|  
  |  
  |  
  |  
  |  
 
Ana Sayfa
  |  
Dosyalar
  |  
Kara Kutu
  |  
Ekonomi
  |  
Spor
  |  
Kültür Sanat
  |  
Teknoloji
  |  
Diraksiyon
  |  
 
 YAZARLAR

Ahmet Taşgetiren ve Ali Bayramoğlu Aksiyon'da
Sayı: 1037 / Tarih : 06-03-2006
Malum; imaj devrinde yaşıyoruz. Modernite her yönüyle hayatımızı kuşatmış durumda. Düşüncelerimizi, davranışlarımızı etkiliyor; etkilemekle kalmıyor zihnimizi, kalbimizi esir alıyor adeta.

Aksiyon Etkileşim Kutusu
Bookmark & Paylaş
Video Foto Ses
Yazdır Arkadaşıma Gönder
Yorum yazın
Yorumları Oku
Bugün, kariyer hesabı yapanlar için doğal, zeki ve birikimli olmak yetmiyor. Kişisel gelişim dersi alıp belli davranış kalıplarını ezberleyenler, dış görünüşlerinde "restorasyona" gidenler makbul artık. Hâsılı, PR yapmayanların yok farz edildiği bir dünyada yaşamaya mahkûm bir nesiliz biz.

Peki, bu dünyada varlık cilvesi gösterebilmenin yolu nedir? Olduğundan farklı görünmek diyebilirim kısaca. Ya da olmayan özelliklerini sayıp dökmek, var olan ayıplarını gizlemek de denilebilir. Bizim inancımıza ters bir durum aslında bu… Çürüklerini gizlemek için sepetin üstüne en güzel elmaları dizmekten veya defosu bulunan bir malı orijinal gösterip satmaktan bir farkı yok bunun temel anlamda. Öyle ama, devir imaj devri ve insanları gözbağcılığı ile hipnotize etmek bir marifet sayılıyor şimdi.

Bunları neden mi anlatıyorum?

Aksiyon'la ilgili olarak öteden beri seslendirilen bazı düşünceleri değerlendirmek için. Okur Hattı'nı takip edenler hatırlayacaklardır. Birçok okuyucumuz sürekli gündeme getiriyor bazı hususları. Özellikle refiklerimizle bizi kıyaslayarak genellikle şu soruları soruyorlar mealen: "Ne zaman atağa geçeceksiniz? Neden onlar gibi fiyatınızı indirmiyorsunuz? Niçin reklâm yaparak kendinizi tanıtmıyorsunuz? Eskiden şu bölümler vardı, şimdi onlar niye yok?"

Ne var bunda diyebilirsiniz. Şüphesiz okurlarımız haklı bu soruları sormakta. Ancak, bir ayrıntıya dikkat çekmek istiyorum. Aksiyon dergisi, başından beri Türkiye'de neşredilen diğer haber dergilerinden farklı bir kulvarda yayıncılık yapıyor. Bir kere ne tasarım ne de muhteva olarak onlara benziyor. Dolayısıyla diğer haber dergilerinin yayın günlerini değiştirmesine, fiyatlarını düşürmesine, kâğıt kalitesinden feragat etmesine bakıp bizim de onlar gibi davranmamızı beklemenin doğru olmadığını düşünüyorum. Elinizdeki dergi "en çok satan veya en kaliteli lider dergi" iddiasında değil zaten. Ve bunun için de ortalığı velveleye vermiyor. Aksine vakarlı bir duruşla aslî işini, yani habercilik yapıyor. Hem de haberle yorumu harmanlayarak…

Aksiyon'da çok şeyin değiştiğini erbabı anlamıştır sanırım. Kadromuz asıl sermayemizin haber olduğunun farkında. Bu yüzden haberin en iyisini, yorumun en kalitelisini vermek için çaba sarf ediyor. Uzaktan bakıldığında ne derinliği ne de akıcılığı belli olan, geniş bir ovada menderesler çizerek akan bir akarsu gibi Aksiyon aslında. Topluma olduğundan farklı görünmüyor, aksine boynunu büküp yayınlarıyla ona can suyu veriyor her hafta.

Sadece haberleriyle mi? Değil elbette. Türkiye'nin en kıvrak kalemlerinden Ahmet Turan Alkan, uzun zaman neredeyse tek başına omuzladı dergimizin yorum gücünü. Sonra aramıza yeni yazarlar katıldı. Ülkemizin yaşayan en önemli mütefekkirlerinden Ahmet Selim katıldı mesela. Ardından farklı yaklaşımıyla kısa zamanda varlığını hissettiren Hamdi Yılmazer. Su gibi akan üslubuyla M. Nedim Hazar… Şimdi bu güçlü yazarların arasına yenileri katılıyor: Ahmet Taşgetiren ve Ali Bayramoğlu.

Daha başka isimler yok mu dediğinizi duyar gibiyim. Kim bilir belki başkaları da yazmaya başlar Aksiyon'da. Şimdilik sadece şunu söyleyeyim. Türkiye'de Ortadoğu'yu en iyi bilen isimlerin başında gelen Kerim Balcı da aramızda.

Yeni yüzümüzle birlikte yeni yazarlarımızı da beğeneceğinizi umuyorum.

İyi okumalar.

06.03.2006

Mehmet Yılmaz