile sökülmemişken alınacak böyle bir kararın sonuçları acaba düşünülüyor mu? Hükümet kanadının önümüzdeki günler içinde her kesimin görüşünü alarak kararınınetleştirmesi bekleniyor. Türkiye sağlıksız kentleşmenin acısını Erzincan'da, Dinar'da, Senirkent'te ve İzmir'de fazlasıyla yaşadı. Geçtiğimiz yıl 12 milyonluk İstanbul'un sadece İkitelli böl gesinin küçücük Ayarnama Deresi taştığında altyapı komedisi yüzünden dev plazalarla uyduruk gecekonduların nasıl aynı rezaleti yaşadığı unutulmamalı. .

ÖNERİLEN YAZILAR