|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
DOSYALAR

Obezlerin şifa kapısı Marmara Üniversitesi'nde

4 Şubat 2008 / TÛBA KABACAOĞLU
Batı ülkeleri gibi hızla obezleşen Türkiye, şimdiden önlem almaya çalışıyor. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi bünyesinde Avrupa standartlarına uygun bir obezite merkezi nihayet faaliyete geçti.
Sağlık Bakanlığı’nın Dünya Sağlık Örgütü’yle yaptığı ortak çalışmaya göre Türkiye’de 8,5 milyon obez var. 40 yaşın üzerindeki obezlerin nüfusa oranı yüzde 15. Mesela 2015 yılında dünyada 2,3 milyar aşırı kilolu, 700 milyon da obez olacak. Dolayısıyla tedbir almak şart. Basit diyetler 120-180 kiloluk obezlere hitap etmiyor aslında. Onları hayatlarını felç eden bu rahatsızlıktan kurtaracak tek yöntem mide balonu, gastric bypass ve mide kelepçesi gibi cerrahi yöntemler…

Aksiyon, 669’uncu sayısında çeşitli cerrahi müdahalelerle aşırı kilolarından kurtulup ‘kısıtlanmamış’ bir hayata koşanların hikâyelerine yer vermişti. Onların ameliyatları devlet hastanesindeki uzman doktorlarca yapılmıştı. Fakat ameliyat esnasında kullanılan malzemeleri temin etmekte hekimler oldukça zorlanıyordu. Ameliyatlarda süreklilik olmadığı için operasyon esnasında kullanılan araç-gerecin ihaleleri yapılmıyor, doktorlar balon, mide bandı temin edemiyordu. Hâl böyle olunca; müdahale edilen obez sayısı bir ayda 2-3’ün ötesine geçmiyordu. Tüm sorunlar artık aşıldı. Hem obezlere hem de ameliyat sırası bekleyenlere müjde var velhasıl!

Türkiye’nin Avrupa standartlarındaki ilk obezite merkezi “Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Morbid Obezite Cerrahi Tedavi Merkezi” ismiyle açıldı. Obezite ameliyatları için gerekli malzeme sıkıntısını ortadan kaldıracak ihaleler de geçen hafta yapıldı. Hatta çok kısıtlı sayıda olmakla birlikte ‘doğrudan alım’ hakkı da verildi doktorlara. Merkez faaliyete geçmesine geçti de; herkesin kafasına takılacak önemli sorulara cevap vermekte fayda var. Kimler buradan yararlanabilecek? Merkezde uygulanan başlıca yöntemler ne? Obezite ameliyatlarının zararı var mı?

Obezite ya da halk arasında bilinen adıyla aşırı şişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucunda ortaya çıkıyor. Vücut kütle endeksi 25’in üzerindeki yetişkinler aşırı kilolu, 30 ve üstündekiler ‘obez’ ve 35-40’ın üzerindekiler de morbid obez şeklinde nitelendiriliyor.

Obezite merkezine gittiğinizde baştan aşağıya muayene ediliyor, yandaş hastalıklarınız araştırılıyor ve kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutuluyorsunuz. Öncelikle hormon değerlerinize bakılıyor; çünkü endokrin bozuklukları vücudun yağlanarak kilo almasına sebep oluyor. Beslenme ve Spor Fizyoloji Bölümü’ne sevk ediliyorsunuz hemen. Burada kişinin günlük metabolizma hızı ölçümlenip egzersiz reçetesi veriliyor. Aynı işlemi yapan başka hiçbir yer yok Türkiye’de. Bu aşamanın her obez için önemli olduğunu, hastanın günde ne kadar hareket edip kaç kalori harcadığını bilmelerinin çok önemli olduğunu anlatıyor Beslenme ve Spor Fizyolojisi Bölümü Sorumlusu Prof. Dr. Hızır Kurtel. Bu işlem için hastanın beline küçük bir kutucuk takılıyor ve 24 saat onunla yaşaması isteniyor. Alet, hastanın hem metabolik hem de fiziksel aktivite hızını ölçüp kaydediyor. Çıkan sonuçlar toplanıyor ve kişinin günde alması gereken kalori miktarı belirleniyor. Prof. Dr. Kurtel hesaplamakla ölçümün farklılığına dikkat çekiyor: “Normalde vücut kitle indeksinden yola çıkarak kişinin günlük ihtiyacını 2000 kalori diye hesaplayabilirsiniz. Ama hastanın metabolik hızı düşükse 2000 kalorilik diyet fazla gelir. Biz metabolik ve fiziksel hıza ayrı ayrı bakıyoruz. Ölçümlemede sapma olmaz ve tamamen ‘kişiye özel’dir.” Egzersiz reçetesi, hastanın obezliğine eşlik eden kalp ve damar, şeker, tansiyon, solunum rahatsızlıklarına da iyi geliyor. Tıpkı bir ilaç gibi…

ÜÇTE BİRİ REFLÜ, YÜZDE 40’I DEPRESYONDA

Prof. Kurtel, obezlere genelde yürüyüş reçetesi veriyor. Böylece 80’in üzerinde kas çalışıyor, enerji tüketimi sağlanıyor. Herkesin test sonuçlarıyla sağlık durumu reçetesindeki haftalık yürüyüş miktarını belirliyor. 10 dakikadan az olmamak şartıyla kişi egzersiz süresini kendi istediğine göre zaman dilimlerine ayırabiliyor. Tabii reçetenin yanında “Arabanı evinin uzağına park et, yemeğini yavaş ye, aç karna alışverişe gitme” gibi direktifler de veriliyor. Yalnız Beslenme ve Spor Fizyolojisi Bölümü hastalarına çok büyük hedefler koymuyor, obezlerin yılmadan kilo vermesini istiyor. Mesela, 100 kiloluk birinin ilk hedefi, haftada yarım ya da bir kilo olmak şartıyla toplamda 10 kilo zayıflamak… Prof. Kurtel’e göre obezite kanser hastalığı gibi. İyileşmek zor ve meşakkatli bir süreç. Dolayısıyla köklü bir hayat tarzı değişikliğine ihtiyaç var. Egzersiz reçetesindeki aktiviteyi de mümkün olduğunca eğlenceli hâle getirmek şart. Yoksa yıllarca devam etmek imkânsız.

Obezite merkezindeki impedans aletiyle vücuttaki yağ orunları da ölçülüyor. Çok hafif verilen elektrik akımı sayesinde bedendeki mevcut yağ oranı ile ideal ölçü ortaya çıkıyor. Kol, bacak, karın gibi uzuvların ayrı ayrı da yağ miktarlarına bakılabiliyor. Obezler yağlı bir vücuda sahip oldukları için bu metabolizmalarını da yavaşlatıyor. Dolayısıyla ilk hedefler arasına yağ oranını düşürmek de giriyor. Ayrıca obezite hastalarının çoğunda sindirim sistemi hastalığı reflü de görülebiliyor. Kişinin hastalık derecesinde reflüsü olup olmadığı da merkezde teşhis ediliyor. Yemek borusunun ileri itme hareketinin gücü ve düzeniyle ilgili ölçüm de yapılıyor. Bu araştırmanın önemine obozite merkezinde görevli Yrd. Doç. Dr. Asım Cingi değiniyor: “Yemek borusu sorunlu birine mide bandı takarsanız yutma problemi yaşar. Hastalarımızın üçte birinde hareket bozukluğu var. Obezite tadevisini takiben reflü şikayetleri de düzeliyor.”

Kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker, kolesterol, solunum rahatsızlıkları, eklem hastalıkları, âdet düzensizlikleri, kısırlık, iktidarsızlık, safra kesesi hastalıkları, taş oluşumu ve bazı kanser türlerine sebep olan obezlikten kurtulmak isteyen vatandaşlar metabolizmalarıyla alakalı tüm ayrıntıları öğrendikten sonra diyetisyenlerin kapısını çalıyor ve ‘şahsına özel’ oluşturulmuş diyet listesini alıyor. Endoskopik ve Laparoskopik Obezite Cerrahisi Birimi Uzm. Dr. Yunus Yavuz, zamanlarının büyük kısmını yemek yiyerek geçiren hastaların diyet fikrinden hiç hoşlanmadığını, hatta diyetisyenlere gitmek istemediklerini söylüyor. Birçok hastalıkta olduğu gibi obezitede de yeme alışkanlıklarının dayandığı psikolojik sebepler olabiliyor. Daha etkin bir tedavi için obezlerle psikiyatr ve psikologlar da görüşüyor. Birçoğunda psikiyatr rahatsızlıklar saptanıyor. Mesela yüzde 40’ında depresyon görülüyor. Dr. Yunus Yavuz’a göre bu hastalık diğer rahatsızlıklara benzemiyor. Çünkü obezler çok şişmanladıkları için işlerinden çıkarılıyor, hayatlarını birleştirecek eş bulamıyor, toplumdan dışlanıyor, çok dikkat çektikleri için dışarı çıkmak istemiyorlar. Hal böyle olunca da psikolojileri bozuluyor.

MORBİT OBEZLERE ÜCRETSİZ TEDAVİ

Tüm bu işlemlerin ortak bir amacı var çoğu morbit obez için: Ameliyata hazırlık. Bu süreç yaklaşık 1,5-2 ay sürüyor. Uzmanlara göre bir obeziteyi tedavi edebilmek için birbiriyle koordinasyonlu çalışan geniş bir sağlık ekibine ihtiyaç var. Hasılı, tabelasında ‘obezite merkezi’ yazılan kliniklere hemen güvenmemek gerekiyor.

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Morbid Obezite Cerrahi Tedavi Merkezi’nin en önemli kuruluş sebebi morbid obezlere cerrahi yöntemlerle müdahale edebilmek. Önceden bu hizmetten yararlanmak isteyen vatandaşlar ameliyatta kullanılacak malzemeleri karşılamak durumundaydı. Kelepçe için (mide bandı) 2-4 bin YTL, balon için de 3,5-4 bin YTL veriyorlardı. Artık bu uygulamalar çok yakın bir gelecekte ücretsiz yapılabilecek morbit obezlere.

ENDOGAST YÖNTEMİ DE UYGULANIYOR

Merkezde uygulanan bir çok yöntemden ön plana çıkanlar: Endogast, mide bandı ve gastric bypass. Endogast yöntemini balon yerine kullanıyorlar. Çünkü oldukça avantajlı. Endogast, 7 gram ağırlığında, hava ile şişirilebilen yumurta şeklinde bir balon. Midenin fundus adı verilen bölümüne endoskopik yöntemle takılıyor. Aslında küçük bir protez. Fundustaki gerginliğe duyarlı sinirleri uyararak devamlı tokluk hissi veriyor ve zayıflamayı sağlıyor. Mide balonları gibi bulantı, kusma yapmıyor. İçindeki hava miktarı ise cilt altına konulan hazne aracılığıyla ayarlanabiliyor. Genel anestezi ile takılıyor. 2 yıl kadar kalabiliyor midede. Endogast genellikle hastayı obezite cerrahisine hazırlamak için ya da diğer müdahalelerden çekinen hastalar için kullanılıyor.

Bir diğer obezite cerrahi yöntemi, ayarlanabilir mide bandı, yani çok bilinen ismiyle kelepçe. Bu yöntemde, midenin üst bölümüne yaklaşık 15-20 cc’lik hacim oluşturacak şekilde silikondan bir bant takılıyor. Kum saati şekli alan midenin hacmi kısıtlanıyor. Böylece gıda alımı azalıyor ve vücut kilo vermeye başlıyor. Kelepçenin en önemli özelliği iç yapısındaki hazneye sıvı verilerek şişirilebilmesi. Böylece üstteki küçük mide ile alttaki mide bağlantısı rahatlıkla ayarlanabiliyor. Bunun avantajı, eğer kişinin yemek yemesi fazlaysa ayarlama yapılarak gıda alımı azaltılabiliyor ya da tam tersi bir uygulama gerçekleştiriliyor.

Obezler için üçüncü çözüm yolu ise gastric bypass. Bu cerrahi yöntemle midenin hacmi küçültülüyor. Yenilen gıdaların emilimi bundan etkileniyor ve besinler kısa sürede vücuttan atılıyor. Uygulama esnasında mide, üstte 30-40 cc’lik bir hacim kalacak şekilde özel bir aletle ikiye ayrılıyor. Küçük mide üstte, büyük kısmı altta kalıyor. İnce bağırsakla küçük mide arasında bir bağlantı kuruluyor. Böylece boğazdan inen besin küçük mideye geliyor ve orada emilip dışarı atılıyor. Yani büyük mide tamamen işlevini kaybediyor. Bu yöntemle obezler 1-2 yılda fazla kilolarının yüzde 70-80’ini kaybediyor.

Obezite Cerrahisi Birimi Uzman Doktoru Yunus Yavuz, hastalarının gastric bypass yöntemine sıcak bakmadıklarına, genelde geri dönüşümü mümkün mide bandı veya Endogast yöntemini istediklerine dikkat çekiyor: “Her obeze uygulanacak yöntem farklıdır. Mesela bazı morbid obezlerde aşamalı tedavi uyguluyoruz. Mide balonundan faydalanıp kilolarını aşağı çekiyoruz. Böylece hasta kalıcı obezite cerrahisi öncesinde zayıflayarak risk azaltıyor. Cerrahi müdahaleye hastanın rahat girmesi önemli.” Şuan için hastalar Genel Cerrahi Polikiliniğinde muayene ediliyor. Hastaların Doç. Dr. Asım Cingi adına randevu almaları gerekiyor.

MAALESEF HASTANE ‘OBEZ’ DEĞİL!

Obezite Merkezi’nin Marmara Üniversitesi bünyesinde açılmış olması devlet güvencesiyle tedavi görmek isteyen vatandaşlar için elbette sevindirici bir gelişme. Fakat hastanelerimizin fiziksel şartlarının obezlere uygun olmadığı da üzücü bir gerçek. Dr. Yunus Yavuz, bazen hastalarını kapı önünde muayene etmek zorunda kalıyor. Asansörler, yataklar, merdivenler, tekerlekli sandalyeler uygun değil, sığamıyor obezler. Kullanılan aletler küçük geldiği için tomografi, MR çekilemiyor. Hatta tuvalet ihtiyaçlarını giderebilmeleri için onlara uygun klozetler de yok. Ameliyat masaları da en fazla 120 kilo taşıyor. 160 kiloluk biri ameliyat edileceğinde masanın altına destekler konuyor. Tabii sedyeler de dar geliyor onlara. Hastanın gövdesi sığsa bacakları dışarıda kalıyor. Dr. Yavuz, obezlerin tüm özgürlüklerinin elinden alındığı kanaatinde. Ona göre, hastane binaları obezler de düşünülerek tasarlanmalı, onlara uygun malzemeler bir an önce temin edilmeli. Artık obezlerin olmadığı bir Türkiye’yi düşünmek belli ki mümkün değil…



MEDYA OBEZLERİ TEDAVİDEN SOĞUTUYOR; CERRAHİ MÜDAHALELER ÖLDÜRMÜYOR

Endoskopik ve Laparoskopik Obezite Cerrahisi Birimi Uzman Doktoru Yunus Yavuz, medyayı eleştiriyor: “Medyada obezite haberleriyle alakalı problemli bir tutum var. Zayıflama diyetlerinin dışında yayımlanan tüm haberlerde obezlerin öleceği söyleniyor ya da cerrahi müdahale sırasında ölen birinin hikâyesine yer veriliyor. Hastaların hepsi öleceğini düşünerek geliyor bize. Cerrahi müdahalelerin imajı kötü. Ameliyat esnasında vefat eden birinin haberi Türkiye’de çok önemli gündemler olmasına karşın manşetten verilebiliyor mesela. Obeziteye eşlik eden birçok hastalık var. Onlardan herhangi biri yüzünden vefat edince haber olmuyor, obezite ameliyatı esnasında vefat edince haberleştiriliyor.Morbit obezlerin hayatını uzatmak ve sağlıklı yaşaması için bu müdahaleler gerekli. Daha bilgilendirici, umut verici haberler yapılmalı.”

Amerikan Bariatric (Obezite) Cerrahi Derneği (ASBS) Başkanı Prof. Dr. Philip Schauer, 176 obezite cerrahi merkezindeki 55 bin 567 hastanın mortalite (ölüm) sonuçlarını şöyle açıklıyor: Hastanede yatış anında ölüm oranı yüzde 0.14, ilk 30 günde yüzde 0.29, ilk 90 günde yüzde 0.35. Genel ve ameliyat tiplerine göre ölüm oranları: Mide bandında yüzde 0.1, balon uygulamasında yüzde 0.15, gastric bypass’ta yüzde 0.54. Tüm ameliyat tipleri genel değerlendirildiğinde ise toplam ölüm oranı yüzde 0.25.