SPOR

Rengini söyle takımını söyleyeyim

Rengini söyle takımını söyleyeyim
G.Saray, F.Bahçe ve Beşiktaş'ın renkleri niye değişti? Trabzon'un renklerinin hamsiyle bir ilgisi var mı? İzmirspor'un Yunan bayrağını andıran ilk renklerini hangi paşa değiştirdi.
Her fanatik taraftarın sloganıdır, "Damarlarımı keserseniz kanım bilmem şu renklerde akar." sözü... Takımının renkleriyle özdeşleşen taraftarın bir kimlik etrafında kendini tanımlamasından başka bir şey değildir aslında, yukarıdaki klişeleşmiş ifade.Bir taraftar için hayat sarı kırmızı ya da yeşil beyazdan ibarettir adeta... Takımının renkleri, yolunda ölmeye değer bir aşktır onlar için. Gerçekten öyle midir acaba?

Türkiye'deki futbol takımlarının tercih ettiği renklerin ayrı ayrı hikâyeleri var. İlk renklerinde sebat etmeyenler çoğunlukta. Futbol takımlarının birçoğu 1910-1925 yılları arası ile 1960'ların sonuna doğru kuruldu. İlk kurulan takımlarda, ülkedeki işgal güçlerine karşı bir tepkinin olduğu görülüyor. Forma rengi olarak genelde 'kırmızı'nın tercih edilmesi de bunun bir göstergesi zaten. 1960'lardan sonra biraz da devletin teşvikiyle il takımları kuruluyor. Amatör takımların birleşmesiyle oluşturulan bu kulüplerin renk seçiminde yerel figürleri temsil eden renkler öne çıkıyor.

G.Saray'ın ilk renkleri kırmızı beyazdı

II. Bayezid, bir gün ava çıkar. Haliç'in öte yakasına geçer. Bugün Galatasaray Lisesi'nin olduğu yerde yarı virane bir yapı görünce mola verir. Binada yaşayan nur yüzlü ihtiyarla sohbet eder. Ayrılırken, yaşlı derviş II. Bayezid'e biri kırmızı, öbürü sarı iki gül hediye eder ve bir dileğini iletir: "Büyüklerimden işittim. Burada bir zamanlar öğrenciler okurmuş. Sen de bir ilim irfan yuvası yaptırasın."

G.Saray'ın sarı kırmızısının bu efsaneden alındığı söylenir. Ancak bu sezon 100. yılını kutlayan Cim-Bom'un ilk forması aslında kırmızı beyazdı. Kulübün kurucusu Ali Sami Yen, bunu şöyle anlatıyor: "Takım için seçtiğimiz renkler, kırmızı ve beyazdı. Bu ilk formaları Asım Tevfik'in annesiyle kız kardeşim dikmişti. Ancak, kırmızı beyaz gömleklerin milliyetimizi apaçık ilân etmesinden korktuk. Kuşdili'nin meşhur al fesli, palabıyıklı, tıknaz hafiyesi etrafımızda çizdiği çarkları daraltmaya ve bize fena gözle bakmaya başlamıştı bile. İstemeye istemeye kırmızı beyazı terk ettik."

Yeni forma almak için Ali Sami ve arkadaşları, İngiliz kökenli Economic kooperatifinin mağazasına gider. Çalışanlardan yardım ister. Bu sayede Birmingham'lı William Schillcokc mağazasının kataloğundan, futbol ayakkabısı ve sarı-siyah renkli parçalı formayı sipariş verirler. Ne var ki bu formaların ömrü uzun olmaz. Arka arkaya alınan üç yenilgi formaların uğursuzluğuna bağlanır. Yeni forma arayışları başlar. Birçok dükkan gezilir. İstenen kumaş istenen fiyata bulunamaz. En sonunda Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun dükkanında, şali denilen, bayrak kumaşı örgüsünden fakat daha ince, güzel ve canlı iki yünlü kumaşa rastlanır. İki rengi vardır. Biri vişneye çalan, koyuca, tatlı bir kırmızı, öteki de içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı. Metresi otuz iki kuruş olan bu kumaşlar alınır. Ali Sami kumaşı evine götürür. Bu işte artık tecrübeli olan kardeşine formaları diktirir.

F.Bahçe'nin ilk renkleri Sarı-Beyazdı

F.Bahçe'nin ilk renkleri papatyaların kıskançlık ve temizlik sembolü olan sarı ve beyazdır. 1907 yılında kurulan kulübün ilk amblemi de F.Bahçe burnundaki ışık saçan deniz feneridir. Kulübün kurucularından Ziya Bey'in İngiltere'den getirttiği; önü ve kolları düğmeli sarı beyaz yollu formaları, lacivert şort pantolonları ve sarı löverli yün çorapları ile tarihe merhaba diyen F.Bahçe, renklerini 1910 yılında sarı-laciverde çevirir. Yöneticiler aynı yıl monarşi rejimini tehdit edici bir mesaj içerebileceği düşüncesiyle amblemi de değiştirir. Bugün Fenerbahçe Kulübü tüzüğünde, lacivert rengin "asalet", sarı rengin ise "Fenerbahçe için duyulan gıptayı" ifade ettiği yazıyor.

Beşiktaş Jimnastik Kulübü 1903'te padişah II. Abdülhamid'in "İngilizlerin icadı ayak topunu oynamayacaksınız." şartıyla kurulur. Bu yüzden Beşiktaş'ın futbol branşı, II. Meşrutiyet'in ilânını takip eden yıllarda, 1911'de hayata geçirilir. Kulübün ilk renkleri kırmızı beyazdır. Balkan Harbi'nde binlerce vatan evladının şehit düşmesi üzerine teessüre kapılan yönetim, olağanüstü kongre yapar ve aldığı kararla, "Balkan topraklarının tamamı tekrar Türk milletinin oluncaya kadar" kırmızı-beyaz olan renklerini siyah-beyaza çevirir. Geçtiğimiz yıllarda Beşiktaş yazarlarından Kazım Kanat, "100. kuruluş yılında ulusal matem bitsin, formada ilk renklere dönülsün." fikrini ortaya atmıştı. Kanat'ın bu düşüncesi kabul görmedi ama Beşiktaş bazı maçlara kırmızı forma ile çıkıyor.

Trabzon'un renkleri hamsiden değilmiş

Birinci Lig'de bir dönem fırtına gibi esen Trabzon'un hem kuruluş hem renk hikâyesi oldukça ilginç. Bugün çoğu kitapta Trabzon'un bordo mavi renklerini Karadeniz'in simgesi hamsinin gümüş mavisi pullarıyla bordo rengi gözlerinden aldığı yazıyor. Ancak kulübün kurucularından Nizamettin Algan renklerin hamsiyle bir alakasının bulunmadığını söylüyor.

Trabzonspor, 20 Temmuz 1966'da kırmızı beyaz renklerle İdmangücü, Karadenizgücü, Martıspor ve Yolspor'un katılımıyla kurulur. Ne var ki İdmanocağı buna karşı çıkar. Danıştay'da açılan davadan yürütmeyi durdurma kararı çıkar. Devreye, dönemin Beden Terbiyesi Genel Müdürü Ulvi Yenal girer. Yenal, İdmanocağı ve İdmangücü'nün birleşmemeleri halinde iki kulübün de Türkiye 2. Ligi'ne alınmayacağını bildirir. Bunun üzerine iki kulüp, 2 Ağustos 1967'de uzlaşmaya varır. Böylece İ.Ocağı, İ.Gücü, Karadenizgücü ve Martıspor'un birleşmesiyle Trabzonspor kurulur.

Ancak, tartışmalar bitmez. Trabzon'da uzun yıllar süren İdmanocağı-İdmangücü rekabetinde sarı-kırmızı ve yeşil-beyaz renkler hakimdir. Gerisini Nizamettin Algan anlatıyor: "Ankara'da Ulvi Yenal'ın odasındayız. Uzun süren tartışmalardan sonra sarı-kırmızı, kırmızı-beyaz renklerde uzlaşma sağlanamadı. Yenal'ın müşavirlerinden biri Karadeniz'in karası, denizin mavisi diyerek siyah-maviyi önerdi. Bu teklife de kimse sıcak bakmadı. Yenal 'daha fazla yormayın beni, bir renk İdmanocağı, bir renk de İdmangücü söylesin ve bu iş bitsin' dedi. İdmanocağı grubundan 'koyu bordo', İdmangücü saflarından ise 'açık mavi' önerileri kabul gördü. Böylece mutabakat sağlandı, daha sonra Trabzon'da bordo-mavi renkleri resmiyete döktük."

İstanbul'un renkleri Çanakkale'nin mirası

Bugün zor günler geçiren İstanbulspor'un renklerinin hikâyesi de hayli ilginç. Beyin Cerrahı Prof. Dr. Cengiz Kunday anlatıyor: "İstanbulspor'un renkleri sarı-siyah, 1915 Çanakkale Savaşları'nın simgesidir. Çanakkale geçilmez der bu renkler. 1915'te İstanbul Erkek Lisesi, Galata'da Kemeraltı Caddesi'ndeki bugünkü Saint Benoit okulunun bulunduğu binadaydı. Çanakkale'de yurt savunmasına katılan İstanbul Erkek Lisesi öğrencilerinden yaralanlar İstanbul'a dönüyor, yaraları okulda tedavi ediliyordu. Bu nedenle okulun taş duvarları hastane rengi 'sarıya' boyandı. Tedavi görenler tekrar Çanakkale'ye gitti. İstanbul Erkek Lisesi Çanakkale'de çok şehit verdi. Çanakkale'ye vatan savunmasına gidenler geri dönmeyince sarıya boyanan okulun pencere kasaları, bu kez siyaha boyandı. Matem vardı okulda. Savaş sonrası 4 Ocak 1926 yılında İstanbul Erkek Lisesi bünyesinde kurulan İstanbulspor'un renkleri de sarı-siyah olarak kabul edildi. Bu renkler savaşın mirası bize."

Ankaragücü'nün renkleri Ata'dan

F.Bahçe ile aynı renkleri taşıyan Ankaragücü'nün renk arayışı sırasında Atatürk'ün bir anısı etkili oluyor. Kulüp ilk olarak kırmızı-beyaz renkler altında Anadolu Sanatkarangücü ile Turan Sanatkarangücü'nün birleştirilmesiyle kurulur. Atatürk, Kurtuluş Savaşı sonrası İmalat-ı Harbiye Genel Müdürlüğü ve Spor Kulübü'nü ziyaretinde fabrika yetkililerinden bilgi almak için Ankara'dadır. Atatürk'e istirahatleri sırasında mevsim meyvelerinden iri taneli Ankara'nın ünlü misket üzümü ile kavun ikram edilir. Atatürk bu ikramdan çok hoşnut kalır. Ankara'da yetişen iri taneli lacivert renkli misket üzümünün kalitesinden ve sarı renkli kavununun lezzetinden bahseder. Sonraki yıllarda kulübün renkleri oy birliği ile sarı-lacivert olarak değiştirilir. Ankaragücü'nün sarı rengi 'kazanma hırsı ve başarıyı', lacivert rengi ise 'gücü' temsil ediyor.

G.Birliği'nin renkleri yokluktan...

Ankara'nın köklü kulüplerinden G.Birliği'nin renkleri Cumhuriyetin ilk yıllarındaki kıtlık ve darlığın yansımasıdır adeta. Ankara Erkek Lisesi'nde Beden Eğitimi hocası Ekrem Bey'in kendilerine yaptığı haksızlığa kızan bir grup gencin kurduğu bir takımdır G.Birliği. Lisede hocanın kurulan futbol takımına almadığı çocuklardan olan Ramiz Eren, kulübün kuruluşunu ve forma renginin hikâyesini şöyle anlatıyor: "Arkadaşlarımızdan Asım adında bir çocuk vardı. Babası Muş mebusuydu. Babasına olayı anlattı. Babası da bizleri çağırdı. "Çocuklar, ben size bir kulüp kuruvereyim mi? diye sordu. 'Neden olmasın?' dedik. 'Yalnız forma lazım' dedi. Eskiden belediyenin üzerinde bir dükkâncı vardı. Oraya gittik. Orada sadece siyah-kırmızılı bir forma bulduk. Hepimiz birer forma aldık. Asım'ın babasına gittik. O da 'Madem ki gençsiniz, takımın ismini 'Gençlerbirliği' yapıyorum.' dedi.

İzmirspor'un renklerini Paşa değiştirdi

Metin Oktay gibi Türk futbolunun en büyük yıldızlarından birini yetiştiren İzmirspor, 28 Kasım 1930'da Altınay ve Sakarya kulüplerinin birleşmesiyle kurulur. Renk olarak mavi-beyaz tercih edilir. Ancak, renkler 29 Ekim 1931'de değiştirilir. Bu tarihte, Malül Gaziler Kupası'nda Karşıyaka ile yapılacak karşılaşma için zamanın Birinci Ordu Komutanı Fahrettin Altay Paşa maçı seyretmeye gelir. Soyunma odasında futbolculara moral vermek isteyen Fahrettin Paşa, yurt dışından getirilen mavi-beyaz çubuklu formaları görünce, bunların yıllarca savaştığımız Yunan bayrağına benzediğini belirtir ve bu renklerin acilen değiştirilmesini ister. Bunun üzerine takım İzmir (Atatürk) Lisesi'nden getirilen sarı-mor formalarla maça çıkar. Daha sonra da takımın forma renginde küçük bir değişiklik yapılarak bugünkü renkleri olan lacivert-beyaz renkler kabul edilir.

Karşıyaka'nın yeşili İslamı temsil ediyor

Türk futbolunda İstanbul'un üç büyüklerine ilk kafa tutan İzmir takımlarından Altay olur. 16 Ocak 1914'te kurulan takıma, Türklerin Altay'dan kopup Anadolu'ya yerleşmesini anlatması için Altay adı verilir. Yunan, Ermeni ve İtalyan takımlarıyla yaptığı maçlarda başarılı sonuçlar alan, Adnan Menderes'in de kalecilik yaptığı Altay'ın ilk renkleri kırmızı-beyazdır. Savaş yıllarında siyah-beyaz olarak değiştirilir. İzmir'in bir diğer köklü kulübü Karşıyaka'nın bugün hâlâ koruduğu yeşil-kırmızı renklerindeki yeşil İslam'ı, kırmızı da Türklüğü temsil ediyor.

Samsunspor'un siyahı kazadan kaldı

1965 yılında 19 Mayıs, Fener Gençlik, Akınspor ve Samsunspor amatör mahalli lig takımlarının birleşmesiyle kurulan Samsunspor'un renkleri kırmızı- beyaz. Türkiye'de formasında Atatürk'ü taşıyan tek profesyonel futbol takımı olan Samsunspor, 20 Ocak 1989 tarihinde Malatyaspor deplasmanına giderken Havza İlçesi'nde meydana gelen kazada 3 oyuncusuyla teknik direktörünü kaybeder. Birçok oyuncu ciddi şekilde yaralanır. Kazadan sonra forma renklerine bir de siyah eklenerek kulübün renkleri kırmızı-beyaz-siyah olur.

Diğerlerinin kısa hikâyeleri

Gaziantepspor 1969'da kurulur. Takımın renkleri için Antep'in savunmasında canları pahasına kenti düşmana teslim etmeyen şehitlerin anısına siyah ve kırmızı tercih edilir. Diyarbakırspor, amatör ligin iki ezeli rakibi Diclespor ve Yıldızspor kulüplerinin 24 Haziran 1968'de birleşmesiyle kurulur. Diyarbakırspor bugün formasında taşıdığı renklerin yeşilini Yıldızspor'dan, kırmızısını Diclespor'dan alır.

Malatyaspor 1966'da, amatör küme takımlarından Adalıspor, Hürriyetgençlik, Coşkunspor kulüplerinin Akınspor kulübüne katılmalarıyla kurulur. Akınspor kulübü, yapılan genel kurulla sadece ismini değiştirerek Malatyaspor olur. Kulübün sarı-kırmızı olan forma rengi aynen korunur. Ancak kulüp 15 yıl sarı-siyah formayla müsabakalara çıkar. 1980-1981 sezonunda sarı-siyah forma değiştirilir ve yeniden sarı-kırmızıya dönülür.

Temmuz 1966'da kurulan Kayserispor, lağvedilen Erciyesspor'un renkleri olan sarı-kırmızıyı tercih eder. Konyaspor, 1922 doğumlu Konya Gençlerbirliği takımına Meramspor'la Çimentospor'un katılmasıyla Haziran 1965'te kurulur. Siyah beyaz renklerle, profesyonel futbol şubesini faaliyete geçiren kulüp, 1923'te kurulan, kentin öteki köklü kulübü İdmanyurdu ile 1981'de birleşme kararı alır. Sonrasında kulübün renkleri yeşil-beyaz olarak değiştirilir.

Cumhuriyet'le yaşıt olan Akçaabat Sebatspor, 1923'te önce İdman Sebat Yurdu adıyla kurulur; daha sonra Sebat İdmanyurdu, Sebat Gençlik ve bugünkü adıyla Akçaabat Sebatspor adını alır. Lermizade Ömer Efendi tarafından kurulan kulübün renkleri kırmızı-beyaz olarak belirlenir. 1966 doğumlu Denizlispor'un kurucusu Yakup Ünel'dir. Ünel, İstanbul'da Darüşşafaka Lisesi'nde öğrenim görmüştür. Darüşşafakalı olması münasebetiyle yeşil-siyahlı renklere tutkundur. Denizlispor'a da bu renklerin yakışacağını düşünür. Teklifi kabul görür.

1968'de kurulan Ç.Rizespor'un renkleri doğanın yeşili ile denizin mavisini sembolize ediyor. 1965'te üç amatör takımın birleşmesiyle kurulan Eskişehirspor, İnönü ve Sakarya savaşlarının Eskişehir sınırları içinde cereyan etmesi sebebiyle seçtiği siyahın yanına Türk bayrağının kırmızısını eklemiştir. Liglerimizin mor-beyaz tek takımı olan Orduspor, 1967'de 5 amatör futbol takımının birleşmesiyle kurulur. Orduspor renk seçiminde çok titiz davranır. Hatta bu yüzden kulübün kurulması yaklaşık bir yıl gecikir. Forma renginin mor-beyaz olmasında Ordu yöresinde mor menekşe çiçeğin yetişmesinin yanı sıra kulübün kuruluşunda yer alan 5 amatör takıma ait renklerin dışında bir renk seçimi de etkili olur.

Bursaspor 1963'te Acar İdmanyurdu, Çelikspor, İstiklalspor, Pınarspor ve Akınspor birleşmesiyle kurulur. Kulübün renkleri, kentin doğasından gelen "yeşil" imajından ve Uludağ'ın "beyaz" karlarla kaplı zirvesinden dolayı seçilir. 1954 doğumlu Adanaspor, forma rengi olarak önce sarı-laciverdi tercih eder. Sonra kentin iki önemli ürünü portakalın turuncusu ile pamuğun beyazı öne çıkar ve takımın forma rengi turuncu-beyaz olur. 1966'da kurulan Antalyaspor'da kırmızı-beyaz renklerin seçilmesinde Türk bayrağı etkili olur.

RENKLERİN ANLAMI

Kırmızı: Arzunun rengidir. Mutluluğu temsil eder ve kişinin iştahını açar. İnsanların üzerinde canlandırıcı, kışkırtıcı ve heyecan verici bir etki yapar. Hiçbir renk kırmızı kadar dikkat çekmez.

Yeşil: Güven ve huzur veren bir renktir. Üretkenliği artırır. Sakinleştirici etkisinin yanı sıra dostluk, şefkat ve ümit duygularına olumlu etkisi vardır.

Siyah: Gücü, haşmeti ve tutkuyu temsil eder. Batıda siyah matemi temsil eder. Siyah, fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır.

Mavi: Sakinlik simgesidir. Dinlendirici ve serinletici etkisi vardır. Huzur verir ve kişinin gerginliğini azaltır.

Lacivert: Sonsuzluğu, otoriteyi, verimliliği simgeler. Lacivert giyen kişiler kendilerini çok daha karizmatik ve inandırıcı hisseder. Sezgiyi artırır. Ayrıcalık duygusu verir.

Bordo: İyimserlik ve beceriklilik özelliklerini gösterir. Rekabete açık ve meydan okuyan bir yapıdadır. Bordo rengin doğasında saldırganlık vardır.

Mor: İnsanların bilinçaltında korku hissini oluşturduğu saptanmıştır. Hafızayı tazeleyici bir etkisi olduğu düşünülür.

Pembe: Rahat hissettiren ve dinlendiren bir renktir. Uyum, neşe, şirinlik ve sevginin simgesidir.

Sarı: Geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin sembolüdür. Sarı güneşin rengi olduğu için kişinin günlük hayatına hakim olan renktir. Özellikle açık sarı, kişiye huzur verir.

Beyaz: İstikrarı, temizliği, saflığı simgeler. Beyazın kişiyi dengeye kavuşturduğu ve canlandırdığı da söylenir. Nazik, yumuşak, alçakgönüllü ve asil bir renktir.

Kahverengi: Tam bir denge rengidir. İnsan hareketlerini hızlandırır. Kahverengi ağırlıklı olan yerlerde uzun süre oturmak güçtür.

Turuncu: Neşenin ve bilgeliğin rengi olarak tanımlanır. Sosyalleşmeyi ve yardımlaşmayı arttırır.