DOSYALAR

Paşa dedemin mirası var mı?

Paşa dedemin mirası var mı?
Geçen hafta yayınladığımız "Size de miras çıkabilir" haberinden sonra eski tapu sahipleri miras kalıp kalmadığını araştırmaya koyuldu.Türkiye'de ne kadar da sorunlu gayrimenkul varmış. Aksiyon'da yayımlanan 'Size de miras çıkabilir' başlıklı habere üzerine o kadar tepki geldi ki konuyu yeniden ele almak icap etti. Kimi Mersin'den, Antalya'dan, kimi de Burdur'dan veya Ankara'dan, çoğunluğu da İstanbul'dan arayıp dedelerinden kalan eski tapulara başka bir gözle bakmaya başlamışlardı anlaşılan.

Aksiyon'da geçen yıl yayımlanan haberde, aslında sahipleri belli olmasına rağmen bir şekilde Hazine'ye geçen veya başka bir kamu kuruluşu tarafından kullanılan ya da özel kişiler tarafından işgal edilen gayrimenkul ve mülklerin mirasçılarının bulunup hukukî sürecin yürütülmesi olayı ele alınmıştı. Gayrimenkul işi yapan Suat Kılıçarslan'ın da gerek eski yazı okuyan, gerekse hukuki süreci yürüten ekibiyle birlikte bu işlerle ilgilendiği anlatılmıştı.

Ya Hazine veya başka kamu kurumları ya da özel şahıslar, insanlara baba veya dedelerinden kalmış mirasları bir şekilde sahiplenmiş, sorun da büyük oranda buradan çıkmıştı. Buna bağlı ikinci bir nokta da, kendilerine miras kalan kişilerin, bundan haberdar olmamalarıydı. Bunun sebebi de Osmanlı zamanında halkların sıkça yer değiştirmesi ve bir daha da doğup büyüdükleri topraklara geri dönmemesiydi. Öyle ya, dedesi veya babası başka yere göç edip yeni bir hayat kurmuş kişinin, kendisine kalan mirastan haberdar olmaması şaşırılacak bir durum değildi.

KAZANILAN DAVALAR

Jeneoloji, yani insanların atalarını araştırma işi gelişmiş ülkelerde bir meslek olarak yapılıyor. Hatta Suat Kılıçarslan'ın yaptığı türde, gayrimenkullerin mirasçılarını bulmak ve o kişilerin gerçek mirasçı olduklarını ispatlamak için çalışan ofisler de mevcut yurtdışında. Suat Kılıçarslan, bu hususta profesyonel çalışmalar yapan belki de tek kişi Türkiye'de. Hatta, bilim dalının adı olan jeneolojiyi kendi web sitesine isim olarak seçmiş.

Eski yazı okuyanlar ve avukatları ile birlikte 13 kişilik bir ekibi olan Kılıçarslan, geçen yıl yayımlanan haberde mirasçılarını bulup mahkemeye taşıdığı davaların birçoğundan sonuç alındığını söylüyor. Mesela Safiye Ayla ve eşi Şerif Muhiddin Targan'ın babası Şerif Haydar Paşa ile amcası Şerif Ali Cafer Paşa'ya ait Ömerli'deki 11 bin 500 metrekarelik arazi davasını kazanmış. Yine Targan'lara ait Altunizade'deki bir arazi davası da Mesa Şirketi'ne karşılık yürütülmüş.

Sonra Sultan Abdülaziz'i tahttan indirenlerin elebaşısı olarak bilinen Hüseyin Avni Paşa'nın Üsküdar'daki gayrimenkulleri ile ilgili çalışmalar da tamamlanmış. Ve mirasçıları gayrimenkullerin hepsini satmış. Yalnız Üsküdar Paşalimanı'ndaki mülk hariç. Çünkü burası, suikasttan sonra Hüseyin Avni Paşa'dan geri alınmış. Kılıçarslan'ın, meşhur Süreyya Paşa'ya ait mülklerle ilgili yürüttüğü dava ise sürüyor.

Kılıçarslan, bu arada yeni çalışmalar da yapıyor. Bunlardan biri Dülkadiroğulları Beyliği'nin bir kolu olan Şehsuvaroğulları ailesi ile ilgili. Sivas'ta 151 No'lu vakıf defterinden ulaştığı bilgiler çerçevesinde ailenin mirasçılarını da bulmuş. Vakfiye'ye göre, her yıl Ramazan'da fakirlere yemek verilmesi, Kur'an-ı Kerim okutulması gibi hayır hasenat işleri yapıldıktan sonra geri kalan vakıf geliri, mütevelli heyeti tarafından alınabiliyor. Defter kayıtlarına göre 1893 tarihinde vakfın geliri yıllık 12 kilo altın. Bu meblağı en son alan kişi de Salih Bey. Hatta Şehsuvaroğulları ailesine ait Sivas'ta 12 de köy bulunuyor. Bunların tapuları da mevcut. Suat Kılıçarslan, bu Salih Bey'in kanuni mirasçısı olan kızı Cemile Hanım'a ulaşmış. Dava yakın zamanda işleme konulacak.

Kılıçarslan, Galata nüfusuna kayıtlı Suzan Zakay adlı bir kişinin de İçerenköy'de altı dönümden fazla arazisi bulunduğunu tespit etmiş ve Zakay'ın izini sürmüş. Kendisine Kanada'da ulaşan Kılıçarslan, Zakay adına Kadıköy Belediyesi'ne dava açmış. Çünkü Kadıköy Belediyesi, ilgili alanı istimlâk etmeden yeşil alan yapmış ve binalar da kayyum tarafından kiraya verilmiş. Dava şu an Yargıtay'da. Kılıçarslan cevabın olumlu olmasını bekliyor.

MISIR'DA HAK İDDİA ETMEK İMKANSIZ ARTIK

Suat Kılıçarslan, çalışma konularını genellikle kendisi seçiyor. Araştırma yapması için gelen taleplere pek sıcak bakmıyor. Nedeni ise arayan kişilerin çoğunun elinde net bilgi olmaması. Yani dedelerinden kalan miras hakkında tam bilgi sahibi olmayıp olaya şüphe veya ihtimal üzerine yaklaşmaları. Kılıçarslan da bu konuyu zaman kaybı olarak görüyor ve "Talepte bulunan 100 kişiden hemen hepsinin dosyası sonuç vermiyor." diyor.

Kılıçarslan'a Mısır'da, özellikle Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın mirasçısı olabilecek kişilerden de talepler geliyor. Ancak, Kılıçarslan Mısır'ın geçen yıl aldığı bir karar neticesinde, bu ülkedeki miraslarda artık söz sahibi olunamayacağının altını çiziyor. "Çünkü" diyor, "Mısır geçen yıl bir kanun çıkarttı ve 6 ay süre tanıdı. 6 ay içinde müracaat etmeyenler artık herhangi bir hak iddia edemiyor. Zaten müracaat etmek için Mısır'a gitmeleri lazım. Fakat Mısır, gelmesinler diye vize de vermiyor. Onun için arayan insanlara söylüyorum 'Kavalalı Mehmet Ali Paşa'dan bir şey alamazsınız' diye. Çünkü süre doldu."

Suat Kılıçarslan aynı meselenin Suriye ile de yaşanacağına dikkat çekiyor. Suriye'de, Osmanlı zamanından kalma çokça şahıs gayrimenkulü olduğunu belirterek, "Şimdi Suriye de aynısını yapacak. Suriye'den de bir şey alamıyoruz." diyor. Kılıçarslan, buna karşılık Türkiye'deki Suriyeli mallarının tasarruf edilmediğini hatırlatıyor: "Suriyelilerin malları kesinlikle tasarruf edilmiyor. Kiraya bile verilmiyor. Hiçbir şekilde. Suriyelilerin Türkiye'de o kadar malı yok ama bizim çok var orada."

Peki Türkiye'de, dedelerinden miras kalan mallar neden mirasçılarına ulaştırılamıyor? Sıkıntı nereden kaynaklanıyor? Jeneoloji konusunda uzmanlaşan Kılıçarslan'ın tespitleri şöyle: "Birincisi, insanlar, ellerindeki eski tapuların ne anlama geldiğini bilmiyor. Bir de aşırı derecedeki iskândan dolayı herkes yerinden olmuş. Yani halklar yerinden oynamış. Halklar yerinden oynayınca bir daha da geri dönmemişler. Mesela Antep'ten bir belge gönderdiler, Kahramanmaraş'ın bir nahiyesine ait bir tapu. Aileye diyorum ki 'Buralar size aitmiş.' Onlar da 'bizim orası ile ne ilgimiz var?' diyor. Yani dedeleri oradan ama bilmiyorlar."

Bütün bunlara ilaveten bir de Kadastro Kanunu'nun sebebiyet verdiği sıkıntılar var. Çünkü bu kanuna göre bir yerden kadastro geçtiğinde, şikâyet olunan bir durum söz konusu ise 10 yılı geçirmemek gerekiyor. "Diyelim ki bu tapular benim dedemin. Siz de bu yerlerin üzerinde oturuyorsunuz. Kadastro geçtiğinde orası size yazıldı. Üzerinden on sene geçtikten sonra burası artık sizin. İnsanlar biraz da ondan dolayı olayı fark edemedi. Şimdi de herkes merak ediyor, 'dedemin neyi vardı neyi yoktu' diye.

Yalnız bu durumda bir açık kapı yine mevcut. Eğer söz konusu yer, ilgili kişinin 'kayıp veya ulaşılamama' sebebi ile Hazine'ye geçtiyse geri alma ihtimali var. Ancak bir şahıs adına tescil edildiyse geri alınması neredeyse imkânsız hal alıyor.

ÖNERİLEN YAZILAR