SÖYLEŞİ

Üç çikolatayla başlayan şöhret

Üç çikolatayla başlayan şöhret
Kibariye ile şöhret yolculuğunu, Seda Sayan'la ev arkadaşlığını, kızını, kendinden 20 yaş küçük eşiyle mutluluk sırlarını konuştuk.İstanbul Etiler'de yemyeşil bir bahçe içinde sanki misafirliğe gelmişiz gibi karşılıyor bizi... Uzaktan, parmak ucuyla tokalaşmak yerine; sımsıkı sarılıp öpüyor, hemen karnımızın aç olup olmadığını, ne yiyip ne içmek istediğimizi 'Allah aşkına çekinmeyin' diyerek soruyor... Kimden bahsettiğimize gelince… Ekranlarda samimi davranışlarıyla dikkat çeken, duygularıyla davranışları çelişmeyen, halkımızın gönlüne sıcaklığıyla girmiş Kibariye'den, yani nam-ı diğer Kiboş'tan…

Son haftalarda çeşitli televizyon programlarında Kibariye'yi sıkça görür olduk. Bunun nedeni 'Gülümse Kaderine' isimli son albümü. Meslek hayatında onlarca albüme imza atmış Kibariye için son çalışmasının farkı, bu zamana kadar birçok sanatçı, şarkıcı tarafından seslendirilmiş ve 'hit parçalar' içinde adı anılmış eserleri 'kendince' yorumlaması. Albüme ismine veren parça Tarkan'a ait. Bir diğer dikkat çekici unsur da Sezen Aksu'nun 'İstanbul İstanbul olalı' isimli popüler şarkısı, arabeskçi gençlerin gözdesi Cankan'ın 'Yar Yar', İsmail YK'nın 'Nerdesin' adlı şarkıları. Albümü dinlerken bir 'aşinalık' hissediyorsunuz bir yandan da 'acaba mı?' demekten kendinizi alamıyorsunuz. Çünkü Kibariye'nin yorumuyla şarkılar; ne İsmail YK ne de Cankan'ın söylediklerine benziyor. Sözler aynı ama kulağa gelen ses ve hissettirdikleri birbirinden oldukça farklı…

Manisa Akhisar doğumlu Kibariye 45 yaşında ve 11 yaşından bu yana sahnelerde. Akhisar' da yaşayan Enver Düzay isimli müzisyen keşfetmiş onu. O dönemde ailesi kendi deyimiyle 'aşırı' fakirdir. Babası ayakkabı boyayarak annesi de düğünlerde darbuka çalarak para kazanıp sekiz çocuğa bakmaya çalışır. Kibariye en büyükleri olduğu için kardeşlerini düşünüp anne babasına yardımcı olmak ister. İlk sahneye çıktığı günü şöyle anlatıyor: "Ailem için başladım bu işe. Tek isteğim kardeşlerimin karnını doyurmaktı. Annem elindeki dört zeytinin hesabını yapardı. Mucize diye bir arkadaşım vardı, beni bir işe götürdü. Sesimi duyunca Enver ağabey 'Bu kız kim?' diye sormuş. O gün kazandığım azıcık parayla buzdolabını doldurmuştuk."

SEDA SAYAN EV ARKADAŞIMDI

O geceden sonra Kibariye her akşam şarkı söylemeye başlar. Sesi çok beğenilir ve sürekli ekstralar çıkar. Sahnede, Orhan Gencebay, Gönül Akkor ve Esengül'ün 45'liklerindeki şarkıları seslendirir. Akhisar'da ünü yayılmaya başlar. Bundan sonra yaşadıklarını 'Allah yürü ya kulum dedi' diyerek açıklıyor Kibariye. İzmir'de sahne almaya başlar, ailesini hatta babaannesini de alarak İzmir Mezarlıkbaşı'nda tek odalı bir eve taşınır. Tüm maddi yükümlülüğü de üzerine alır. İzmir Kordon'daki Çağlayan Pavyon'da yaşı tutmadığı için kaçak olarak çalışıyordur. O dönemde İzmir Fuarı'nda sahne alan Zeki Müren, Neşe Karaböcek ve Gönül Akkor gibi isimler akşamları Kibariye'yi dinlemeye gelir. 17 yaşında da İstanbul Gayrettepe'deki Stardust Gazinosu'nda çalışmaya başlar. İlk geceki konuklarını Kibariye sıralıyor: "Sezen Aksu, Müjde Ar, Şener Şen, Gönül Akkor, Zeki Müren, Adnan Şenses pek çok müşteri. O kadar heyecanlandığımı hiç hatırlamıyorum. O beğenmedikleri kara kuru kız, bu kadar ünlü ismi bir araya getirmişti."

Stardust'a 4 yıl devam eder. Ev arkadaşı ise Seda Sayan'dır. Etiler'de tuttukları evde üç yıl kalırlar. 'İstanbul'da edindiğim ilk ve son arkadaşım Seda'dır' diyen Kibariye, yaşadığı günleri hâlâ unutamadığını belirtiyor: "Seda, ilk çıktığı dönemlerde ufak tefek bir kızdı. En güzel yıllarımızda birlikteydik. Ailesi İstanbul'daydı. Onların evinde de kalırdık. Turgut Akyüz bana Levent'te bir ev dayayıp döşedi. Orada da birlikte kaldığımız oldu. Bu zamana kadar birbirimizi hiç kırmadık. Onunla yaşadığım arkadaşlığı kimseyle yaşayamadım. Kulis arkasında o keman, ben darbuka çalardım. O şarkı söyler ben oynardım. O sahne arkasında makyaj yapar ben de hep yemek yerdim. Akşamları eve geldiğimizde hemen ocağa çay koyar, hem sohbet eder hem de birbirimizin yorgunluğunu alırdık. O zamanlar ikimiz de yemek yapmayı bilmezdik. Televizyondan, komşulardan aldığımız tarifleri güle oynaya yapmaya çalışırdık. Şimdi güzel yemek yapıyorsak o günlere borçluyuz."

Kibariye, Tünay Ürek'le 17 yıllık evliliğini ihanete uğrayınca bitirmek zorunda kaldı. Ailesinin özellikle de annesinin sert eleştirilerine rağmen 18 yaşındaki Ali Küçükbalçık'la evlendi. Kibariye'nin sürpriz evliliğinin ardından herkes sonunun nasıl olacağını merak etti. Çünkü aynı dönemde birçok ünlü isim kendinden yaşça küçük kişilerle evlenmiş, kısa süre içinde bu birliktelikler son bulmuştu. Kibariye şu an 7 yıllık evli ve Birgül isminde (6) bir de kızı var. "Çok mutluyum, aman nazar değmesin anacım." diyerek mutluluğunun sırrını anlatıyor: "Bir kere çok fazla iyiyim. Dışarıdaki insanlara saygı duyduğum kadar kocama da duyuyorum. Sevgim, saygım, ilgim ve şefkatimle her zaman fedakârlıklarda bulunuyorum. Her şeyi görmek değil; görmemekle, alttan almayı bilmekle geçim oluyor bilesin. Ali benden çok daha olgun. Genç olması sorun olmuyor. Ali namazında, Kur'an'ında, inançları güçlü, evine düşkün biri." Kibariye'ye göre Ali Bey, hayatını değiştirdi, onu gençleştirdi, enerji verdi ve her şeyden öte önce Allah sonra da onun sayesinde bir evladı oldu. Bir insan bir insanın hayatına daha ne katabilir ki?

AMAN NAZAR DEĞMESİN ANACIM!

Kibariye 39 yaşında anne oldu. 'Çocuk sahibi olmak için biraz geç kalmıştım' dese de kızı onun her şeyi. Peki, Birgül'ün hayatınızdaki yeri ne diyoruz, sanki yeni bebek sahibi olmuş gibi mutlu, anlatıyor: "Birgül yıllardır beklediğim, özlemini çektiğim, ulaşamadığımdı… Evimin içini bir anda gül yaptı. Hem de hiç dikeni batmayan, elimizi, gönlümüzü kanatmayan mis gibi kokan bir gül. Kızım hayatıma hayat kattı." Kibariye, kızının kendisi gibi olmamasını istiyor ve eğitimi için elinden ne gelirse yapacağını söylüyor. Ayrıca Birgül, varlık içinde fakir gibi davranmalı, alçak gönüllü olmalı ve ailesine değer vermeli onları ihmal etmemeli.

Gerçek adıyla Bahriye, televizyon ekranlarında hiçbir zaman doğallığını kaybetmedi. Hatta bu doğallığı bile zaman zaman eleştiri konusu oldu. Maddi yetersizlik ve küçük yaşlardan itibaren çalışmak zorunda kalması yüzünden okuma-yazma öğrenemedi. Bunu kompleks yapmadı, dile getirmekten de çekinmedi. Kibariye, 'Birgül dünyaya gelmeden okuma-yazma öğrenmeliyim, yoksa kızıma nasıl yardımcı olurum' düşüncesiyle eşinin yardımını alarak okuma yazma öğrenmeye başlar. 2005'te kadınlara okuma-yazma öğretmeyi amaçlayan 'Bizim sınıf' isimli sabah programında sunuculuk yaparken de eğitim alan kadınlar sayesinde eksikliklerini giderir. Kibariye, 'Öğrenmenin yaşı yoktur' diyerek kendini örnek gösteriyor.

Yıllardır sahnelerde yer alan ve birçok albüm çalışması olan Kibariye, okuma-yazma bilmediği için çok kandırıldığını söylüyor ve unutamadığı bir anısını 'cahil insanı her zaman kandırabilirler' diyerek anlatıyor: "Yıllarca suiistimal edilerek yaşadım. Bizim sektör böyle şeylere çok açık. O zamanlar aile bakıyordum. Anneme haftada bir para göndermem gerekiyordu. Bazen para da alamıyordum. 16 yaşındayım, cahilim, çocuğum. Çikolatayı çok sever, günde 5-6 tane yerdim. Öyle içim temiz, saftım ki; bana üç çikolataya gazino çalışması için anlaşma imzalattırdılar. Bunun üzerine zor günler geçirdim, aileme para yollayamadım. İnsanlar birbirini çok rahat ve acımasızca kandırabiliyor. Allah sırtımı hiç yere koymadı, ne olursa olsun tekrar ayağa kalktım. Güzel Rabbim, bilmeyeni korur. Ali ile evlenene kadar kimse bana sahip çıkmadı. Kandırılıyorum diye hesap kitap işlerinde bankaya gider müdürlerden yardım alırdım, benim her türlü işlemimi yaparlardı. Ancak böyle paramı koruyabildim."

KİBARİYE'NİN MEŞHUR ANNESİ

Görüşme sırasında Kibariye'nin pozitif enerjisinden etkilenmedik desek yalan olur. Tüm yorgunluğuna, yoğunluğuna rağmen şen kahkahalar atan ve bunun içtenliğini de hissettiren biri olduğuna kanaat getirmekle birlikte, bu mutluluk enerjisinin sırrını istedik: "Anacım ben her zaman böyleyim. Kızgın olsam da mutsuz olsam da zaman geçiyor. Can sıkınca her şey düzeliyor mu sanki? Zaman çok çabuk ilerliyor. Yıllar sonra bir çocuğum oldu. Hayata umutla, daha dolu dolu bakmam lazım. Birgül çok küçük. Pozitif olayım ki çocuğum sıhhatli olsun. Önümde ona hizmet edeceğim çok yıllar var. Bir lokma yediğimizde sağlıklı olarak yutabiliyor muyuz? Sevdiğimiz insanlara ne kadar değer veriyoruz? Üzüntülerimizi kolay sindirebiliyor muyuz düşünelim. Neymiş o bunu yapmış, bu bunu yapmış çok takmamak lazım."

'Şöfeeer, şöfeeer Tünay' repliği bize hemen Kibariye'nin annesini hatırlatıyor. Uzun zaman 'Olacak o kadar' ve Televole programlarına konu olmuş, oyuncuların ününe ün de katmıştı. Hatta ekşi sözlükte 'Kibariye'nin annesi' adlı forum bile açılmıştı. Kibariye'ye Ali Bey'le evlenme kararına karşı çıkan ve kısa süre tatsızlık yaşadığı annesini sorduğumuzda, "Anne döver de sever de. Hayatta menfaatsiz seven tek insan annedir. Zeytin sayarak çocuk büyütmek kolay mı kardeş? Her zaman yanımızda olmaya çalıştı. Ne zaman dibe düşsek kurtardı bizi. Tatsızlıklar geride kaldı. Annem Ali'yi çok seviyor. Zaten Ali'ler bizim kapı komşumuzdu. Annemin elinde büyümüş şimdi de ana-oğul geçinip gidiyorlar." diye cevaplıyor. Kibariye yaşadığı tüm zorluklara rağmen hayatından ve yaşadıklarından memnun. Kendisiyle barışık olmasının yanı sıra eksik kusur aramaktan hoşlanmayan, önüne serilen hayatı 'olduğu gibi' yaşamayı seçen biri. Bu özellikleri itibariyle bir soru takılıyor zihnime: "Acaba mutluluğun sırrını çözmüş olabilir mi?"

KİBARİYE'NİN SESİ EN KUSURSUZ...

Japonya'daki bir ses laboratuvarında yapılan bilimsel araştırmanın amacı; 'Dünyanın kusursuz sesli sanatçısı'nı seçmekti. Laboratuvarda, eserlerden rasgele bölümler alınarak icracıların doğru ses basıp basmadıkları kontrol edildi. Aralarında ünlü Yunan sanatçısı Mikis Theodarakis'in de bulunduğu yüzlerce sanatçı testten geçti. Theodarakis 10 puan alabildi. Sezen Aksu, Tarkan, Burak Kut, Akrep Nalan 30 puanın altında kaldı ve 'Bu sanatçılar şarkı söylerken bağırıyor, cihazlarımızı bozuyor' yorumu yapıldı. Muazzez Abacı, Muazzez Ersoy, Adnan Şenses, Ebru Gündeş ise 80 puan alırken Kibariye'nin yüzde 100 kusursuz ses çıkardığı bilgisayarlar tarafından onaylandı. Aynı araştırma Fransa ve ABD'de de tekrarlandı. Sonuç aynıydı; dünyanın en kusursuz sesi Kibariye'ye aitti.

ÖNERİLEN YAZILAR