21 Nisan 2008 /
“Koltuğuma yaslanırken, ‘şimdi ben bu otobüste, yirmi bir numaralı kendimin kâşifiyim,’ diye geçirdim içimden. ‘Bilet kesen kadın, on iki saat boyunca uzaktaki bir şehre değil de, yalnızca uzaktaki kendime seyahat edeceğimi bilmiyor.
Şu hiçbir yere kaydedilmemiş günlüğün yaprakları aralandıkça, bir kez daha, kurumuş bir çiçek gibi uyandığım, ruhumu insan içine çıkmaya ikna edemediğim sabahları hatırlayacağım. Anneme iyi bir oğul olup olamadığımı düşüneceğim sık sık; hiç fark etmeden ona nasıl da yabancılaştığımı…” Ali Ayçil’in, Kovulmuşlar Evi ismini verdiği ve Timaş Yayınları arasından çıkan hikâye kitabından bu alıntı. Edebiyat okurlarının yabancı olmadığı bir isim Ali Ayçil. Samimi, naif, sıcak bir dille kaleme aldığı hikâyelerde hem kendiyle yüzleşiyor, hem bir nevi muhasebeye davet ediyor okurlarını…
KOVULMUŞLARIN EVİ
Ali Ayçil
Timaş Yayınları
108 sayfa
0212 513 84 15