DOSYALAR

Tedavide yeni umut: Biyoenerji

Biyoenerji ile tedavi metodunu, alternatif tıp yöntemlerine rağbetin arttığı son günlerde sık sık duymaya başladık. Bazılarınca metafizik bir hadise, hatta batıl inanç olarak değerlendirilen bu olayı bilimsel bir fenomen olarak ele alanların sayısı da her geçen gün artıyor.

Başta Doğu Bloku ülkeleri olmak üzere İngiltere, Kanada, Almanya ve birçok Uzakdoğu ülkesi bu konulara el atmış, hatta al ternatif tıp dediğimiz biyoenerji, akupunktur, hipnoz gibi yollarla tedaviye başlamışdurumda. Bu ülkelerde kurulan enstitülerde öncelikle kişinin biyoenerji kapasitesi ölçülüyor, yeterli görülen adaylara konu hakkında detaylı bilgiler verilip, enerji transferinin metodları öğretiliyor. Kursu başarıyla bitirenlere devlet onaylı bir sertifikayla çalışma izni veriliyor. Çalışmaların organizatörlüğünü Rusya'da bulunan, Prof. Dr. Djuna Davİtaşvili'nin başkanlığını yaptığı Uluslararası Açık Üniversite ve Alternatif

Tıp Merkezi yapıyor. Çalışmalarını aynı zamanda UNESCO bünyesinde devam ettiren birlik, resmi olarak 1982'de Kazakistan Almatı'da kurulmuş. Şu anda varlığınıMoskova'da devam ettiren Uluslararası Açık Üniversite ve Alternatif Tıp Merkezi'ne bağlı değişik ülkelerdeki merkezlerde biyoenerjinin yanısıra telepati, beyinsel düşünce gücü ve doğal kaynaklarla tedavi konularında da eğitim verilmekte.

Geçirdiği elim trafik kazasından sonra sinirsel fonksiyonlarını büyük ölçüde yitiren Aydın Menderes'in tedavisinde kullanılacağı yolundaki haberlerde adını pek çok kez duysak da biyoenerjinin mahiyeti Türkiye'de pek bilinmiyor. Ülkemizde henüz, bu alanda yapılmış akademik bir araştırma mevcut değiL. Biyoenerji uzmanı olarak kabul edilenlerin büyük çoğunluğu yabancıülkelerden, özellikle Rusya ve Azerbaycan'dan gelen, orada bu konunun tahsilini yapmış kişiler. Buna rağmen biyoenerji doktorlarına fevkalade yüksek derecede bir rağbet var Türkiye'de.

HAYATIN TABII ENERJISI

Biyoenerji doktorları fltık, omurilik ra hatsızlıkları, felç, astım, kalp rahatsızlıkları, sinir hastalıkları, mide rahatsızlıkları, migren, böbrek ve safra kesesi rahatsızlıkları, sara, romatizma, cinsel hastalıklar, alkol bağımlılığı ve sigara tiryakiliği tedavilerinde hastayı bıçak altına yatırmadan vücutlarındaki enerjiyi kullanarak tedavi edebiliyorlar. Genelde kabul etmedikleri kişiler ise kanser, ileri derecede felç, ırsi hastalıklar, doğuştan gelen rahatsızlıklar ve daha önce hasstalığı dolayısıyla ameliyat olmuş hastalar. Tedavilerden alınan memnuniyet verici sonuçlar bu tedaviye olan inancı artırıyor.

Bilimsel olarak yaşama, var olma enerjisine biyoenerji deniliyor. Bu bağlamda hayvanlar ve bitkiler de var olmak için biyoenerjiye ihtiyaç duyuyorlar. Vücudumuzda devamlı dolaşım halindeki biyoenerji bu dolaşırnda kan damarları ve sinir sistemini kullanıyor.

1962'de Koreli bilim adamları insan vücudunda cilt altındaki hafif daire biçiminde duvarlardan oluşan kenrak sistemi ismini verdikleri bir tabakanın varlığını ispatlamışlar. Bu görüş daha sonra Amerikalı bilim adamları tarafından da desteklenmiş. Kenrak sistemi ve sinir hücrelerinin magnetron karakterleri de keşfedilerek bunların, vücut dışına sinyal verme ve dışarıdan sinyal almada kullanılabileceği görülmüş. Bu veriler, biyoenerjiyle rehabilitasyonun bilimsel tabanını oluşturuyor.

Vücut herhangi bir hastalıkla karşılaşınca o bölgedeki enerji dengesini kaybederken ancak biyoelektroluminesent aletiyle görülebilecek, insanın fiziksel bedeninin dışında bulunan aura tabakasında o bölgelere ait bozukluklar görülüyor. Biyoenerji uzmanları, ellerini lokatör (hastalık yeri belirleyici) olarak kullanıyorlar. Doktor, kendinde fazlasıyla bulunan biyomagnetik gücü elleri vasıtasıyla hastaya tatbik edip ondaki fazla negatif veya pozitif enerjiyi kendi bünyesine alarak vücudu dengesine kavuşturuyor. Bu arada hastalığı da kendi üzerine almış oluyor. Biyoenerji doktorlarının en çok şikayetçi oldukları nokta da bu. Çünkü hastalıktan kaynaklanan bu zararlı enerjiyi vücutlarından atmaları çok zor ve tehlikeli oluyor. Hatta bazen kalp krizi ile sonuçlanabilecek boyuta ulaşıyor. Fazla enerjiyi boşal~d1a anında çok,yoruluyor, kusuyor, terliyor bazen saatlerce gözleri açık şekilde uzanık vaziyette kalıyorlar. Bu zorlukların yanısıra karşılaştıkları kişilerin içini okuyabilmeleri ve insanların içindeki kötü düşünceleri hissedebilmeleri de kötümser olmalarına sebep oluyor. Yani diğer insanların sahip olmadıkları bu vasfa sahip olmaktan pek de mutlu değiller. Bu işi insanların iyiliği için yaptıklarını, kazandıkları paranın bu işkenceyi çekmeye değmeyeceğini söylüyorlar.

ÇALIŞARAK KAZANMAMIŞLAR

Biyoenerji doktorlarının hepsi ağızbirliği etmişçesine bu enerjinin tamamiyle Allah vergisi olduğunu, bunu elde etmek için herhangi bir uğraşta bulunmadıklarını ifade ediyor. Bunu söylerken öyle içtenler ki; bu gücün kendilerine ait olduğunu söyleseler enerjilerinin uçup gideceğine inanıyorlar.

Uzmanlar herhangi bir insanın extra biyoenerji sahibi olup olmadığını da anlayabiliyor. Lakin, hepimizde çeşitli oranlarda bulunan biyoenerjinin sizde ne kadar olduğunu anlamanın yolları var. Örneğin hisleriniz kuvvetliyse, tahminle riniz tutarlıysa, hayatta başarılı iseniz, sağlıklı ve hastalıklara dayanıklı bir bünyeniz varsa biyoenerji seviyeniz iyi demektir. Biyoenerji ırsi bir meziyet değiL. Yalnız bunun istisnai durumları da var. Örneğin Dr. Natik Gaffaroğlu'nun üç çocuğu da biyoenerji sahibi. Ayrıca, biyoenerji doktorlarının hepsi kendilerinde bu gücü keşfetmeden önce vücutlarında bazen bissettikleri aşırı ateş dolayısıyla doktora başvurmuşlar ama hiçbirşey bulunarnamış. Biyoenerji kaybına sebep olan şeyler ise beslenme bozuklukları, elverişsiz hayat koşulları ve çok sorunlu bir hayat olarak özetleniyor.

Biyoenerji bilimsel olarak 20. yüzyılın ikinci yarısında tasdik ediIdiyse de daha önceleri özellikle Mısır, Mezopotamya ve U zakdoğu ülkelerinde tedavi aracı olarak kullanılmış ve hatta hiçbir ilaç ve alet kullanmadan insanları tedavi eden bu kişilere şeytan, cin veya insan dışı bir varlık gözüye bakılmış. Bazen işkenceye tabi tutulmuşlar, bazense öldürülmüşler. Dileğimiz yetkililerin de aynıduruma düşmeyip, ilerde tedavi yöntemlerinde çığır açabilecek bu önemli olayı bilimsel bir gözle incelemeleri..

Hastalıklan bünyesinde topluyor

Tıp fakültesini bitirdikten sonra dahiliye ve röntgen doktorluğu yapan Natik Gaffaroğlu da Azerbaycan'dan yurdumuza gelen biyoenerji doktorlarından. 1989 senesinde vücudunda tesadüf eseri biyomanyetizma tesbit edilmi§.. Moskova'daki Uluslararası Açık Universite ve Alternatif Tıp Merkezi Başkanı Prof. Dr. Djuna Davıtaşvılı kendisinde çok yüklü miktarda biyoenerji olduğunu belirterek bunu kullanmamasının cinayet olacağını söylemiş. Akupunktur ve biyoenerji üzerine diploma alan Natik Bey, merkezin genel sekreteri Prof. Dr. Anton CA Y ASURIYE tarafından akupunktur çalışmaları için Singapur'a davet edilmiş. Canlı bir televizyon programında enerjisini ekran karşısında oturanların önlerindeki bİTer bardak suya geçiren Natik Bey, bunu, Amerika'daki bir olayı aynı anda görüntü dalgaları vasıtasıyla televizyonda seyretmeye benzetiyor. Kendisi çok ağır hastaları ve daha önce ameliyat olmuş kişileri tedaviye kabul etmiyor. Çünkübu durumlarda kendi bünyesine aldığı hastalığı atmakta zorlanıyor. Ameliyatlı hastaların ise sinir ağları ve deri altı kanalları kesik olduğundan tedavileri iki kat daha zorlaşıyor. Devletten serbest çalışmak üzere resmi belge alan Natik Bey şu anda Emirgan'daki muayenehanesinde hastalarını kabul ediyor.

içki, sigara bağımlıllğına son

Hüküme Rahimzade, aynı zamanda petrol mühendisliği bölümünü de bitirmiş. Henüz küçükken çevresinde bir insan hastalandı mı hemen kendisini çağırır, elini hastanın başına koymaslfiı isterlermiş. Hüküme Hanım'ın başına elini koyduğu hastada iyileşme belirtileri görülürmüş. Daha sonra, bünyesinde bulunan bu gücün mahiyetini merak etmiş ve Bakü'de bir müddet anatomi dersi almış. Ülkesinde bulunan Azerbaycan Biliciler ve *Extra-Sense Merkezi'ndeki çalışmalara katılmış. Merkezin müdür yardım cı lığında bulunmuş ve **Expert Premisyen kabul edilmiş. Geçtiğimiz günlerde Türkiye'ye gelip Sezen Aksu'yu ve Zeki Müren'i tedavi ettiği ve Zeki Müren'in özel doktoru olma teklifi aldığı söylenen Azeri biyoenerji doktoru Baba Şahbazov kendisinin dünyadaki en güçlü iki insandan biri olduğunu ve bunu kullanmamasının çok üzücü olacağını söylemiş. Hiçbir zaman doktor olmayı düşünmeyen Hüküme Hanım bir körün gÖrmesine vesile olmuş, üç yıl yatalak kalan birini ayağa kaldırmış. Birçok kişinin ilgi sini çekeceğini sandığımız bir nokta da Hüküme Hanım'ın sigara ve içki bağımlılığına son veremeye vesile ol ması. Tedaviden sonra bu kişiler içki ve sigaradan nefret edecek l;ıir hale geliyorlar. Dokuz aydır Türkiye'de bulunan Hüküme Hanım buraya geliş amacını ülkemizde çok miktarda bulunan biyoenerji potansiyeline sahip insanları açığa çıkarmak olarak açıklıyor. İleride Türkiye'de kurulmasımuhtemel bir biyoenerji araştırma merkezinde seve seve expert premisyen olarak çalışabileceğini söyleyen Hüküme Hanım'ın dileğine katılmama~ mümkün değiL.

* Extra Sense: Biyoenerji ile tedavi etme gücüne sahip kimse.

** Expert Premisyen : Karşısındaki insanın biyoenerji oranını ölçebilen kişi.

ÖNERİLEN YAZILAR