|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Kara Kutu
  |  
Dosyalar
  |  
Ekonomi
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
Hayat Bilgisi
  |  
 
DOSYALAR

Türkler yeniden Balkan seferinde

15 Ağustos 2005 / SEDAT GÜLMEZ
Yurtdışı seyahatlerde artık Balkanlar gözde. Mostar'ı, Üsküp'ü, Ohri'yi görmek isteyen Türk turistler akın akın Balkanlar'a gidiyor. İki yıl içinde 12 bin insanın ziyaret ettiği Bosna Hersek ise en popüleri. Talebi karşılamakta zorlanan THY uçuşlarını artırırken, Air Bosna tekrar seferlere başladı.
Kosova'dan Mostar'a, Üsküp'ten Saraybosna'ya kadar bütün Balkanlar yıllardır hep 'uzakta bir yerde' kalmıştı. Türkiye için Edirne'nin ötesi 'yabancı' idi ve bu yabancılık Yugoslavya'nın yıkılışına kadar sürdü. Türk insanı, Balkanlar'da akrabalarının olduğunu Bosna'daki savaşla birlikte hatırladı. Hem de çok acı biçimde. Üç yıl süren savaşta Sırpların yaptığı katliamlar, insanımızın Balkanlar'a olan ilgisini zirveye çıkardı. Kimi yardım etti kimi dua... Savaş bittikten sonra da yakılıp yıkılan bu ülkeye yatırımlar yapıldı, okullar açıldı. Karşılıklı ziyaretler gerçekleştirildi.

Türklerin ikinci Bosna seferi

Türkiye'nin bölgeye ilgisi şimdi bir başka alanda daha kendini gösteriyor. Türk turizminde şimdi Balkanlar da popüler. Özellikle son iki yılda büyüyen gezi kervanı yüzünden seyahat acenteleri yeni turlar düzenlemek, havayolu şirketleri yeni seferler koymak zorunda kaldı. Bosna'ya 2004 yılı boyunca sadece İstanbul-Saraybosna hattında Türk Hava Yolları 16 bin 469 kişi taşıdı. Tersi istikamete ise 15 bin 893 kişi. Camileri, kiliseleri, havralarıyla "Avrupa'nın Kudüs'ü" diye anılan Saraybosna, adeta yeni bir cazibe merkezi oldu Türk insanına.

Türk turistlerin Bosna'ya ilgisi farklı bir şekilde başladı aslında. Bosna Hersek'e Türkiye'den 1994'te düzenlenen ilk sefer eğitim amaçlıydı. Ülkenin değişik bölgelerinde o dönem itibarıyla iç savaş devam etmesine rağmen özveriyle çalışan Anadolu insanı 2-3 yıl içinde birçok okul açtı. Kitaplara geçmiş Boşnaklarla Türklerin ortaklıkları, bu kez somut işbirliğine dönüştü. Yeni bir nesil yeni bir eğitim anlayışıyla geleceğe umutla bakmaya başladı.

İki ülke arasında bu kadar sıcak bir ilişkinin kurulmasında şüphesiz geçmişin izleri önemli bir rol oynuyor. Zira, camiler, medreseler, köprüler, hamamlar hep Anadolu'yu hatırlatıyor; hatta insanların yüzünde beliriveren tebessüm, yabancılara karşı gösterilen misafirpervelik de... Hal böyle olunca, geçmişin bütün güzelliklerini hâfızasının bir köşesine sıkıştırmış Türk halkına anlatmak o kadar da zor olmuyor. Nitekim, 2003 yılında kurulan Fidan Tour, hem atalarının medeniyet kurduğu toprakları Anadolu insanına göstermek hem de Boşnaklara Türkiye'yi anlatmak için kolları sıvar. Rumeli Gâzileri'nin diyarına ilk gezi aynı yılın nisan ayında 35 kişilik işadamı grubuyla düzenlenir. Gelenlerin memnuniyeti Fidan Tour Yöneticisi Ali Dokumacı ve arkadaşlarının özgüvenini ve umudunu artırır.

Yelpaze geniş

İstanbul başta olmak üzere Giresun'dan Maraş'a, Edirne'den Kayseri'ye kadar birçok yerden ziyaretçinin Bosna ziyaretleri çoğalarak devam ediyor. Misafirlerin sadece yüzde birlik kısmının Boşnak kökenli Türk vatandaşlarından oluşması seyahatlerin yalnızca kan bağı çıkışlı olmadığının bir göstergesi. Bosna'nın tüm şehirlerinin Osmanlı koktuğunu, bu sebeple görülmeye değer olduğunu hatırlatan Dokumacı, "Ancak bizim gezi paketimiz kapsamında sadece Saraybosna, Mostar, Travnik, Banyaluka, Gorajde, Srebrenitsa ve Bihaç yer alıyor." diyor.

Kuruluşundan bu yana 9 bin 550 kişiyi Anadolu'dan Bosna'ya taşır şirket. Yöneticilerin diğer Balkan ülkelerine açılmaya niyetleri olsa da şimdilik Bosna'ya yetişmenin derdinde. Bir sonraki adımları Balkanlar'dan Türkiye'ye ziyareti artırmak. Dokumacı, bu ters hareketliliğin de talep göreceğinden emin. Çünkü Türkiye'den Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Özak, TBMM Milli Eğitim Komisyon Başkanı Tayyar Altıkulaç ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yalova Milletvekili Muharrem İnce gibi isimlerin Bosna'ya gelmesi, bölge halkının şevkini artıyor ve geri dönüşüm ihtiyacı hissetmelerine sebep oluyor. Bu durumun normal olduğuna işaret eden Muharrem İnce, devleti temsil keyfiyeti taşıyan kimselerin o topraklarda gözükmesiyle yöre halkının manevi güç kazandığına işaret ediyor. İnce'ye göre Bosna'nın Bursa'dan farkı yok. Bu nedenle geçen yıl yaptığı geziyi en kısa sürede yenileme arzusunda.

Tur şirketleri memnun

Bosna Hersek'e yönelik seyahatler tertipleyen kuruluşlar Fidan Tour'la sınırlı değil. Osmanlı'nın 700. kuruluş yıldönümü kutlamaları sebebiyle 1999'da kapsamlı çalışma yürüten Eman Tours da söz konusu ülkeyi gündemine almış. Fidan Tour sistemli ilk kuruluş olmasına rağmen Bosna kapısını açan ilk firma Eman Tours olur. Ancak Bosna'ya yönelik talepler ilk dönem itibarıyla yetersiz kalır. 1997'deki broşürlerinde dahi bölgeye yer verdiklerine işaret eden firma yöneticisi Mustafa İsmet Saraç, "Kültürel ve tarihî geçmişine yeteri kadar ilgi göstermeyen zihniyet kırılmaya başladı. Geçmişinizi bıraktığınız yerde mevcudiyetinizi bir şekilde hissettirmezseniz, söz konusu dokunun bozulacağının farkında herkes." diyor.

Özellikle bahar ve yaz aylarında tur düzenleyen Eman Tours, sadece 2005'in ilk altı ayı itibarıyla yirmişer kişilik üç grubu Bosna'ya göndermiş. Dördüncü grup da bu ay içinde yola çıkacak. Beş yıl öncesine kadar senede bir olan grup sayısının yükselmesi sevindirici; fakat hiç kimse turizmin dalgalı bir yapısı olduğunu göz ardı etmiyor. Bu yüzden sadece Bosna değil Osmanlı coğrafyasının tamamının keşfedilmesi gerektiğini düşünüyor, Mustafa Saraç.

Son dönem ziyaret trafiğini 3 hafta öncesine kadar seferi olmayan Air Bosna'nın yeniden çalışmalarına başlamasına bağlayan İlos Travel Genel Müdürü Serhad Uslan, taleplerin önümüzdeki günlerde daha da artacağına inanıyor. Ayrıca Hırvatistan'ın durumuna dikkat çekerek, Adriyatik Denizi'nde kıyısı olan bu ülkeyle her ne kadar Boşnaklarda olduğu gibi güçlü kültür ve din bağı olmasa bile turizm potansiyelinin artacağı görüşünde.

GeziciYAK firması da bir yıldır Bosna pazarını değerlendiren kuruluşlardan. Şirket yöneticisi Sevinç Akdoğan, Avrupa ve Amerika yerine Afrika, Ortadoğu, Asya ve Balkanlar üzerinde çalıştıklarına değinerek, "Mesela Bosna için savaşın bitmesi, Türkiye'deki Boşnak göçmeni faktörü Bosna'yı cazibe merkezi haline getirdi." diyor. Grup taleplerinin yoğunlaştığının altını çizerek, geçen yıl dört turda yüz kişi götürdüklerini, bu yıl ise katılımcı sayılarının her ziyaret için 30-40 kişiye çıktığını belirtiyor.

Bosna Hersek'le ilgili çalışmaları bulunan yazar Hâluk Dursun'un ise artan seyahatlerle ilgili çekinceleri var. Daha önceden başlaması gereken gezilerin 'Türk davranışı' dediği, geç kalma faktörü nedeniyle bugünlere bırakıldığını düşünüyor. Ona göre Boşnak kökenli vatandaşlar da yeteri kadar ilgi göstermiyor yöreye. Bunun nedeni de, üzüntüyle ayrıldıkları yere dönmekte zorluk çekmeleri. Bosna'nın yaşadığı siyasallaşma sürecinin de etkisini unutmuyor, Dursun'a göre Türkiye devleti nezdinde gösterilen ilgide yoğunlaşma da etkili oldu. Dursun, gezilerin son dönemde kitle psikolojisine dönüştüğünü kaydediyor.

Türkiye'den Balkanlar'a olduğu kadar, söz konusu coğrafyadan da Türkiye'ye belirli bir turizm akışı olduğunu söyleyen Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy, gelecek yılların ziyaret akışını artıracağını belirtiyor.

NEDEN BOSNA HERSEK?

9-16 Temmuz tarihleri arasında Srebrenitsa soykırımının 10. yılı münasebetiyle Bosna'da bulunan Emine Zeynep Çamlı, Boşnak kökenli olmasının, ziyaretinin çıkış noktası olduğunu söylüyor. Bunun yanında tarihî geçmişin de etkisini göz ardı etmiyor. Cuma Kılıç, Zeynep Çamlı kadar şanslı olmadığı fikrinde. Çünkü o gitmek isteyip de hâlâ gidemeyenlerden. Şimdiye kadar çevresinden çok giden olmuş. Ama onun ziyareti 10-15 kişilik bir aile grubuyla ağustosta. Eklemeden de duramıyor: "Eğer bu sefer bir aksilik olmazsa."

Kendisi de Boşnak kökenli olan Türkiye Bosna Hersek Dostluk Grubu Başkanı İstanbul Milletvekili Hüseyin Kansu, ziyaretleri sadece turizm olarak değerlendirmenin yanlış olacağı kanaatinde. Ona göre Srebrenitsa soykırımı gibi faktörler daha fazla etkili. Anadolu insanı bir de yöreyi keşfediyor. Bu yüzden Türk Hava Yolları'nın daha önceden haftada iki gün olan sefer sayısı, son dönemde haftasonu hariç her gün var. Bosna Hersek'in Türk vatandaşlarından vize istememesi, Bosna Hava Yolları'nın yeniden uçuşlara başlaması, tabiİ bir de Bosna'nın doğal güzelliği gezilere olumlu katkı sağlıyor.