|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
DOSYALAR

Lut Gölü\; dünyanın en meşhur çukuru

9 Şubat 2004 / MUHSIN ÖZTÜRK
Adım başı bir peygamberin "makamı"nın bulunduğu coğrafyadan bahsederken, bu adı daha çok dini metinlerden bildiğimizin, coğrafiliğinden çok teolojik bağlamı üzerinde durulduğunun farkındayız. Peygamberler diyarının ibret-i âlemlik bir bölümünü teşkil ediyor Lut gölü.
Teolojik, stratejik, turistik anlamda ağırlığı olan başka bir gölden söz edilemez herhalde. Sapkın kavim Sodom ve Gomore"nin gazaba uğradığı dünyanın en çukur yeri orası (deniz çukurları hariç). Deniz seviyesinden 410 metre aşağıya inip gördüğünüz manzara karşısında ilk sözünüz "ne güzel bir yer" olmuyor. Suyunda canlı barındırmadığı gibi etrafında da vaha görüntüsü vermeyen bir gölden bahsediyoruz. Lut Gölü, diğer ismiyle Ölü Deniz. Hiçbir canlı yaşamıyor, tuz oranı çok yüksek, gölde yüzmüyor da sanki oturuyor gibisiniz. Denemedik ama oturarak gazete okuyabileceğiniz de söyleniyor. Çamur banyosu ile ünlü. Magazin sayfalarında cildini güzelleştirmek için Lut Gölü"nden çıkan çamuru kullandığını söyleyen birilerini her zaman bulabilirsiniz.

Lut Gölü"yle yolum iki defa kesişti. 1999"da İsrail/Filistin coğrafyasına yaptığımız gezinin önemli bir parçasıydı. Bundan dört yıl sonra bu sefer Ürdün tarafından gelerek buraya ulaştık. Lut Gölü, her şeyden önce "dini" ve manevi anlamı olan bir yer. Adım başı bir peygamberin "makamı"nın bulunduğu coğrafyadan bahsederken, bu adı daha çok dini metinlerden bildiğimizin, coğrafiliğinden çok teolojik bağlamı üzerinde durulduğunun farkındayız. Peygamberler diyarının ibret-i âlemlik bir bölümünü teşkil ediyor Lut Gölü. Çukur oluşu, hiçbir canlıyı barındırmaması, özellikle Ürdün sınırındaki garip, yüksek, sarp kayaları azap gününden kalan izler olsa gerek. Son yıllarda artan sağlık turizmini bir kenara bırakırsak turizmden kast edilenin "inanç" turizmi olduğunu belirtmeliyiz. Üç semavi dinin aynı kıssadan hareketle benzer anlamlar yüklediği, müntesiplerinin "görmek" için akın ettiği bir yer burası. Son yıllarda cilt sağlığı kavramının öne çıkmasıyla gölden çıkan minerallerin ve çamurun her tarafa ulaşan ününden dolayı da buraya gelen çok kişi var. Ambalajlanmış çamurlar turistik mağazaların başköşesinde duruyor.

Ürdün sınırında karşıya (İsrail"e) yöneltilmiş askeri mevziler ve makineli silahlar dikkat çekiyor. Büyük bir yığınak gibi olmasa da "hazırlıklı olmakta fayda var" kabilinden yapılmışa benziyor. Coğrafi anlamda her iki yakanın da kendine özgü ilginçlikleri var; gölü besleyen irili ufaklı ırmaklar Ürdün tarafında. Dağda açılmış derin yarıklardan göle kavuşan dere görüntüsü heyecan verici. İster Filistin/İsrail üzerinden, ister Ürdün"den ulaşın; yolda mutlaka kıl çadırlarda yaşayan bedeviler dikkatinizi çekecek, belki de yolunuzu kesecektir. Kudüs"ten hareket ettikten sonra yol üstündeki Hz. Musa (a.s.) makamını ziyaret edeceksiniz, Ürdün tarafında ise Hz. Yahya (a.s.) makamını. Bundan dört yıl önceki ziyaretimizde Filistin tarafında gölün bulunduğu havzada (Eriha"da) narenciyeler, yeşil bahçeli evler dikkatimizi çekmişti. Rehberimiz en güzel olanlardan birini göstererek "Arafat"ın yazlığı burası" demişti.

Kahverengi platoda mavi bir serinlik göremiyorsunuz çünkü Allah"ın gazabıyla buluşmuş bir göl orası. Ancak burada yaşayanlar için anlamı biraz farklı. Ürdün tarafında olduğu gibi (deniz sınırının Akabe"den ibaret olmasından herhalde) Lut Gölü aynı zamanda yaz turizmine de hizmet ediyor. Gölün kenarında sarp kayalıklar eşliğinde bir müddet ilerledikten sonra özel dizayn edilmiş bir tatil alanıyla karşılaştığımızda bunu daha iyi anlıyoruz. Etrafı çevrilmiş, tenis kortlarıyla, palmiyelerle donatılmış bir plaj burası. Ürdün sınırındaki tatlı su kaynaklarından beslenmesinden midir nedir, su oldukça bulanık. Halbuki Filistin/İsrail sınırında yağ gibi koyu ancak berrak bir sahille karşılaşmıştık.