|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
KAPAK

Ege'nin altında unutulan petrol

20 Temmuz 1996 / ARDA SUALP
Em. Tüma. Gökmen Keçeci, yirmi yıl önce hazırlanan bir raporu gün ışığına çıkaran açıklamasını Aksiyon'a yaptı.
Aker Grubu'nun görmezden gelinen teklifi neydi? Norveç'te "Det,Norske Veritas"flrmasının hazırladığı petrol raporu nasıl "sır" oldu? İşte 20 yıl önce hazırlanan raporun hikayesi

Aslında var da, çıkarmamıza izin vermiyorlar." Şimdilerde çok konuşulmasa da, bir zamanlar, kahve köşelerinin vazgeçilmez dedikodularından olan "Türkiye'de petrol çok" muhabbetinin ana temasını bu cümle oluştururdu. Ülkemizin dört bir yanında petrol rezervlerinin olduğu muhakkaktı ama, başta düşmanlarımız olmak üzere gelişmiş ülkeler bizim petrol çıkarmamıza izin vermiyorlardı. Hem komşu ülkelerimizde var olan petrol niye bizde olmayacaktı ki?. Bu muhabbet kahve köşelerinden zamanla devlet yönetimine kadar taşındı ancak, yetkililerin bu konuya olan duyarsızlığı, Türkiye'nin petrol bakımından dış ülkelere bağımlı hale gelmesine neden oldu. Oysa ülkemizde petrol yataklarının olduğu sadece vatandaşlar arasında konuşulmuyor, ünlü petrol şirketleri de bu yönde devlet ye~ kililerine teklifler sunuyordu. Devlet yetkilileri ise bu şirketlere mesafeli yaklaşmayı tercih ediyordu. Bu nedenle olsa gerek, 1975'li yıllarda Nor. veç'in üç büyük firmasından biri olan, Aker şirketler topluluğunun, "Ege'de petrol platformu kurma ve petrol arama isteği" hasıraltı edildi ve arama izni verilmedi. Oysa Aker şirketi, Ege Denizi'nin Türk karasularında bol miktarda petrol bulunduğunda ısrar ediyor ve "yap-işlet-devret" modeliyle petrol platformu kurmak istediğini belirtiyordu. Uzakdoğu ve Ortadoğu ülkeleriyle ilişkileri bulunan ve aralarında Türkiye'nin de bulunduğu birçok ülkeye gemi satan Aker, dünya çapında iş yapan güvenilir bir şirket. Böyle bir şirketin emin olmadığı bir işe yatırım yapacağı düşünülemezdi. Ege'de petrololmadığı ihtimali yüksek olsa bile (ki öyle deği!), Türkiye maddi olarak hiçbir zarar görmeyeceği halde, Aker şirketinin teklifine herhangi bir cevap verilmedi. Fakat aynı dönem içinde Det Norske Veritas adında bir Norveç firması, uydu görüntülerinden yararlanarak yaptığı bir araştırmada, Ege Denizi, Kuzey Buz Denizi ve Meksika Körfezi'nde petrol bulunduğunu ortaya çıkarmış, Türk yetkilileri de bu rapordan haberdar olmuştu. Fakat bu gelişme dahi yetkililerin düşüncelerine tesir etmedi. Belki de o zaman izin verilmiş olsa, bugün Ege Denizi petrol gölü haline gelmiş olacaktı. Fakat koalisyonlar ve azınlık hükümetleri ile idare edilen Türkiye'nin, karar merciinde kudretli insanlara sahip olmamasıbu fırsatın kaçmasına neden oldu.

Ve Türkiye büyük bir fırsatı kaçırdı. İşte 20 yıl önce ayağımıza kadar gelen kısmeti nasıl teptiğimizin hikayesi...

1976-1978 yılları arasında Nor veç'te askeri ataşe olarak Em. Tüma. Gökmen Keçeci görev yapmaktadır. Bir kokteyl sırasında karşılaştığı Aker şirketler grubu yetkilileri kendisiyle tanışmak ister. O dönemde albay olan Gökmen Keçeci, yeni tanıştığı insanların söylediklerini duyunca şaşkınlığınıgizleyemez. Çünkü bu insanlar paşaya "Ege Denizi'nde petrol platformu kurmak istediklerini" söylemektedirier. Paşa, Ege'de petrololabileceğini hiç dü şünmediği için kısa süren şaşkınlığını atlatır atlatmaz, "Neden Türk hükümetine teklif götürmediniz?" diye sorar. Aldığı cevap ilginçtir; "Biz gerekli teklifi aylar önce yapmamıza rağmen olumlu ya da olumsuz herhangi bir cevap vermediler." Şirket yetkilileri, Türkiye'de askerlerin hükümet üzerindeki etkisinin büyük olduğunu belirterek, Gökmen Paşa'dan teklifi Genelkurmay kanalıyla hükümete iletmesini isterler. Paşa da elinden gelen herşeyi yapacağına dair söz verir. Ancak Ege'de petrol olduğundan emin olmak ister ve firma yetkililerini diplomasinin elverdiği ölçüde sıkıştırır: "Türkiye'de petrol var, biz bunu çıkartırız derseniz o zaman bu teklifi iletirim. Yoksa bu bilgi olmadan teklifi biz de iletsek ciddiye alınmaz, ciddiyeti olmaz deyince; evet Türkiye'nin Ege Denizi'nde ki karasularında petrol var dediler. Öyle deyince ben rahatladım, Genelkurmay vasıtasıyla bu teklifinizi Türkiye 'ye ileteceğim dedim." Ve Paşa bu bilgileri bir rapor halinde gerekli yerlere iletir. Ancak firmanın teklifine sessiz kalan çevreler aynı sessizliği devam ettirirler.

Gökmen Paşa ile temas kuran Aker şirketler topluluğu yetkililerinden Svein T. Wille ile yaptığımız görüşme de, Gökmen Paşa'nın söylediklerini destekler nitelikte. Wille, böyle bir teklifin Türkiye'ye yapıldığını ancak, konunun teferruatı hakkında bilgi vermesinin mümkün olmadığını söylüyor.

Bjom Johannes Koltveit, Thore Egeland, Svein T. Wille ve Sigurd Andenaes isimli firma yetkilileriyle Gökmen Paşa'nın görüşmesinin üzerinden çok geçmeden şaşırtıcı bir gelişme olur.

"Det Norske Veritas" adında, Norveç'te kIJrulu araştırma, geliştirme ve kontrol firmasının yaptığ\ bir çalışma günyüzüne çıkar. Oslo Büyükelçimiz Erdem Emer'in, Finlandiya Büyükelçisi Yalçın Kurtbay'ın tavsiyesiyle tanıştığı bir Türk genci, okulunu bitirdikten sonra Det Norske Veritas'ta çalışmaya başlar. İşe girdikten bir süre sonra bir çalışma grubuna ayrılır. Büyükelçi Erdem Emer vasıtasıyla bu gençle tanışan ve aynı evi paylaşan Em. Tüma. Gökmen Keçeci, bu çalışma grubunun da Akdeniz Havzası Petrol Rezervleri'yle ilgili araştırma yaptığını söylüyor.

Em. Tüma. Gökmen Keçeci, Türkiye'yi ilgilendiren önemli araştırmaların içinde yer alan bu gençle tanışmasını şöyle anlatıyor:

"Rahmetli Oslo Büyükelçimiz Erdem Emer, bir gün beni çağırdı. Sana bir yakımmı teslim edeceğim. Kendisi Finlandiya'da teknik üniversite yi bitirmiş, yüksek mühendistir. Burada Det Norske Veritas firmasında çalışıyor. Sen Finlandiya'yı, Oslo'yu iyi biliyorsun. Ben bu yakınımın senin himayende olmasını istiyorıım, seninle tanıştırayım dedi. Çok sevdiğim ve saydığım bir büyüğümdü. İsteğini kırmam mümkün değildi. Evimde kalmaya başladı. Çok değerli, bilgili bir arkadaş. Zamanla arkadaşlığımız ilerledi. Aradan çok kısa bir süre geçmişti ki, bir gün 'Ağabey, Veritas'ta yeni bir çalışma grubu kurııluyor, ben de o grııbun içinde yer alacağım' dedi. Grııbun üç kişiden oluştuğunu, diğer iki kişinin Norveçli olduğunu söyledi. Akdeniz'de, deniz petrol rezervlerini tespit edeceğiz deyince ben çok şaşırdım. Konu Türkiye'yi çok yakından ilgilendiriyordu."

ALİ DiNÇMEN'İ ABD'DE BULDUK

Gökmen Paşa'nın, Erdem Erner'in yakını olarak hatırladığı "Ali" ismindeki bu genci bulmamız bir hayli zor oldu. Yirmi sene önce görev yaptığı Oslo'dan ayrılmış, Helsinki'ye geçmiş, Det Norske Veritas'ın buradaki şubesinde görevalmıştı. Bir müddet sonra buradan da ayrıldığını öğrendiğimiz bu kişiye ABD'de ulaştık. Bir Fransız firması olan Büro Veritas'ta çalışmaya başlayan Ali Dinçmen, kendisiyle Boston'da yaptığımız görüşmede, konuyu gayet net hatırladığını söyledi.

"Sözünü ettiğiniz araştırma çok güvenilir verilere dayanan, gizlilik derecesi olan bir çalışmaydı. Bu konu hiç dışarıya sızmadı. Ben Gökmen Paşayı araştırma merkezine götürdüğümde, orada gösterdim. Dünyanın etrafında dolaşan uydulardan çekilen resimlerde dünyanın neresinde petrololduğu gözüküyordu. Petrololan yerlerden birisi de Ege Denizi'ydi. Yanımda şu anda harita bulunmadığı için yerini gösteremem ama hatırladığım bu. "

Çekilen uydu fotoğraflarında Ege Denizi, Kuzey Buz Denizi ve Meksika Körfezi'nde petrol varlığının görüldüğünü söyleyen Dinçmen, bu çalışmanın sadece Türkiye'yi içermediğini, bütün dünyayı kapsadığInı ifade ediyor.

"Araştırmayı bir devletin isteğiyle yapmıyorduk. Bilimsel araştırmalara veri tabanı oluşturmak gayesi güdülüyordu. Haritada herşey bütün detayıyla gözüküyor.

Uydu tekniği şu anda çok ilerledi. Biliyorsunuz Körfez Savaşı'nda uçaklar, istedikleri tüm hedefleri istedikleri noktadan vurabiliyorlardı. Tüm bunlar uydular vasıtasıyla oluyor. Mesela 1962'lerde ilk uydular atıldığı zaman çekilen resimlerde denizlerin üzerinde siyah lekeler gözüküyordu. Kuzey Buz Denizi, Ege Denizi ve Meksika Körfezi'nin üzerinde bu siyah lekeler vardı. Fakat o zamanlar teknoloji bu kadar ileri olmadığı için siyah lekelerin ne olduğu bilinmiyordu. Anlaşılamamıştı. Ondan sonra araştırmalarımızda siyah lekelerin ne olduğu ortaya çıktı. Bu siyah !eRelerin karbon yoğunlaşması, karbon gelişmesi ve neticesinde petrololduğu anlaşıldı. Ondan sonra 1967 senesinde Kuzey Buz Denizi'nde ilk petrol araştırması başladı. O zamanlar altmış tane sondaj yapılıyor, ancak birisinde petrol bulunuyordu. Bu alanda teknoloji o kadar ileri gitti ki, şimdi, yapılan her iki sondajdan birisinde petrol bulunuyor."

Bugün gelinen noktada Kuzey Buz Denizi ve Meksika Körfezi'nde petrol çıkarılırken, Ege Denizi'nde petrolün olduğunu ise ancak belli sayıda insan biliyor.

RAPORA ULAŞMAK IÇİN HERŞEYI YAPTIM

Gökmen Keçeci Türkiye için son derece önem taşıyan bu rapora ulaşmak için her türlü yolu denemesine rağmen son anda meydana gelen bir olay bütün hesaplarını alt üst etmişti. Birlikte kaldığı yakın dostu Ali Dinçmen raporun bir örneğini ona vereceğine dair söz vermesi ne rağmen, firma içinde meydana gelen bir"hırsızlık vakası nedeniyle amacına ulaşamamış. Paşa raporu ele geçirememenin üzüntüsünü hala hissediyor;

"Türkiye'nin 25 sente muhtaç olduğu bir devir. Ülke olarak felaket bir vaziyetteyiz. Dışarıdan petrol alamıyoruz, büyük bir ekonomik kriz içinde kıvranıyoruz. Şartlar bu kadar ağırken; Ali, Türkiye'de petrol olduğunu söyleyince çok sevindim. Aker Grup'taki arkadaşlarla yaptığım görüşmeyi hatırladım. Ali bak dedim, Türkiye'nin durumunu biliyorsun. Ne güzel, seni bu gruba almışlar. Aman sevgili kardeşim, Allah sen den razı olsun. Yapacağınız çalışma ne kadar sürecek dedim. İki, ikibuçuk ay deyince raporun bir nüshasını bana verip-veremeyeceğini sordum. Getirebileceğini söyledi. ABD ile ortaklaşa işbirliği yaparak uydu-bilgisayar yardımıyla elde edilen bilgileri ve uzaydan çekilen filmleri inceleyip, değerlendirmek suretiyle, rapor hazırlayacağız dedi."

Bu konuşmadan sonra Gökmen Paşa, heyecanla çalışmanın sonucunu beklemeye başlar. Bu arada araştırmanın her safhasıyla yakından ilgilenir. Ali Dinçmen' in daveti ve yardımıyla firmayı gezer. Araştırmanın sona ermesine yakın Det Norske Veritas firmasında büyük bir hırsızlık olayı meydana gelir. Aylarca üzerinde uğraşıimış ve tamamlanmış bir başka çalışma raporu firmadan çalınır. Bu teknolojik hırsızlığı Japon personelin yaptığından kuşkulanan Det Norske Veritas çok büyük maddi zarara uğrar. Ancak herhangi bir netice alamaz. Fakat çalışan personel üzerinde denetimlerini sıkılaştırır.

Gökmen Paşa o günleri anlatırken şunları söylüyor; "Ali birgün eve geldiğinde ağabey dedi, bugün çok kötü bir olayoldu. Ne oldu dedim. Üçyüz milyon dolar değerinde bir çalışma var, onun kasetini çalmışlar. Firmada çalışan Japonlar var, onlardan şüphe/eniyorlar dedi. Bu olayın üzerinden bir müddet geçtikten sonra, Ali, araştırmanın bittiğini, ancak raporu getirmesinin imkansız olduğunu, eğer böyle bir davranış içine girerse işinden olabileceğini söyledi. Saatlerce dil döktüm. Hatta silahla tehdit ettim, ama nafile. Ali hiçbir şekilde raporu getiremeyeceğini söyledi. Ancak bu kadar zorladıktan sonra bana petrololan yerleri haritada gösterdi. Ege Denizi'nde Sakız Adası-Türkiye ve Kıbrıs- Türkiye arasında verimli yatakların bulunduğunu, çanakların (petrol yatakları) en önemli ve verimli noktalannın Türk karasularında olduğunu belirtti. "

Raporu olmasa bile bilgileri ele geç irmeyi başaran Gökmen Paşa, askeri ataşe olarak görevini yapmanın heyecanıyla konuyu hemen raporlaştırarak Genelkurmay Başkanlığı'na ve Dışişleri Bakanlığı'na iletir. Ancak bir cevap alamaz. Ve belki de Türkiye'nin kaderini değiştiren bir gelişme, tozlu raflar arasında herhangi bir rapor gibi nisyana terkedilir. Türkiye'nin ilgisiz kaldığı bu konu Yunanistan'da en yüksek yerlerde değerlendirilerek buna göre strateji geliştirilir. 1994 yılında Yunanistan'da hazırlanan, 1996 yılında ise kitap olarak basılıp piyasaya verilen "Türkiye'nin Askeri Gücü-Yunanistan Güvenliği İçin Tahriktir" başlıklı araştırmada, Ege'de petrol varlığı dile getirilmişti. Thanos Dokas ve Nikos A. Protonotarios isimli araştırmacılar tarafından kaleme alınan kapsamlı çalışmanın "Deniz Doktrini" bölümünde, Türkiye'nin 12 mili savaş sebebi kabul etmesinin sebepleri arasında Ege Denizi'nde mevcut petrol rezervleri de zikredilir. Rapor, bağımsız araştırmacılara hazırlatılmış olsa da aslında Yunanistan'ın resmi görüşlerini belirttiği ilk bakışta anlaşılıyor. Türki ye'nin askeri varlığı, iç ve dış politikalarını inceleyen rapor en küçük detayı atlamadan hazırlanmış.

Çeşitli raporlarla varlığı tespit edilen petrolün günışığına çıkarılması Türkiye'nin gücünü artıracak. Belki de yirmibirinci yüzy.ılı "Türk" yüzyılı yapmak için gerekli sıçramayı yapmamızda çok önemli bir mihenk taşı olacak. .

Gökmen KEçECi (Emekli Tümamiml): Şirket, petrolün olduğuna emindi

Türkiye'den gelen işadamları grubuna hoşgeldin kokteyli verilmişti. Kokteyl sırasında Aker grubundan olduğu söylenen bir kaç kişi benimle görüşmek istedi. Albayım biz Türkiye'de, Norveç'te yaptığımız petrol platformlarının aynısını yapmak istiyoruz dediler. Finansmanı, teknolojisi bizden, işçilik Türkiye'den olacak şekilde Türk tersanelerinde bunu inşa etmek istiyoruz. Çok mükemmel teknolojileri vardı. Norveç'ten silah da alıyorduk. Güzel münasebetlerimiz ve çok iyi dostlarımız vardı benim görev yaptığım dönemde. Biz bu iyi niyetli teşebbüsünüzden dolayı teşekkür ederiz dedim. Bu konuda Türkiye'ye yardımcı olmak istiyorsunuz, ama bu devasa platformları biz ne yapacağız? Bunu nerede kullanıp, kime satacağız. Böyle bir şeyi Türkiye'ye teklif ettiğiniz zaman bunun bir hedefinin olması gerekir dedim. Bunu Çandarlı Körfezi'ne veya Marmara Denizi'ne yerleştirip denizden su mu çıkaracağız? Türkiye'de şurada-şurada petrol var, bunu çıkarmak üzere bu teklifi yapıyoruz derseniz sizi kimse reddedemez. Ama bunları söylemeden, garanti vermeden sadece platform yapma teklifiyle gelirseniz, Türkiye için bunun gereği yok. Sizin bu teklifiniz Türk karasularında petrol var anlamına geliyorsa, biz bu platformu birlikte yapalım, kuyuları birlikte işletelim diyorsanız ben bu teklifinizi ülkeme iletir, ülkemi olaydan haberdar ederim. Buna da olumlu cevap vereceklerini düşünüyorum dedim."

Ali DİNÇMEN: Ege'de petrol var

196O'lı yıllarda ilk uydular uzaya atıldığı zaman çekilen fotoğraflarda Kuzey Buz Denizi, Ege Denizi ve Meksika Körfezi'nin üzerinde siyah lekeler vardı. Ancak o zamanki imkanlar ile bu lekelerin ne anlama geldiğini çözmek zordu. Bugünse teknoloji bu lekelerin petrol rezervleri olduğunu tesbit edecek kadar ilerlemiştir. Biz araştırmalarımız neticesinde Ege'de özellikle de Türkiye karasularında petrol olduğunu tesbit ettik.