|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
DOSYALAR

Bel fıtığı felç oldu!

7 Ekim 1995 / RASIH YILMAZ
Genelde ameliyatla tedavisi mümkün olan bel fıtığı hastalığı ameliyat masasından insanlarınfelçli kalkmasına da sebep olabiliyor. Ancak ülkemizde Doç. Dr. Ahmet Yildızhan tarafından uygulanmaya başlayan Harvard metodu hastalıkta felç ihtimalini sifira indirirken, insanlar bir ameliyatla tekrar eski sağlıklı hallerine dönüyorlar
Oturmanın, yürümenin, eğilmenin, sıcak ve yumuşak bir yatakta yatmanın hasretiyle yanmanın ismidir bel fıtığı. Genelde ameliyatla tedavisİ mümkün olan bu hastalık, ameliyat masasından insanların felçli kalkmasına da sebep olabiliyor.

Ancak son yıllarda geliştirilen bir tedavi yöntemi, daha doğrusu bir ameliyat, bu hastalığı sıradan bir rahatsızlık haline getiriyor. Tıp alanında 13 defa Nobel ödülünü alan Harvard Üniversitesi'nde uygulanan bu metod son yıllarda ülkemizde de Beyin-OmurilikSinir Cerrahı Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan tarafından uygulanmaya başladı. Bu metodu Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde bulunduğu sırada öğrendiğini söyleyen Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan, Türkiye'ye döndüğünde gerekli cihazları da yurtdışından getirterek Amerika'da öğrendiklerini ülkesinde uygulamaya başladığını belirtiyor.

Türkiye'de böyle risksiz ve hemen hemen yüzde yüz tedavi başarısı olan bu metod hakkında Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan ile görüştük.

BEL VE BACAK AĞRISl İLE BAŞLIYOR

-Nedir bel fıtığı?

Bel fıtığı, beldeki omur kemikleri arasında bulunan ve disk adı verilen kıkırdakların fltıklaşması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Fltıklaşan disk, sinirleri sıkıştırır ve hastalık böylelikle kendisini belli eder.

- Kendisini insan sağlığı üzerinde nasıl belli eder?

Bel ve bacak ağrısı en belirgin şikayettir. Bacak ağrısıyla birlikte bacaklarda uyuşma ve hastalık ilerledikçe kuvvet kaybı da ortaya çıkabilir. Bazen orta hattan omurilik kanalına doğru uzanarak sinirleri sıkıştıran bel fıtıklarında, idrar ve büyük abdestini tutamama veya yapamama gibi bozukluklar da ortaya çıkabilir. Bel fıtığında bel ve bacak ağrısı yürümekle, iş yapmakla ve ayakta kalmakla, öksürmekle artarken sert, yatakta yatmakla azalabilir.

BEL mıGINI BILMIYORUZ

- İnsanlarımız bel fıtığını biliyorlar mı? Bu hastalığa karşı ne derece bilinçliler?

Maalesef insanlarımızın bir kısmı bu konuda çok bilinçsiz. Ağrı içinde kıvranırken doktora gitmeyi tercih etmiyor da, kulaktan duyma birtakım yöntemlere başvuruyorlar. Hatta bir lq.smı kendine zarar veriyor. Bana geldiğinde belini birtakım maddelerle tamamen yakmış veya cildini ciddi şekilde kesmiş insanlar bilirim. Basit bir tedavi ile iyileşme si mümkün iken, bilinçsizce yapılan uygulamalar sonucu ameliyatlık hale gelmiş hastalar vardır. Bazen de ameliyat olması gerekirken çeşitli yerlerde vakit kaybeden ve sonunda felç gibi çok ciddi problemlerle karşılaşan insanlarımız mevcuttur. Halbuki ehil ellerde zamanında gerçekleştirilen, yeterli Ve uygun bir cerrahi müdahale yüzgüldürücü olmakta ve kişiyle tamamen eski sağlığına kavuşturmaktadır. Bu nedenle insanımızı diğer sağlık problemlerinde olduğu gibi bel fıtığı konusunda da bilgilendirmemiz ve biliçlendirmemiz gerekmektedir.

- Hastalığa karşı ne gibi önlemler alınmalı?

Bel fıtığına yakalanmamak tabii ki en iyisidir. Yani tedbirler önceden alınmalıdır. Kişi hiç bir zaman çok ağır bir yükü kaldırmamalı, bir yük kaldıracaksa mutlak surette dizlerini kırarak o cismi yerden almalı ve o şekilde kaldırmalıdır. Yani belden eğilerek kaldırmamalıdır. Uzanarak hiçbir cismi almamalıdır. Mesela raftan kitap alırken uzanmamalıdır. Telefon bile çalsa ona doğru uzanarak almamalıdır. Daima cisimlere yaklaşarak, arada mesafe bırakmaksızın almalıdır. Sağlıklı iken bel ve karın adalelerini güçlendirici egzersizler yapmak yararlı olacaktır.

- Ne gibi tedavi metodları uygulanıyor?

Bel fıtığı hastaları, cerrahi müdahale gerekenler ve cerrahi müdahale gerekmeyenler diye iki gruba ayrılabilirler. Bel fıtığı gelişiminin erken dönemlerinde konservatif tedavi adı verilen
cerrahi dışı tedavi metodları uygulanır. Bu safhada hastaya bütün dünyada ağrı kesici, adale gevşetici ve antienflamatuar ilaçlar verilir. Sert yatak istirahati tavsiye edilir. Fizik tedavi yapılabilir. Lazer ile tedavi cihetine gidilebilir. Ancak hastalık ilerlemiş ve yapılan muayenede bazı şartlar teşekkül etmiş ise o zaman ameliyat kararıverilir. Bu kararı verirken cerraha bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntülerne metodu büyük 0randa yardımcı olur.

- Bel fitığının tedavisinde, felç kalma riskini ortadan kaldıran emniyetli bir metod söz konusu. Bu metodun klasik bel fitığı ameliyatlanndanfarkı nedir?

Bel fıtığının cerrahi tedavisi için Harvard Universitesi Tıp Fakültesi'nde uygulanan tekniği ana hatlarıyla kısaca şöyle anlatabilirim. Bel fıtığı cerrahisinde, dar ve derin bir sahada, üstelik de sinir kökleri gibi çok hassas yapıların çevresinde çalışılmaktadır. Böylesine hassas bir sahada soğuk ışık kaynağı ve cerrahın başına taktığı özel lamba mükemmel bir aydınlatma ile kusursuz bir görüntü sağlıyor. Ayrıca her iki göze takılan ve değişik büyütme gücüne sahip lup (loop) ile de çeşitli dokular ve sinir elemanları büyütülerek görülüyor. Böylece bu yapıların korunması çok kolayoluyor ve hastanın felç kalma riski ortadan kalkıyor. Lüzumsuz kanamalar da önlenmiş oluyor.

Şüphesiz, operasyon mikroskobu kullanarak da benzeri avantajlar elde edilebilir. Ancak kafaya takılan özel lambanın ışığı, cerrahın istediği noktaya, istediği genişlikte ve istediği anda düşmektedir. Operasyon mikroskobunda ise bu işlemler en azından vakit kaybettirmektedir. Ayrıca operasyon mikroskobu cerrah ilehasta arasında adeta bir engel gibi dururken, baş lambası ve lup kullanılınca cerrahın önünde büyük bir boşluk bulunmakta ve bu da önemli bir hareket serbestliği sağla maktadır. Dokular görüntü alanına büyütülmüş olarak gelince lüzumsuz kanamalar da olmamakta, böylece temiz, estetik ve emniyetli bir cerrahi ortaya çıkmaktadır. Neticede hem cerrahın, hem de hastanın yüzü gülmektedir. Buna rağmen bazı vakalarda çok fazla büyütme gerekmekte ve o zaman da operasyon mikroskobunu kullanmaktayım.

Beldeki om ur kemikler arasında bulunan faset eklemleri vücudun ağırlığını taşımakta ve omurganın stabil halde kalmasına büyük katkıda bulunmaktadırlar. Yaptığımız operasyonlarda yine şu anda ülkemizde uygulanmakta olan klasik cerrahiden farklı olarak tur (Drill) kullanıldığından faset eklemlerinin de bütünlüğü kolayca korunmaktadır. Bu nedenle hastalarımız ameliyattan sonra 24 saat içinde ayağa kalkabilmekte ve en kısa zamanda işlerinin başına dönmektedirler. Onun içindir ki bu tür bir operasyon çeşitli branşlardaki sporculara ve vakti çok kısıtlı olan işadamlarına da tavsiye edilebilir.

FELÇ KALMA RISKI YÜZDE SIFIR

- Harvard Üniversitesi'nde uygulanan metodu kullanarak çok sayıda bel fitığı hastasını ameliyat ettiniz. Bu zamana kadar yaptığımız cerrahi müdahalelerde hiç felç kalan hastanız oldu mu?

Bu metod Amerika Birleşik Devletleri'nde yıllardır uygulanan çok emniyetli bir metoddur. Bugüne kadar yüzlerce hastayı ameliyat ettim. Bunlar içerisinde tek bir tane felç vakasıolmadığı gibi; kısmi felç dahi yoktur. Hastalarımızın duasını almaktayım.

- Ülkemizde ekonomik yönden durumu iyi olan kişiler hastalandıklarında yurtdışına tedavi görmeye gidiyorlar. Sizde ise bu trafiğin tersi bir durum söz konusu herhalde?

Evet. Yurtdışından gelen pek çok hastayı da ameliyat ettim. Almanya, Belçika, Hollanda, İsviçre ve Avusturya hatta Fransa'dan gelen hastalarımıameliyat ettim. Ayrıca Makedonya, Azerbaycan ve Suudi Arabistan'dan gelen birer hastayı ameliyat ettim. Pakistan, Lıbya, Iran, Surıye ve Çın'den gelen hastalarım da oldu. Ancak onlara ameliyat gerekmedi. Yani onları, ameliyatsız tedavi etme cihetine gittik.

- Yıldızhan Bel Fıtığı Merkezi'ni kurmanın amacı neydi?

Yıldızhan Bel Fıtığı Merkezi, yalnız bel fttığından şikayetçi hastalara hizmet vermek üzere kurulmuş, dünyanın en ileri ülkelerinde bu hastalık için ne yapılıyorsa onu yapmayı hedefleyen modem bir merkezdir. Merkezin gayesi, operasyon gereksin veya gerekmesin, hangi saflıada olursa olsun tüm bel fıtığı hastalarını tedavi etmeye çalışmaktadır. Bel fıtığı konusunda spesifik uzman bir kadro görev yapmaktadır. Bel fıtığının değişik saflıalarında değişik tedavi metodları uygulanmaktadır. Bu nedenle bize müracaat eden hasta öncelikle muayene edilmekte ve gerekli tetkikler yaptırılmakta ve rahatsızlığı net olarak ortaya konmaktadır. Daha sonra bel fıtığının içinde bulunduğu saflıaya göre en uygun tedavi şekli seçilmektedir. Biz, uzman doktorların mümkünse bir tek hastalık üzerinde yoğunlaşarak spesifik hale gelmelerinin ve spesifik tedavi merkezleri kurmalarının hizmetin kalitesini artıracağına inanmaktayız. İşte biz bunu gerçekleştirdik. Yalnızca bel fıtığı üzerinde yoğunlaştık. Ve bu düşüncenin ürünü olarak tam teşekküllü böyle bir merkez kurduk.

Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan'a bel fıtığı ameliyatındaki risk oranını sorduğumuzda verdiği cevap oldukça ilginç; "İstanbul'dan Ankara'ya karayoluyla giderken trafik anarşisi sebebiyle maruz kalacağınız risk, bel fıtığı ameliyatında maruz kalacağınız riskten daha büyüktür."

.........................

Türkiyeinin Ikayıpl yüzü

Kaybolma olayları, Türkiye'nin acı ve kayıp yüzü. Yakınları kaybolanlar acıların en çetre.fillisini yaşıyor;. öldüğünü bilmiyorlar ki, arkasından Fatiha okusunlar, yaşadığından emin değiller ki dua etsinler... Şimdi kayıplar, belediye otobüslerinin kaportalarında aranıyor

Adı , İsmet Özbilici. İşi, kaybolmuş insanları aramak. Onu tanımak için ille de kendisiyle konuşmak gerekmez; çocuğu, anası, babası, ya da bir yakını arkasında hiçbir iz bırakmadan kaybolmuş bir insanla hemdem olmanız yeterli. Özbilici, 1993'te 22 yaşındaki oğlu kaybolana kadar, kendi halinde yaşayan bir terlikçiydi. İşte ondan sonra fırtınalı hayatı başladı. Oğlunu bulmak için bugüne kadar 40'tan fazla ile ve birçok ilçeye gitmiş, olmadık yöntemlere başvurmuş: "Bir telefon alıyorum, oğluna benzeyen biri var burada diye, kalkıp Erzurum'a gidiyorum, aklıma esiyor Adana'ya koşuyorum. Oğluma benzeyen en az bin ki§iyi gidip gördüm. Gittiğim hiçbir şehirde oıelde yatmadım. Sokaklarda yattım, belki çocutum sokaklarda yaşıyordur, onu görürüm diye. Sokaklar, sabaha doğru çok soğuk olur. "

İsmet Özbilici oğlunu hala bulamadı, gün geçtikçe kendi adına umudunu yitiriyor ama, o şimdi bir insanlık hizmeti veriyor. Oğlunu aramak için gittiği yerlerde, yakınları kaybolmuş o kadar çok insanla karşılaşmış ki... Birçoklarıyla 0turup birlikte ağlaşmış. Kayıp sahibi insanların çokluğu ve birşeyler yapma isteği, Yakınları Kaybolmuş Aileler Derneği'ni kurmaya kadar götürmüş. Kendisi gibi "umutsuzluğun içinde umut arayan" daha binlerce insanla kader ortaklığı yapmışlar. Derneğin 1200 kadar üyesi var, böyle bir kuruluşun varlığından haberdar olan "acılı" insanların katılımıyla üye sayısı sürekli artıyor. Derneğin gayesini Özbilici, "kayıpları aramakla birlikte, toplumu ikaz etmek, uyandırmak, yeni kayıpların ve acıların olmasını önlemek" biçiminde özetliyor

KILAVUZU FALCI OLANIN...

Yakınları kaybolmuş insanlar için en büyük gıda umut ve teselli. Zeka özürlü bir oğlu kaybolan Denizlili bir anne, oğlunun hala yaşadığını, hatta polis olduğunu ve yakında döneceğini düşünerek selli buluyor. Bazı aileler çaresizlikte ..' "UFO'lar kaçırdı,yoksa şimdiye kadar bulurduk" diyorlar. Özbilici mesaisinin tamamını hergün derneğe gelip kaybolmuş yakınlarının resmini uzatan insanlara yardım için sarfediyor. Demek, kurulduğundan bu yana tam 78 kişinin bulunmasında roloynamış. Kayıp yakınınıaramaktsn takati kesilmiş kişiler, son çare olarak falcılara gidiyor. İsmet Özbilici, demek üyelerinin 50 bin lira aidat vermeye yanaşmadığını fakat falcılara gidip milyonlarca lirayı heba ettiklerini esefle anlatıyor.

FUHUŞ, UYUŞlURUCU VE ORGAN MAFYASI

Türkiye' de kaybolma olayları 1990'dan sonra büyük bir artış eğilimine girmiş. Yılda ortalama, yaklaşık 5 bin kişi kayboluyor ülkemizde. Son 15 yılda arkalarında hiçbir iz bırakmadan yaklaşık 40 bin kişi kayıplara karışmış. Her kayboluşun ayrı bir sebebi, ayrı bir hikayesi var. İsmet Özbilici amatörce hazırladığı "Umutsuzluğun İçindeki Umut" adlıkitapta, kayıp insanların, resimleriyle birlikte kayboluş hikayelerini de kısaca yazmış. Kayboluş şekilleri insanlar kadar değişik. Daha çok, "işe gidiyorum" diye çıkılıyor ve bir daha dönülmüyor. İhtiyarların kaybolma sebebi daha çok, "ileri yaş sendromu." Kaybolmaların önemli bir kısmı "kaçırma" şeklinde gerçekleşiyor. Kaçırma şeklinde kaybolanlar genellikle bir daha bulunamıyor. Kaybolan genç kadınlar, uyuşturucuya bağımlı hale getirilip, her türlü isteğe boyun eğdiriliyor ve uyuşturucu işinde kullanılıyor. Kayıp genç kızlar, eğer yaşıyorlarsa, ya fırsatını bulup evlerini ararlarsa, ya da bir tanıdığa rastlarsa bulunabiliyor. Tabii, onları da geri döndürmek mesele.

Derneğe gelen çaresiz bir anne anlatıyor: "25 yaşındaki kızım, iki çocuğuyla birlikte kayboldu. Heryeri aradık, bulamadık. Dört ay sonra bir telefon geldi, sadece, "Anne beni kurtarın" dedi ve nerede olduğunu söyledi. Edirne'de bir eğlence yerinde çalışıyormuş. Kalktım gittim. Beni içeri almadılar. Karakola gittim, durumu anlattım. Çağırdılar Emine'mi. Koştum, sarıldım kızıma. Kızım, "Ben Emine değilim, Ferda'yım, bu kadını da tanımıyorum" dedi. Anladım ki, çalıştığı yerde kızımı tehdit etmişler, "Iki çocuğun elimizde, gidersen bunları ölmüş bil" diye."

İnsan ticareti yapan mafya, sadece kadın satarak değil, çok küçük yaştaki çocukları, çocuğu olmayan Batılı ailelere satarak da para kazanıyor. Küçük çocuklarıkaçırıp satan mafya, doğurmak istemeyen Batılı kadınları büyük bir zahmetten kurtarıyor. Küçük yaşta kaçırılan çocuklar da, satıldıkları aileyi ana-baba bilerek büyüyor. İsmet Özbilici, annelere seslenerek, "Sakın çocuğunuzu bakkala veya dışan gönderdiğinizde yalnız bırakmayın. Kapıda veya pencerede durup gözetleyin" diyor.

Küçük çocuklar ve zeka özürlüler, organ mafyası için iyi bir kaynak. Bu şekilde kaybolanıarın izine rastlamak mümkün değil. Çünkü genellikle hayatta olmuyorlar.

BÖCEKLERIN ITIBARI

Halkı, özellikle de aydınları harekete geçirmeye kararlı Özbilici. Bu konuda söyledikleri ilginç: "Ben böcekleri koruma derneği kursaydım şimdi el üstündeydim. Ama insanı temel alan bir iş yaptığımız için değerimiz yok. Olmadık zorluklar çıkanlıyor. "

Ülkemizde, kaybolanıarı aramak veya bulmak için, kaybolmaları önlemek için oluşturulmuş bir mekanizma yok. Kaybolmak adli bir vaka sayılmıyor. Suç da teşkil etmediği için, kayıplar, emniyet nezdinde aranmıyor. Bu yüzden, kayıpları aramak vatandaşın kendisine düşüyor. Yakınları Kaybolmuş Aileler Derneğinin ögıeği, sadece bizde var.

ısmet Ozbilici, kayıplarını ve bu arada oğlunu aramak için yeni yöntemler geliştiriyor. Rahmi Koç ve Sakıp Sabancı'yı harekete geçirmeye çalışmanın yanında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'la konuşmuş ve bir belediye otobüsünü derneğe tahsis ettirmiş. Kayıpların resimleri her gün bir başka hatta çalıştırılacak otobüsün bütün cephelerine, reklam alır gibi asılmış. Otobüs geçtiğimiz günlerde İstanbul'da sefere başladı. Otobüs bir yıl sonra Edirne' den başlayıp, bütün şehirleri dolaşacak ve Ardahan'a kadar gidecek. Özbilici, bu projeden çok şey bekliyor. Kayıpların bu şekilde daha kolay bulunacağına inanıyor. Bilici aracın adını" Umut Otobüsü" koymuş.

Ve Özbilici, kayıp insanların her biri sağ salim bulunduğunda, kendi yavrusunu, Abdülhamidi'ni bulmuş gibi sevinecek ve bu sevincini dünyadaki hiç bir şeye değişmeyecek.