DOSYALAR

Sırplar 'vatandaş ' topluyor

Sırplar 'vatandaş ' topluyor
Savaşlar ve bölünmelerden dolayı nüfusu azalan Sırbistan, uygulamaya koyduğu yeni bir kanunla vatandaş topluyor. Geçtiğimiz ay yürürlüğe giren uygulamayla bir yakını Sırbistan topraklarında doğan herkes Sırp pasaportu alma hakkına sahip. Türkiye'den bir ay içinde 30 kişi Sırp pasaportu için başvurdu.Osmanlı toprakları yüzyıllar boyunca göçlere sahne oldu. Savaşlar sebebiyle sayısız Müslüman Balkanlardan kaçarak Osmanlı Devleti'ne sığındı. Osmanlının son zamanlarında, bölgedeki ayaklanmalar bu sayıyı katlanarak artırdı. Başlangıç noktası 1806 yılındaki Sırp-Karadağ isyanlarına ve 1829'da Yunanistan'ın bağımsızlığını ilân etmesine dayanan olaylar sonucunda 20 bin Türk katledildi ve bölgedeki Müslüman milletler de yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kaldı.

Balkanlarda büyük çaplı göç hareketlerinin meydana gelmesine sebep olan olaylardan biri de 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı. Osmanlı'nın yenilgisi ve ardından düzenlenen Berlin Kongresi ile Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsızlıklarını ilân etti. 1912 yılında gerçekleşen Balkan Savaşı sonucunda Osmanlı Devleti'nin bölge üzerindeki hakimiyeti sona erdi. Katliamlar artınca Müslümanlar yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kaldı.

Göç hareketinin asıl dikkat çeken yönü ise Soğuk Savaş zamanına ve ardından Yugoslavya Cumhuriyeti'nin dağılarak bünyesindeki devletlerin bağımsızlıklarını kazanması sürecine dayanıyor. Bu süreçte Balkanlardan dünyanın diğer ülkelerine, özellikle de Türkiye'ye çok sayıda insan göç etti; çünkü Müslümanlara yönelik katliamlar Yugoslavya cumhuriyetlerinin tamamında yaşanıyordu. Son 50 yılda Türkiye'ye ve dünyanın diğer ülkelerine öyle çok göç eden insan oldu ki, Balkan hükümetleri dahi bu sayıları resmi olarak bilmiyor. Göç edenler, bir daha geri dönemedikleri için, doğduğu ülkenin vatandaşlığını da kaybetti ve nerede yaşıyorsa o devletin vatandaşı olarak kabul edildi. Bu durum tabii ki Balkan devletlerinin nüfusunun önemli oranda azalmasına sebep oldu.

Eski Yugoslavya cumhuriyetlerinden bazıları bağımsızlık kazandıkları 1992-1994 yılları arasından itibaren iç hukuklarında vatandaşlık kanunu adıyla yeni bir düzenlemeye gitti. Vatandaşlığı silinen insanların bu hakkı yeniden elde etmelerini sağlamak ve dünya genelindeki nüfuslarını artırmak amacıyla uygulanan bu kanuna son on yılda pek fazla ilgi gösterilmedi. Bunun en büyük sebebi insanların önüne tamamen geriye dönüş ya da mevcut vatandaşlığını sildirmek gibi ağır şartların koyulmasıydı.

Sırbistan Cumhuriyeti kısa bir süre önce ağır şartları ortadan kaldırmak ve insanların bu haktan kolayca faydalanmalarını sağlamak amacıyla yeni bir vatandaşlık kanununu yürürlüğe soktu. Devlet birliğinin diğer kanadı Karadağ ise eski kanunları uygulamaya devam ediyor. 27 Şubat 2005 tarihinde uygulamaya konan yeni kanuna göre Sırbistan topraklarında doğan ve çeşitli sebeplerle dünyanın herhangi bir ülkesine göç etmek zorunda kalan insanların bizzat kendileri, orada doğmamış ve yaşamamış da olsa çocukları, torunları veya akrabaları vatandaşlık hakkından faydalanabiliyor. İstenen en büyük şart başvuru yapacakların kendilerinin ya da aile fertlerinden birinin Sırp kökenli olduğunu ve Sırbistan Cumhuriyeti topraklarında doğduğunu belgeyle kanıtlaması.

Başvurusu kabul edilen insanlar aynı zamanda Sırbistan-Karadağ Devlet Birliğinin de vatandaşı sayılıyor. Kanunun sağladığı bir diğer önemli avantaj da yeniden vatandaşlık hakkı elde edecek insanlara Sırbistan topraklarında yaşama şartı ileri sürülmüyor. Ayrıca, bu insanlar şu an Sırbistan-Karadağ Devleti'nde yaşayan herhangi bir kişiyle tamamen aynı haklara sahip olacak. Örneğin, dünyanın diğer ucunda yaşasa bile ülkedeki siyasi seçimlerde oy kullanabilecek. Sırbistan-Karadağ İstanbul Konsolos Muavin Irena Kovacevic Kuzmanovic, kanunun henüz çok yeni olduğunu ama duyuruların her yere yapıldığını ve göçmen kişilerin bu konuda bilgilendirildiğini ifade ediyor. Şu ana kadar yaklaşık otuz resmi başvuru aldıklarını belirten Kuzmanovic, uygulamanın demokratik olduğunu ve bu sayının artacağına inandığını söylüyor. Kuzmanovic ayrıca, Karadağ'ın da yeni düzenlemeye geçmesini beklediklerini ancak bunun ne zaman gerçekleşeceğini bilmediklerini ifade ediyor.

Vatandaşlık kanunu Sırbistan-Karadağ'ın yanı sıra Makedonya ve Bosna Hersek'in iç hukukunda da bulunuyor. Ancak, Bosna Hersek bunu diğer devletlerle ikili anlaşmaları olmadığı için uygulayamıyor. Makedonya ise 1994 yılından beri çeşitli nedenlerle farklı ülkelere göç eden eski vatandaşlarına bu hakkı tanıyor. Sırbistan Cumhuriyeti'nin yeni uygulamasına benzese de, Makedonya'da doğmamış, yalnızca ailesinden birinin Makedon kökenli olmasından dolayı bu hakkı elde etmek isteyen insanlara ağır bir şart getiriliyor. Bu kategoriye giren kişilerin vatandaşlık hakkı kazanabilmesi için Makedonya'da 5 yıl boyunca ikâmet etmesi gerekiyor.

Makedonya İstanbul Başkonsolosu Jordan F. Panev, dört yıldır bu görevde olduğunu ve bu süre içinde yaklaşık 200 başvuru aldıklarını belirtiyor. Panev, Türkiye'de ya da dünyanın herhangi bir diğer ülkesinde yaşayan insanların düzenlerini kurdukları için Makedonya'ya geri dönmeyi düşünmediklerini ve bunun da çok normal olduğunu söylüyor. Bu haktan faydalanmak isteyen insanların ise yalnızca oradaki akrabalarına daha kolay ulaşabilmek veya ticaret yapabilmek için başvurduğunu belirten Panev, genel olarak vatandaşlık kanunundan faydalanmak isteyen kişilerin sayısının oldukça az olduğunu ifade ediyor. Rumeli Türkleri Federasyonu Genel Sekreteri ve Bosna Sancak Derneği üyesi Selim Yusufoğlu, Sırbistan Cumhuriyeti'nin uygulamaya koyduğu yeni kanunun amacının nüfus artırımına yönelik olduğunu iddia ediyor. İstanbul'da yaşayan Balkan göçmenlerinin büyük bir kısmının üyesi olduğu Bosna Sancak Derneği'nin uzun yıllar genel sekreterliğini de yapmış olan Yusufoğlu, göç edenlerin zaten Boşnak ve Müslüman olduğunu, Sırbistan ya da Karadağ kökenli insanların bulunmadığını ifade ediyor. Bu insanların büyük bir bölümünün Sırbistan ile Karadağ arasında kalan Sancak bölgesinden göç ettiğini belirten Yusufoğlu'na göre kanuna yoğun bir ilgi olmayacak. Yusufoğlu, Sırbistan ve Karadağ'ın Avrupa Birliği hukukuna uygun hareket etmek için bu uygulamayı gerçekleştirdiğini, ancak insanların kurulu düzeni varken buna ilgi göstermeyeceğini iddia ediyor.

ÖNERİLEN YAZILAR