|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
DOSYALAR

Arnavutluk: Dinler mozayiği

16 Aralık 1995 / ABDÜLHAMIT BILICI- CEMAL A. KALYONCU
Arnavutluk Müslümanları'nın başı Sabri Koçi'nin mütevazı evinin penceresinden, Başbakan Meski'nin salonunun ışıkları ve içeride birkaç kişinin dolaştığı görülebiliyor.
Odalarının biri yatak odası, diğeri hem mutfak hem oturma odası olarak kullanılan iki odalı bu mütevazı eve geliş gayemiz, Sabri Hocaefendi'nin1944'e kadar Osmanlı usulüne göre eğitim veren İşkodra Medresesi'nden aldığı icazet belgesini görmek.

Icazet, Osmanlı döneminde diploma kelimesinin karşılığı olarak kullanılırdı. Öğrencinin ders aldığı hocaların silsile halinde kaydedildiği belgelerde icazet sahibinin hangi konularda yetkin olduğu belirtilirdi. Sabri ibni İdris Koçi'nin İşkodra Başmüftüsü tarafından Osmanlı'dan kalma mühürlerle tasdik edilen icazetnamesinde, hoca olarak Hacı Muhammed Tevfik Bektaşi'nin adı görülüyor.

DINLER MOZAYlGI

Büyük ağırlık yüzde 75 gibi bir oranla Müslümanlar'a aİt olsa bile, resmi rakamlara göre 3 milyon 300 bin insanın yaşadığı Arnavutluk'ta, komünist sistemden sonra dini anlamda büyük1" bir boşluk yaşanıyor. istatistiklere giSJf re ülkenin yüzde 15'ini OrtodoksIar, yüzde IO'unu ise Katolikler oluşturuyor. Gerçek dini yapı ile, istatistiklere yansıyan rakamlar arasında tam mutabakat sağlamak oldukça zor. Tanıştığımız Tiran Hukuk Fakültesi'nin son sınıfında okuyan genç üniversiteli önce, kendisinin Müslüman olduğunu söylüyor. Ancak ardından da eklemeden edemiyor; aynı zamanda da ateistim. Yani hem Müslüman hem dinsiz. Bu cevap şaşırtıyor bizi. Ateistlikle Müslümanlığın birarada bulunamayacağını anlattığımız genç izah ediyor: "Benim Müslümanlık'tan kasdım, atalarım, dedele rim. Onlar Müslüman'mış. Ben de dolayısıyla köken olarak Müslüman oluyorum" oldu. Bu durum Hıristiyanlar için de geçerli.

Arnavutluk'ta bulunan Hıristiyanlığın pnlarca mezhebi çeşitli şekillerde misyonerlik faaliyetlerini sürdürüyor. Bir Protestan, Anglikan temel olmamasına rağmen, en yoğun aktivite bu mezhepler tarafından gösteriliyor. Hatta Ortodoks dininin ileri gelenleri, Batı'nın İslam hayatiyetini tarikatlar aracılığıyla sürdürüyor. Birçoğu etkinliğini kaybetmiş olsa da onlarca tarikatın temsilcileri, dini anlayışlarını sürdürüyorlar Arnavutluk'ta. Bunlar arasında

Bektaşiler, Halvetiler, Kadiriler, Sadiler, Melamiler, Ticaniler, Rıfailer başta geliyor.

Sabri Koçi Hoca, olanca tarihi ve dini bağa rağmen Türkiye'nin hiçbir büyük finansmanıyla ülkelerinde at koşturan Protestan gruplar hakkında rahatsızlıklarını dile getiriyorlar.

sahada kendini hissettirmemesinden ya kınıyor. "Biz sizin ekonomide de, dinde de birinci sırada gelmenizi bekliyorduk. Ama maalesef Türkiye şimdi sonlarda" diye ifade ediyor burukluğunu.

Burada kaldığım ız süre içinde Bektaşiler'den Halvetiler'e, Haremeyn Vakfı'ndan Süleyman Efendi' nin İşkodra yakınındaki Kur'an kursuna, Ortodokslar'dan Katolikler'e bütün dini teşkilatların kapısınıçaldık. Hepsinin, özellikle Enver Hoca dönemini yaşamış din adamlarının hayatlarında gördüğümüz en büyük iki benzerlik, süresi LO yıl ile 20 yıl arasında değişse de tümünün hapis yatmışolması ve dini grupların da kamulaştırılan mülklerini devletten geriye alma mücadelesi vermesi. Tiran merkezinde Müslümanlar'a ait bir bina komünist dönemde Diş Hekimliği'ne tahsis edilmiş. Halen de binanın büyük bir bölümünü onlar kullanıyorlar. Yoğun faaliyetlerden sonra Diyanet, binanın en alt katına ilkokul sonrası eğitim veren 300 öğrencili medresesini taşımış. Şimdi öğrenciler son derece elverişsiz bir ortamda (önceki yerlerine göre çok daha konforlu) sıkış sıkış derslerine devam ediyorlar. Okul, Türkiye'deki imam hatip liselerini andırıyor. İlahiyat eşdeğeri bir yüksekokul açma planları da var Arnavut Müslümanları'nın. İsteyenler bitirdikten sonra ünivensiteye de gidebiliyor. Ama Koçi Hoca'nın öncelikle istediği Arnavutluk Müslümanları'nın din adamı açığını bu öğrencilerle kapamak. Öğrencilerden bizim Diyanet'in verdiği burslarla Türkiye'ye gelenler de var.

YARDIMLARDA DAGINLKLIK

Binasıyla, tahsil durumuyla, aktivitesiyle karşılaştırıldığında nüfusun çoğunluğuna hitap eden Diyanet'in diğer dinlerin, hatta Bahailik gibi yeni akımların çok gerisinde kaldığı gözden kaçmıyor. Bunun tek suçlusu elbetteki bu kurumda görev yapan insanlar değiL. Bunda en önemli pay, ülkeye hizmet maksadıyla gelen tüm İslami kuruluşların dağınık hareket etmesinden yatıyor. Sözgelimi dünya Ortodoksiarının Arnavutluk'a gönderdikleri tüm yardımlar buradaki Ortodoks Kilisesi'nin elinden geçiyor. Bu durum diğer dini gruplar için de.böyle. Müslümanlar içinse aynı durum sbzkonusu değiL.

Ama yıllarca küller altında saklı kalan iman duyguları pml pml kendini gösteriyor. İşkodra'da Arap sermayesi, Türk işgücüyle yapılan camiye Kur'an öğrenmeye gelen Vanda(12), Biseyra (14) ve Servet(14) bu kıpırdanışın ilk belirtileri olsa gerek.

Bektaşi lideri Baba Reşat

Hz. Muhammed (s.a.v) soyundan geldiğini söylüyor, lakin Sabri Koçi burada peygamber soyundan kimse yok diyor. 1935'te doğmuş, 1953'te derviş olmuş. 58'de 10 sene sürgünde kalmış. Sonra 23 yıl daha "halkın düşmanı" olarak hapis yatmış. Tekkeyi huzurevi olarak kullanmışlar.Arnavutluk'ta Bektaşilik, Türkiye'de tekke ve zaviyeleri kapatan yasanın çıkmasından sonra Salih Dede-i Baba'nın bu ülkeye nakleditmesiyle başladı.

26'dan beri dünya Bektaşileri'nin merkezi burası. 48 Baba öldürülmüş. Evlenmiyorlar. Namaz, oruç var, içki yasak diyor, ama daha sonra görüştüğümüz diğer bir Bektaşi 'Içki bunların hayatıdır' diye düzeltiyor.

Fener Patrikhanesilnin yolladığı Yunan papaz Arnavut milliyetçilerinin Yunanistan ile ilişkilerinden kuşkuyla bahsettiği Ortodokslar'ın ibadethaneleri, çalışma tarzları oldukça iyi görünüyor. Ortodokslar ise mali durumları kuwetli Protestanlarıın, ülkelerinde at koşturmalarından rahatsızlar. 1937'ye kadar Fener'e bağlı bir kilise olan Arnavutluk Kilisesi, bu tarihten sonra oto sefal statüsü kazanmış. Normalde kiliselenin birinci adamının, yani başpiskoposun Arnavut olması gerekirken, din adamı yokluğundan şu anda bu görev Yanuilatos(67) adında bir' . Yunan tarafından yürütülüyor. Rusça, Ispanyolca dahil 6 dil bilen başpiskopos, misyoner teşkilatları sorumluluğu yapmış, aynı zamanda Dünya Kiliseler Konseyi Sekreterliği'nde bulunmuş. Kilisenin basın sözcüsü, "Din işlerini yoluna koyacak adam yoktu. Fener'den yardım istedik. Bize bunu gönderdi. Ben de gitmesini isterim. Her Arnavut Ortodoks gibi benim için de en mutlu gün burada bir Arnavut başpiskoposu n görev almasıdır" diyor. Lakin Arnawt milliyetçisi bir milletvekili, bunun Yunanistan'a verilmiş bir taviz olduğunu, Yanuilatos'un Yunan gizli istihbarat servisi adına burada olduğunu iddia ediyor. Eğer hiç kimse bulunmazsa Müslüman olmasına rağmen kendisinin Hıristiyanlığa geçip bu görevi yürütmeye razı olduğunu belirtiyor. Bu arada Türkiye'de Fener'e yönelik eleştirilerden de, Heybeliada Ruhban Okulu'nun kapalı tutulmasından da haberdarlar.