KAPAK

Karikatürlerin ardında ateist kapitalistler var

Karikatürlerin ardında ateist kapitalistler var
Peygamberimize hakaret içeren karikatürle başlayan krizden sonra Vatikan, Diyanet İşleri Başkanlığı'na özel bir mesaj geçti: Saldırı bütün kutsallara yapılmıştır. Avrupalı dinî liderleri bir buçuk yıl önce resmî ağızdan İslâm fobisi'ne karşı uyaran ilk Türk yetkilisi Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Görmez, karikatür tartışmalarının ardında kapitalist ateistlerin olduğunu söylüyor. Zaten Vatikan'ın geçtiği mesajlar da buna açıklık getiriyor.'islâm toplumlarının güvenliği altında yer alan bir gayrimüslime (zımni) düşmanlık yapan Allah'a düşmanlık yapmış gibidir.' Bu Hadis-i Şerifi, Ekim 2004'teki Avrupa Dinî Liderler Zirvesi'nde Türkiye'yi temsilen yaptığı konuşmada okuyan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Görmez, dinî ve siyasî liderlere çok önemli uyarılarda bulundu. "İslâmofobi: Anti-Semitizm'in Yeni Bir Formu mu?" başlıklı bildirisinde Avrupa'nın İslâm'a karşı ön yargılarını masaya yatıran Görmez, o gün Türkiye adına Avrupa'daki resmî bir toplantıda İslâm fobisi'ne karşı uyarı yapan ilk resmi yetkiliydi. Hadisi üç kez okutma ihtiyacı hisseden dinî liderler, Görmez'in Osmanlı medeniyeti, Avrupa medeniyeti ve İslâm kültürü ile ilgili tespitlerini can kulağıyla dinledi. İslâmofobi (İslâm korkusu) kavramını Haziran 2004'te yaptığı bir konuşmada zikreden Hollanda Başbakanı Jan Peter Balkenende, Türkiye'nin neden Avrupa Birliği üyesi olması gerektiğini anlatırken, bu fobiye de atıfta bulunuyordu: "Avrupa bunu yenmek için Türkiye'ye üyelik yolunu açmalıdır." Görmez, Balkenende'nin tespitlerinden yola çıkarak Avrupalı dinî liderlere bu sunuşu yapmaya karar vermişti.

Dünya inananlarının karikatür krizinden sonra aynı noktada buluştuğuna işaret eden Görmez, Vatikan'ın Diyanet İşleri Başkanlığı'na geçtiği özel bir mesajla 'saldırının tüm kutsallara yapılan saldırılar gibi algılandığını' bildirmesini anlamlı buluyor. İslâm fobisi'ni önlemek için Türkiye'nin çözüm ülkesi olduğunun altını çiziyor. Bu korkuyu aşmanın yolunun Osmanlı'nın medeniyet projelerinde aranması gerektiğine işaret ediyor. Diyanet İşleri Başkanlığı'nda dış ilişkilerden sorumlu başkan yardımcılığı ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde öğretim üyeliği görevlerini yürüten Görmez ile Peygamber Efendimiz'e hakaret içeren karikatürlerle başlayan krizi, Batı'daki İslâm fobisi tartışmalarını konuştuk.

-Batıda İslâm fobisi ne zaman ortaya çıktı? Bu korkunun kaynağı ve anlamı ne?

İslâm fobisi'nin ne zaman başladığını, neden oluştuğunu bulmak için batının İslâm ile ilgili bilgi kaynaklarını gözden geçirmek lazım. Batı'nın İslâm ile ilgili bir tane bilgi kaynağı, iki tane ise görgü kaynağı var. Bilgi kaynağı oryantalizmdir, yani kendisinin oluşturduğu bilgidir. Ve bu sorunlu bir bilgidir. Batı'yı İslâm hakkında korkuya sevk eden en önemli bilgi kaynağı, bizzat sömürge dönemlerinden önce ve sonra Batı'nın kendi merkezlerinde ürettiği oryantalizmdir. Bu bilgi Batı'yı İslâm karşısında yanlış yönlendirmiştir, yönlendirmeye de (bütünüyle olmasa da) devam ediyor.

-Bir de görgü kaynakları var demiştiniz? Neler onlar?

İki tane de görgü kaynağı var. Batı eskiden bu bilgiye dayanarak Doğu'ya karşı stratejisini belirliyordu. Ancak son yıllarda Batı bildiğine değil, gördüğüne inanmaya başladı. Bunlardan birisi İslâm dünyasındaki görüntü, ikincisi de İslâm dünyasından Batı'ya göçen, 'Göçmen İslâmı'nın başka bir deyişle 'Muhacir İslâm'ın görüntüsüdür. İkisi de üzülerek söyleyeyim olumsuzdur. Aslında birinci derecede bu olumsuzluk büyük oranda İslâm dünyasına, yani Müslümanlara aittir. Ancak herkes çok iyi biliyor ki, birçok Müslüman ülke bağımsızlığına bu yüzyılda kavuştu. Uzunca süren sömürge dönemleri yaşadı bu milletler. Bunda en büyük etki de Batı'nındır. İslâm dünyasındaki yanlış görüntülerin de tamamen Müslümanlara ait olduğunu söylemek, hele hele İslâm'ın özünden kaynaklandığını söylemek mümkün değildir.

-Buna yeni eklenen olumsuzluklar yok mu? 11 Eylül sonrası mesela...

Göçmen İslâmı'nın görüntüsü dediğimiz şey özellikle Avrupa'da; Fransa'da Fas-Cezayir, İngiltere'de Hint-Pakistan, Almanya'da Türk ve diğer Müslüman ülkelerden giden insanların görüntüsü. Ki bu insanların Avrupa'da sadece iş gücü aleti olarak değerlendirilmesi yıllarca sorunun temelini teşkil etti. Onların sosyal ve kültürel haklardan mahrum bırakılmaları en büyük yara. Batı bu insanların Avrupa'ya yerleşmeye karar verdikten sonra oluşan görüntülerine İslâm'ın özünden kaynaklanıyor, diyemez. Üçüncü yeni görüntü ise 11 Eylül saldırılarından sonra eklendi. O da İslâm'ın terörle, şiddetle bağdaştırılması ve hatta özdeşleştirilmesi. İslâmî-fundamentalizm, sonra terörizm dendi. Son karikatür krizinde ise üzülerek görüyoruz ki, doğrudan İslâm'ı getiren peygamberle terörizm özdeşleştirildi.

-Bu anlamda karikatür krizi senaryo mu, yoksa doğrudan İslâm düşmanlığı mı? Doğrusu ben bunun Hıristiyanlık'tan kaynaklanan bir düşmanlık olduğunu düşünmüyorum. İslâm dünyasında zihinler karikatür tartışmalarını sanki Hıristiyanlığın İslâm'a yönelttiği eleştiri olarak algılıyor. Kesinlikle öyle değil. Bilakis bunu yapanlar Hıristiyanlıkla da sorunu olan kişiler. Hz. İsa, Hz. Musa ile de sorunu olan, kutsalla sorunu olan insanların ürettiği bir şey bu. Bu sadece Peygamber Efendimize değil, tüm kutsallara yapılmış bir saldırı. Bu meseleyi iki dinin kavgası olarak göstermek son derece yanlıştır, bu doğru değildir. Avrupa için bunu kastediyorum. Amerika'da İslâmofobi konusunda daha dinî, Hıristiyanî içerik var. Bunu yapanları da Hıristiyanlığı kendi emellerine alet eden gruplar olarak görüyorum.

-Bu hareketin-hareketlerin kaynağı neresi, adı nedir?

Kapitalist ateizm. İlahi kaynağı reddeden bir hümanizm; (faydacı sadece insanın zevkini düşünen) kapitalist bir ateizm bu. Kapitalizmin doğurduğu bir ateizm yani.

-Tespitiniz çok önemli. Sorunların çözüm kaynağına da işaret ediyorsunuz aslında. Üç büyük ilahi dinin yöneticileri, din adamları bununla mücadele için ne yapmalı?

Bakın Vatikan'ın açıklaması bizden daha sert. Onlar açıklamalarıyla satır aralarında karikatür krizinden çok, Batı'da Hıristiyanlığın kutsalına saygı göstermeyen insanlara da sopa gösteriyor bence. Kutsala saldırıyı ifade özgürlüğü olarak değerlendirenlere isyan edelim, diyor Vatikan açıkça. Karikatür krizinin ardından diğer din temsilcilerine ait açıklamaların hepsini topladık Diyanet olarak. Ve tahlil ettik. Sonuç, söylediklerimizi doğruluyor. Herkes bundan (karikatürlerden) rahatsız. Neden? Doğrudan İslâm Peygamberi'ne saldırı yapıldı diye rahatsız değiller. Kendi kutsallarına da saldırılar yapıldı, yapılıyor. Hz. İsa'yı çok çirkin rollerde gösteren filmler yapıldı. Kiliseler bunu kutsala sahip çıkmak için fırsat olarak görüyor.

-Dünyanın inananları bir araya mı geliyor/gelecek peki? Karikatürler böyle bir birlikteliği mi tetikledi?

Batı'da sadece medyanın etkilediği kitleler böyle düşünmüyor. Kafalarında somutlaşan şey; İslâm'ı terörle özdeşleştiriyor. Ancak dünyanın inananları şu sorunun cevabını araştırıyor, araştırmalı. Batı'da İslâm'a yönelik saldırılar neden İslâm Peygamberi'nin şahsında yoğunlaşıyor? Üç asırdır bu böyle. Çünkü Batıda İslâm ile ilgili bilgi kaynağı olan oryantalizm, İslâm dinini tevhid dini olarak değil, Muhammedanizm olarak görüyor. Yirmi tane büyük oryantalist sayarım hiçbiri İslâm demiyor dinimize. Muhammedanizm diyor. İslâm fobisi'nin kaynağı da buralara kadar dayanıyor. Dante'nin İlahi Komedyası'nı okuyun. Cehennemi yedi kata bölüyor. En altta Makmetto (Muhammed) var diyor. Bu korkunç bir ön yargı...

-Osmanlı'dan kalan mirasını da düşündüğünüzde Türkiye Batı'nın İslâm fobisi ile mücadelede dünya için ne yapabilir? Krizin ilacı bizde mi?

Türkiye bunu sadece laik-demokratik cumhuriyet dönemi ile izah edemez. Osmanlı, hakikaten dünyanın her tarafında ortaya koyduğu milletler sistemi ile yönettiği diğer topluluklara huzuru ulaştırmanın kaynağını bulmuştur. Osmanlı farklı din ve kültürlerle yaşama tecrübesini ve kaynağını İslâm'da bulmuştur. Diğer İslâm milletleri neden yapamadı? Tabii her milletin farklı medeniyet anlayışı var. Biz Hz. Peygamber'in Yahudiler ile yaptığı anlaşmayı, Necranlı Hıristiyanlarla yaptığı sözleşmeyi farklı anlamışız. Onun için Balkanlar'da küçük küçük topluluklar bile kendi dinlerini, kiliselerini 5 asır Osmanlı egemenliğinde koruyabildiklerini söylüyor. Bu o anlayışın eseri ve çok önemli.

-Böyle bir mirasımız var. Neden bunu kullanamıyoruz peki?

Bizim böyle bir tarihimiz ve tecrübemiz var. Cumhuriyet döneminde de Türk aydınlarının hâlâ bir eksiği var maalesef. Aydınlarımızın tarihle, din ve diyanetle arasında serinlik ve soğukluk var. Bu da kalksa ben inanıyorum ki Türkiye dünyaya örnekliğini asıl o zaman gösterecek. Hâlâ din konusu gerginlik üreten alan olarak görülüyor. Bu halktan kaynaklanmıyor, Türk aydınlarının bir kısmından kaynaklanıyor. Batı'daki İslâm fobisi, maalesef içimizde de bazı aydınlarda tarih fobisi, din fobisi şeklinde sürüyor. On sene sonra dahi bir çocuk şu okuldan çıkacak, şöyle böyle olacak diye korku yaşıyorsa aydınlar, burada ciddi bir sorun var demektir. Bunun ortadan kalkması lazım. Türkiye o zaman daha köklü çözümler üretebilir.

-Medeniyetler arası diyalog girişimleri bu fobinin ortadan kalkmasına nasıl katkı sağlar?

Aslında dinlerin oluşturduğu medeniyetler açısından baktığınızda Yahudilik ve Hıristiyanlık sürekli çatışma içinde oldu tarih boyunca. Ancak Batı'da hastalık derecesinde oluşan antisemitizmden sonra bu hastalığı yenmek için Yahudi-Hıristiyan medeniyeti diye bir kavram ortaya kondu. Bizim medeniyetimiz Yahudi-Hıristiyan medeniyetidir, dediler. Yahudiliği kendi medeniyetinin kaynağı içine aldı aydınlar. Ama ısrarla İslâm'ı kaynak olarak görmedi Batı. Bile bile bunu yanlış yazdı bilim adamları, İbni Sina'dan bile alacakları zaman Avisenna dediler. Biz rahatlıkla İbni Rüşt, Farabi, Kindi ile Aristo ve Socrates'i aynı yerde komplekse kapılmadan buluşturuyoruz. Ama Batı bunu başaramadı. İslâm'ı kendi medeniyetlerinin kaynağı içinde görmüyorlar. Sanki İspanya'da Endülüs yaşanmamış gibi... Medeniyetler İttifakı teziyle birlikte Batı yeni bir tezi konuşuyor şimdi de. İslâmoChristian Civilization yani İslâm Hıristiyan Medeniyeti. Fransa'da bir dergi ısrarla Yahudilik'ten daha çok İslâm'ın Hıristiyanlığa yakın olduğunu işler. Antisemitizmde olduğu gibi İslâm'ı da Batı'nın bilgi kaynakları arasında sıralama eğilimi başlamıştır.

-Avrupa'daki Müslümanların çatışmaya yol açmayacak yol haritası ne olmalı?

Öncelikle kendi ülkesinde yer bulamayan, bilgi ve kültür bakımından zayıf olan insanlar hep Avrupa'ya gitti. Oralarda da doğrudan kendilerini inkişaf ettiremediler. Batı onlara bu imkânı tanımadı. Avrupa dinî liderler zirvesinde hem Hıristiyanların hem Yahudilerin kendi içlerinde ekollerini İstanbul'da Osmanlı medeniyeti içinde oluşturduklarını anlattım. Büyük dinler kelamlarını, akaid kitaplarını İstanbul'da yazmışlar, zenginleşmişler. Ancak Batı'daki Müslümanlara bu hoşgörü, imkân tanınmadı. Üç kavram konuşuldu sürekli; entegrasyon, izolasyon, asimilasyon. Bu kavramların hiçbiri birlikte yaşamayı ifade etmez. Eşit vatandaş olarak kabul edilip, onların kendi din ve kültürlerini inkişafa izin verseler Avrupa farklı noktada olurdu. 30 senedir Almanya'da din dersi mecburi olduğu halde dersin nasıl verileceği kararlaştırılamadı. Avrupa yapılan yanlışları bu insanların dininden kaynaklanıyor derse büyük hata yapar. Bizim de sorunu sadece Batı'nın düşmanlığında aramamız doğru değil. Özeleştiri yaparak bizden kaynaklanan yanlışları da ortaya koymak lazım. Avrupalı Müslümanlar bu anlamda itidalli ve gayretli olmalılar.

-Tepki vermesinler mi yani? Ya da tepkileri nasıl olmalı?

Her şeyden önce İslâm'ın dünyaya getirdiği aydınlık mesajı, ne İslâm ülkeleri ne de göçmen Müslümanlar Batı'ya gösterebildi. Meçhul ellerin çizdiği karikatürler mi sizce İslâm'a zarar verdi, yoksa Suriye'de, Lübnan'da, Afganistan'daki davranışlarımızla ortaya koyduğumuz fotoğraf ve karikatürler mi? Eğer bu senaryo ise, Müslümanlar bu beklenti içinde olanlara hizmet etti. Değilse yine yanlış. Gösterilecek en soylu tepki şudur. Biz bütün insanların kutsallarına saygılıyız. Kur'an'ın en büyük mücadele ettiği husus putperestliktir. Ama Kur'an 'Putperestlerin putlarına sövmeyin' diye ayet içeriyor.

-Yani Kur'an-ı Kerim misillemeyi yasaklıyor...

Putperestliği bile eleştirirken örnek oluyor Kur'an. Biz misillemede bulunamayız. 'Biz peygamberler arasında ayrım yapmayız' ayeti Peygamberimiz'in namazla birlikte insanlığa getirdiği en büyük hediyedir. Soylu hediye, Batı'ya da örnek olacak tavır burada. Biz bunu fırsat bilerek kutsal değerlere saygının nasıl olması gerektiğini Batı'ya göstermeliyiz. Diplomasi, ekonomik boykot insanidir. Ama o karikatüre karşı bir karikatür çizemezsiniz, insanlara zarar veremezsiniz. Çünkü buradaki çatışmanın kaynağı dinler değil, dindarlar da değil. Kutsallara savaş açan ateist-kapitalist bir zihniyetin ürünü olarak değerlendirmek lazım bu karikatür tartışmalarını. Ve akıllı hareket etmek lazım.