|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
KÜLTÜR SANAT

Çocuk dergileri de büyür

2 Aralık 1995 / RASIH YILMAZ
Televizyonun tek kanal ve siyah—beyaz olduğu dönemde çocukların hayâl dünyasını zenginleştiren, onları kitapla tanıştıran çocuk dergilerinin çoğu bugün yayın hayatına devam etmiyor. Bütün olumsuzluklara rağmen ısrarla yayınlarını sürdüren dergiler ise televizyonla görsellik alanında yarışa girip, promosyon vererek satışını artırmayı hedefliyor.
Türkiye Çocuk Dergisi de bunlardan birisi. 1981 yılında yayınlanmaya başlayan ve "herşeyi ile yerli" bir dergi olmayı hedefleyen Türkiye Çocuk, bu yıl 15. yayın yılını kutluyor. Türkiye Çocuk'la birlikte yayınlanmaya başlayan Milliyet Çocuk, Hürriyet Çocuk, Tercüman Çocuk gibi dergilerin hiçbirisi artık yayınını sürdürmezken, Türkiye Çocuk Dergisi'nin 50 binlere varan bir tirajla yayınını sürdürmesi çocuk yayıncılığı açısından önemli bir başarı olarak kabul ediliyor. Derginin Genel Yayın Müdürü Şaban Çibir'e başarılarının sırrını sorduk.

— Türkiye için önemli bir zaman olan 15 yıl boyunca çocukların ilgisini çekmeyi nasıl başardınız?

Çocuğu... Hitap ettiğiniz kitleyi tanırsanız bu işi çözersiniz. Bizim yaptığımız da bu oldu. Onun isteklerini, merak ettiklerini, ihtiyaçlarını tesbit edip bunlara göre yayıncılık yaptık. Yine onun mayasına ters gelmeyecek, zıt olmayan hedefler gösterdik. Onu olduğu gibi kabul ettik. Yalnız dergi vermekle kalmayıp, sadece bilgilendirmek, kültürlü bir hale getirmekle yetinmeyip 24 saatiyle ilgilendik. Bunun için "Türkiye Çocuk Ailesi" kavramını ortaya attık. Onların her biri bu ailenin birer ferdidir. Annesine, babasına, öğretmenine söyleyemediği her türlü meselesini bize yazabiliyor. Ayrıca Türkiye Çocuk Kulübü'nü kurduk. Bütün illerde onlarla toplanıp, geziler düzenledik. Dergi sayfalarımızda yabancı ürünlere değil, kendi yazar çizerlerimizin eserlerine yer verdik: Çocuklar dergide kendi öz benliğini, Türkiye'yi, Türk insanını buldu.

— Türkiye Çocuk Dergisi'nin çocuk yayıncılığına getirdiği anlayış nedir?

Bu sorunun cevabı dergimizin ilk sayısında Dr. Enver Ören Ağabeyimizin başyazısında yer alıyordu. "Bugün yazısıyla, çizgisiyle, yerli ve bizden olan bir dergiyle karşınıza çıkmış bulunuyoruz. Hikaye ve kıssalarımızda; doğruluğu, dürüstlüğü; resimli romanlarımızda kahramanlığı, mertliği bulacaksınız". Biz bunu bir tavsiye kabul ettik. Ve o tarihten beri hep kendi içimizden insanların, dinimize, kültürümüze yabancı olmayan eserlerine yer verdik. Tarzan'ları, şövalyeleri değil, kendi Hızır Bey'lerimizi, Yüzbaşı Volkan'larımızı sayfalarımıza taşıdık.

— 20 milyon okur—yazar çocuğun olduğu ülkemizde sadece 100 bin çocuk dergi alıp okuyor. 1980'li yılların ortasında ise bu rakam çok daha fazla idi. Çocuklar dergi okumaktan niçin vazgeçti?

Bunun iki nedeni var. Birincisi eğitim sistemimiz, ikincisi televizyon. Öyle bir eğitim sistemimiz var ki; okuyan, araştıran, merak eden, bulmaya çalışan bir nesil değil, yarışan not almak için uğraşan, geçerli not aldıktan sonra öğrendiklerini unutan bir nesil yetiştiriyoruz. Anne babalar da "Çocuğum imtihanı kazansın da ne olursa olsun" mantığıyla hareket ediyor. Televizyonlardaki çizgi filmler, filmler ve daha birçok program malum. Hepsi de çocuğu okumaktan uzaklaştırıyor.

— Görselliğin egemen olduğu bir dünyada çocuk dergisi okumayı cazip hale getirmek için neler yapıyorsunuz?

Önce çocukların anlayabileceği; ihtiyacı olan bir dergi... Bir de ekranda, başka yerlerde bulamayacağı konular, haberler, yazışmalar, hediyeler. En önemlisi de bunları cazip bir şekilde okuyucuya sunmak. Sonra bizler okuyucumuzla içiçeyiz. Şu kadarını söyleyeyim ki; onları doğum günlerinde bile unutmuyor, mektuplar yazıyor, hediyeler gönderiyoruz.